Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Tepki Çeken Çakırlar TOKİ Projesinde Alan 4 Katına Çıktı!

Tepki Çeken Çakırlar TOKİ Projesinde Alan 4 Katına Çıktı!

Çakırlar’da planlanan TOKİ projesinin planı askıya çıkarken, ŞPO Antalya Şubesi alanın 4 kat büyütüldüğünü ve 30-40 bin kişilik yeni nüfus yaratacağını belirterek itiraz ve dava süreci başlatacaklarını açıkladı.

Çakırlar’da planlanan TOKİ projesinin planı askıya çıkarken, ŞPO Antalya Şubesi alanın 4 kat büyütüldüğünü ve 30-40 bin kişilik yeni nüfus yaratacağını belirterek itiraz ve dava süreci başlatacaklarını açıkladı.

KAYNAK: Tayfun Akyatan
Tepki Çeken Çakırlar TOKİ Projesinde Alan 4 Katına Çıktı!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın “500 bin sosyal konut” projesi kapsamında Antalya’da hayata geçirilmesi planlanan TOKİ projesiyle ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’nde yapılması planlanan 4 bin 574 konutluk projeye ilişkin çevre düzeni planı askıya çıkarıldı. Askı sürecinin başlamasının ardından Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Antalya Şubesi, plana itiraz edeceklerini ve süreci yargıya taşıyacaklarını duyurdu. ŞPO Antalya Şube Başkanı Engin Kepenek ve yönetim kurulu, planın ciddi eksiklikler barındırdığını savundu.

“Alan Büyüklüğü 4 Kat Artmış”

ŞPO’nun açıklamasında, daha önce 56,30 hektar olarak gündeme gelen proje alanının, askıya çıkan planda yaklaşık 238,36 hektara çıkarıldığı belirtildi. Açıklamada, “Kamuoyuna daha önce yansıyan süreçte proje, 56,30 hektar büyüklüğünde bir ÇED/PTD alanı üzerinden tartışılmıştır. Ancak bugün askıya çıkan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği Gerekçe Raporu’nda planlama alanının 2.383.673,28 m², yani yaklaşık 238,36 hektar olarak ele alındığı görülmektedir. Bu durum, sürecin en kritik belirsizliklerinden biridir. 56,30 hektarlık proje alanından hangi planlama gerekçesiyle 238,36 hektarlık üst ölçekli bir kentsel gelişme alanına geçildiği, bu genişlemenin hangi ihtiyaç analizi, nüfus projeksiyonu, altyapı kapasite hesabı, ulaşım etki analizi ve alternatif yer seçimi çalışmasına dayandığı kamuoyuna açık biçimde izah edilmemiştir. Bu büyüklükteki bir alanın yalnızca “sosyal konut ihtiyacı” gerekçesiyle kentsel gelişme alanına dönüştürülmesi, planlama tekniği açısından yeterli değildir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği uyarınca üst ölçekli plan kararları, alt ölçekli uygulamalara yalnızca biçimsel bir dayanak oluşturmaz; nüfus, ulaşım, sosyal donatı, teknik altyapı, doğal eşikler, afet riskleri ve koruma-kullanma dengesi bakımından yönlendirici karar üretmek zorundadır. Çevre düzeni planı değişikliğinin, mevcut planın ana kararlarını, sürekliliğini ve bütünlüğünü bozmayacak şekilde; açık, ölçülebilir ve denetlenebilir gerekçelerle hazırlanması gerekir. Bu nedenle 238 hektarlık bir alanın kentsel gelişme alanına alınması, yalnızca mülkiyet veya yatırım programı üzerinden değil, bölgesel etkileriyle birlikte değerlendirilmelidir” denildi.

