Genel Kurul ile seçim sürecine giren Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi sınırları içerisinde, Çandır Çayı yatağında hayata geçirilmesi planlanan TOKİ'nin konut ve okul projesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, projenin yer seçiminden ÇED sürecine kadar pek çok açıdan hukuka ve kamu yararına aykırı olduğu vurgulandı.
TOKİ Çakırlar İçin Sel ve Taşkın Yatağında Hazırlık Sürüyor
“Devlet Çevresel Etkileri Göz Ardı Etmemeli”
MMO Antalya'nın, Akdeniz Gerçek tarafından da gündeme taşınan konuyla ilgili açıklaması, “Devlet, konut ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla taşkın riski ve olumsuz çevresel etkileri göz ardı ederek yer seçimi yapamaz, yapmamalıdır. TOKİ tarafından Antalya ili Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi sınırları içerisinde, Çandır Çayı yatağında yapılması planlanan; toplam 6 etapta 206 bloktan oluşan, 4.574 konut, 2 okul ve 1 camiyi içeren projenin 1. Etabı olan 572 konut ve 1 ortaokul inşaatı ile altyapı projesine ilişkin hazırlanan ÇED Proje Tanıtım Dosyası, Antalya Valiliği tarafından yalnızca 2 gün içerisinde değerlendirilerek “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiştir” şeklinde başlıyor.

Taşkın Riski ve Afet Uyarısı
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, proje alanının taşkın riski taşıdığına dikkat çekerek, AFAD raporlarının bu riski açıkça ortaya koyduğunu belirtti:
“Ancak verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı; Proje alanının, Boğaçayı’nın en büyük kollarından biri olan Çandır Çayı’nın, daha önce kum-çakıl ocağı olarak kullanılan dere yatağı üzerinde yer almaktadır. AFAD tarafından 2021 yılında hazırlanan Antalya İl Afet Raporu’na göre taşkın riski altındaki bölgede bulunması nedeniyle, ileride can ve mal güvenliği açısından ciddi riskler oluşturacaktır.”
İçme Suyu Havzası Uyarısı
Açıklamada, projenin Konyaaltı’nın içme ve kullanma suyu kaynaklarına yakınlığına da dikkat çekildi. DSİ’nin tespitlerine yer verilerek, “DSİ tarafından yerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; söz konusu proje sahasının, hâlihazırda Konyaaltı ilçesinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan ve ASAT Genel Müdürlüğü tarafından işletilen içme suyu kuyularına yaklaşık 1 km mesafede bulunduğunun, yer altı suyu akım yönüne göre memba kısmında ve kuyuların beslenim alanı içerisinde kaldığının tespit edilmesi; mevcut kuyular için devam eden Yer Altı Suyu Koruma Alanı belirleme çalışmaları ile akiferin yapısı dikkate alındığında, proje sahasında yapılacak yoğun yapılaşmanın ve oluşacak atık su yükünün mevcut kuyuların su kalitesi üzerinde kirlilik riski oluşturabileceğinin ve koruma alanı kısıtlamaları nedeniyle projenin mevcut haliyle uygulanabilirliğinin riskli olduğunun açıkça belirtilmiş olmasıdır” denildi.

Tarım Alanları ve Ekolojik Denge Vurgusu
Mimarlar Odası, Danıştay kararlarına yansıyan bilirkişi raporlarına da dikkat çekerek bölgenin ekolojik bütünlüğünün tehdit altında olduğunu, "Tarım alanları ile çevrili olan proje alanına ilişkin olarak, Danıştay 6. Dairesi’nin 2007/4819 E., 2009/12251 K. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda; Boğaçayı, Çandır, Doyran ve Karaman çayları havzasının, son yıllarda aşırı kentleşme ve yapılaşma sonucunda narenciye bahçeleri ve seraların giderek tahrip edildiği vurgulanmış; bölgenin su ekolojik sistemi, orman ekolojik sistemi ve tarım ekolojik sistemi ile bir “eko-coğrafya” oluşturduğu belirtilmiştir. Raporda ayrıca, kum ocaklarının yarattığı tahribat sonucunda daha önce var olan su akışının ve çayların iki yakasındaki yeşil, ağaçlıklı alanların kaybolduğu; tehlike altında, tehdit altında veya endemik bitki ve hayvan türlerinin varlıklarını sürdürebilmeleri, üreyebilmeleri ve yeniden kazanımları için önlemler alınması gerektiği açıkça ifade edilmesine rağmen, yoğun yapılaşma kararında hukuka uygunluk bulunmadığı belirtildi” şeklinde bildirdi.
“İhtiyatlılık İlkesine Aykırı”
Açıklamada, çevresel belirsizliklere rağmen ÇED sürecinin işletilmemesinin Çevre Kanunu’na ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, "İçme ve kullanma suyu havzası niteliği taşıyan, karstik ve kırılgan bir hidrojeolojik yapı üzerinde yer alan proje alanında; yer altı suyu kirliliği, su güvenliği ve taşkın riski gibi hususlarda ciddi bilimsel belirsizlikler bulunmasına rağmen, bu riskler bertaraf edilmeden ÇED Olumlu veya ÇED Gerekli Değildir kararı verilmesi, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 3. maddesine ve Rio Çevre ve Kalkınma Bildirgesi’nin 15. ilkesinde yer alan ihtiyatlılık ilkesine açıkça aykırıdır” ifadeleriyle belirtildi.

Planlama ve Kamu Yararı Eleştirisi
Son olarak, planlama sürecinin bütüncül yürütülmediği vurgulanarak dava gerekçesinde, "Proje alanının, 100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda tarım alanı olarak belirlenmiş olmasına karşın; alt ölçekli planlar yapılmadan, 4.574 konutta yaşayacak nüfus için ayrılması zorunlu olan sosyal ve teknik altyapı alanları planlanmadan ve proje alanının tamamı için ÇED süreci işletilmesi gerekirken yalnızca tek bir yapı adasına ilişkin ÇED Proje Tanıtım Dosyası hazırlanarak ÇED Gerekli Değildir kararı verilmesinde hukuka uygunluk bulunmaması, nedenleriyle; Antalya Valiliği tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir kararının açıkça hukuka, ilgili yasa ve yönetmeliklere ve taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, ayrıca kamu yararı taşımadığı gerekçeleriyle iptali istemiyle dava açılmıştır. İlgililerin ve kamuoyunun bilgisine sunarız” ifadeleri yer aldı.