“40 Bin Kişilik Yeni Nüfus Oluşabilir”

ŞPO tarafından yapılan açıklamada plan değişikliğiyle birlikte bölgede ciddi bir nüfus artışı öngörüldüğüne dikkat çekildi. ŞPO, “Bölgedeki mevcut ve yakın çevre konut alanlarında görülen yaklaşık 0.80 emsal yapılaşma koşullarının bu alan için de benzer biçimde esas alınması halinde, ortaya çıkacak yapılaşma kapasitesi son derece yüksektir. Alanın tamamının değil, imar planı aşamasında net konut alanına dönüşebilecek kısmının yapılaşacağı kabul edilse dahi, bu büyüklükteki bir gelişme kararının yaklaşık 30.000–40.000 kişi aralığında ilave nüfus üretme potansiyeli bulunmaktadır. Bu nüfus büyüklüğü, küçük ölçekli bir mahalle gelişimi değil; Konyaaltı’nın batı yakasında yeni bir kentsel yerleşme odağı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla plan değişikliğinin nüfus kabulü, hane sayısı, ortalama konut büyüklüğü, yoğunluk dağılımı, etaplama ilkeleri ve sosyal-teknik altyapı gereksinimleri açıkça ortaya konulmadan askıya çıkarılmış olması ciddi bir planlama eksikliğidir. Bu ölçekte bir nüfus artışı; yalnızca konut üretimi meselesi olarak değerlendirilemez. 30.000–40.000 kişilik yeni bir nüfusun eğitim alanı, sağlık tesisi, açık ve yeşil alan, spor alanı, kültürel tesis, pazar alanı, idari tesis, otopark, toplu taşıma, yol-kavşak kapasitesi, içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu drenajı, enerji ve atık yönetimi ihtiyaçları olacaktır. Plan değişikliği gerekçe raporunda bu nüfusun bölgeye getireceği sosyal ve teknik altyapı yükünün hangi standartlara göre hesaplandığı, mevcut altyapının bu yükü karşılayıp karşılayamayacağı ve ilave altyapı yatırımlarının hangi kurumlarca, hangi zamanlama ve finansman modeliyle yapılacağı açıklanmamıştır” ifadeleri kullanıldı.

Ulaşım ve Altyapı Uyarısı

ŞPO, bölgenin mevcut altyapısının bu yükü kaldırıp kaldıramayacağının belirsiz olduğunu belirtti.

“Antalya’nın mevcut ulaşım altyapısı, özellikle Konyaaltı batı aksında hâlihazırda ciddi baskı altındadır. Hurma–Liman–Sarısu–Çakırlar hattı, yaz nüfusu, turizm hareketliliği, kıyı kullanımları, D-400 bağlantısı ve bölgesel çekim merkezleri nedeniyle yoğun bir ulaşım yükü taşımaktadır. Plan raporunda da Çakırlar Mahallesi’nin Konyaaltı ilçe merkezine yaklaşık 18 km, Antalya kent merkezine yaklaşık 23 km mesafede olduğu; ana erişimin D-400 Antalya–Kemer Karayolu ve Çakırlar Yolu üzerinden sağlandığı belirtilmektedir. Bu veriler, 238 hektarlık kentsel gelişme kararının mutlaka kapsamlı bir kentsel ulaşım etki analizi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle plan değişikliği; yol kapasitesi, kavşak performansı, pik saat yolculuk üretimi ve çekimi, toplu taşıma entegrasyonu, yaya ve bisiklet erişimi, otopark yönetimi, acil durum erişimi ve afet tahliye senaryoları bakımından değerlendirilmeden sağlıklı kabul edilemez. Antalya’nın mevcut ulaşım sorunları ortadayken, 30.000–40.000 kişilik yeni bir nüfusun bölgeye eklenmesi, yalnızca Çakırlar’ı değil, Konyaaltı’nın bütün batı aksını, D-400 bağlantısını ve kent merkeziyle kurulan ulaşım ilişkisini doğrudan etkileyecektir.”

Su Kaynakları ve Doğal Riskler Gündemde

Planlama alanının içme suyu koruma havzasında bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, su güvenliği ve çevresel risklere vurgu yapıldı. ŞPO, “Planlama alanının mevcut 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda İçme ve Kullanma Suyu Orta Mesafeli Koruma Alanı sınırları içerisinde kaldığı da raporda açıkça belirtilmektedir. Buna rağmen, bu büyüklükteki nüfus ve yapılaşma kararının Antalya’nın içme suyu güvenliği, havza koruma ilkeleri, yeraltı ve yüzey suyu ilişkileri, yağmur suyu drenajı ve kirlilik riski bakımından nasıl değerlendirildiği yeterince açıklanmamıştır. İçme suyu kaynaklarının giderek daha kırılgan hale geldiği bir kentte, su koruma alanı içinde bu ölçekte bir kentsel gelişme kararı alınması, yalnızca planlama değil, aynı zamanda yaşamsal bir kamu güvenliği meselesidir. Ayrıca DSİ görüşlerinde, alan içerisinden Çandır Çayı’nın geçtiği, dere yatağı ıslahı tamamlanmadan inşaat izni ve ruhsatı verilmemesi gerektiği, zemin iyileştirme, göllenme, yamaç kayması, derin kazı çukurları ve yağmur suyu drenajı problemleri çözülmeden konut amaçlı inşaat faaliyetlerine müsaade edilmemesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Bu görüşler, planlama sürecinde “not düşülmüş” teknik ayrıntılar olarak değil, yer seçimi, yoğunluk, etaplama ve yapılaşma kararlarını doğrudan belirleyen eşik kararlar olarak ele alınmalıdır” ifadelerine yer verildi.,

“Bilimsel Planlama Şart”

Oda, sosyal konut ihtiyacının gerçek olduğunu ancak planlama ilkelerine uygun hareket edilmesi gerektiğini vurguladı

“Sonuç olarak, 56,30 hektarlık proje alanından 238,36 hektarlık üst ölçekli kentsel gelişme alanına geçişin gerekçesi açıklığa kavuşturulmadan; 0.80 emsal benzeri yapılaşma koşullarının yaratacağı 30.000–40.000 kişilik ilave nüfusun ulaşım, içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu, sosyal donatı ve afet güvenliği üzerindeki etkileri bilimsel ve sayısal olarak ortaya konulmadan; bölgenin mevcut altyapısının bu yükü taşıyıp taşıyamayacağı kamuoyuna açıklanmadan söz konusu plan değişikliğinin kabul edilmesi mümkün değildir. Sosyal konut ihtiyacı gerçektir; ancak bu ihtiyaç, kentin su güvenliğini, ulaşım sistemini, doğal eşiklerini ve planlama bütünlüğünü zayıflatacak biçimde değil, bilimsel planlama ilkeleri ve kamu yararı doğrultusunda karşılanmalıdır. ”

Hukuki Süreç Başlatılacak

ŞPO Antalya Şubesi, askı süresi içinde itirazlarını yapacaklarını ve ardından hukuki süreci başlatacaklarını duyurdu.

“Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi olarak, askı süreci içerisinde gerekli teknik ve hukuki itirazlarımızı yapacağımızı; devamında hukuki süreçleri de titizlikle takip ederek kentimizi, kamusal yararı ve planlama ilkelerini koruma sorumluluğumuzu sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz”

NE OLMUŞTU?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın “500 bin sosyal konut” projesi kapsamında Antalya’da hayata geçirilmesi planlanan TOKİ konutlarına ilişkin önemli bir gelişme yaşandı. Konyaaltı Çakırlar Mahallesi’nde yapılması planlanan 4 bin 574 konutluk projeye yönelik süreç mahkeme kararıyla durdurulmuştu. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından Antalya’da planlanan 13 bin konutun 6 etapta 206 blok ve 4 bin 574 konutluk bölümünün Çakırlar Mahallesi’nde inşa edilmesi öngörülüyordu. Projeye ilişkin Devlet Su İşleri’nin (DSİ) taşkın riski bulunduğuna dair raporu olmasına rağmen Antalya Valiliği tarafından “ÇED Gerekli Değildir/ÇED Olumlu” kararı verilmişti. Kararın ardından meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler tepki göstermişti. Mimarlar Odası Antalya Şubesi tarafından açılan davada proje hakkında Antalya 2. İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Oda tarafından yapılan açıklamada mahkeme proje alanının çevresel, jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri ile mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu kararın hukuka uygun olmadığı kanaatine vardığını belirtmişti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız