Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan "2025 yılı İl Düzeyinde Bitki Koruma Ürünlerinin Aktif Madde Üzerinden Kullanım (Zirai Mücadele Uygulamalarında) Miktarları" başlıklı rapor, Türkiye genelindeki zirai ilaç tüketimini gözler önüne serdi. Rapora göre, 2025 yılı içerisinde ülke genelinde toplam 17 milyon 551 bin 1 kilogram/litre pestisit tüketimi gerçekleşti. İller bazındaki verilere bakıldığında, 1 milyon 492 bin 349 kilogram/litre aktif madde kullanımıyla Antalya zirvede yer aldı. Antalya'yı sırasıyla Manisa ve Adana takip ederek Türkiye'de en yoğun pestisit kullanan iller oldu. Tercih edilen kimyasal türleri incelendiğinde ise yüzde 38,4'lük oranla fungisit ilk sırada yer alırken, onu yüzde 27,4 ile herbisit ve yüzde 23 ile insektisit izledi.

“ÇOK PESTİSİT KULLANIMI TEK BAŞINA RİSK DEĞİLDİR”
Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, pestisit kullanım verilerini değerlendirerek,
"Bakanlığın verilerinde Antalya’nın pestisit kullanımında ilk sırada yer alması, tek başına kentte kalıntılı ürün yetiştirildiği veya bir halk sağlığı riski oluştuğu anlamına gelmez. İlgili istatistikler MRL (Maksimum Kalıntı Sınırı) değerlerini ya da üründeki kimyasal kalıntıyı değil, yalnızca alan bazlı kullanılan toplam ilaç miktarını göstermektedir. Dünya geneline baktığımızda Almanya gibi gelişmiş tarım ülkelerinin de bizden katbekat fazla pestisit kullandığını görüyoruz. Burada esas alınması gereken kriter, kullanılan ilacın miktarından ziyade, hasat edilen üründe kalan etken maddenin yasal ve sağlıklı tüketim sınırlarının altında olup olmadığıdır"
dedi.
ÖRTÜ ALTI TARIMIN YÜZDE 40’I ANTALYA’DA
Antalya'nın Türkiye tarımındaki stratejik konumuna ve üretim hacmine dikkat çeken Kaçın,
"Antalya olarak Türkiye genelindeki örtü altı tarım, açık alanda yapılan tarım, meyve üretimi ve sera üretiminin tek başımıza yaklaşık yüzde 40’ını gerçekleştiriyoruz. Üretim alanlarımızın bu denli geniş, yoğun ve yılın neredeyse tamamına yayılan bir periyotta olması, doğal olarak kullanılan toplam bitki koruma ürünü miktarını da istatistiki olarak üst sıralara taşımaktadır. Dolayısıyla yüksek pestisit miktarı halk sağlığını tehdit eden olumsuz bir tablodan ziyade, kentimizin devasa üretim kapasitesinin ve örtü altı varlığının doğrudan bir sonucudur"
açıklamasında bulundu.

BEKLEME SÜRESİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Bitki koruma ürünlerinin teknik kullanım esaslarını ayrıntılandıran Şube Başkanı Kaçın,
"Tarımsal mücadelede ilacın varlığından çok, doğru yönetilmesi önemlidir. Bitki koruma ürünlerinin kullanımında üç temel kritere kesinlikle riayet edilmelidir: İlacın doğru dozda uygulanması, doğru zamanda kullanılması ve ilaçlama sonrası yasal bekleme süresine eksiksiz uyulması. Kimyasallar bitkiye uygulandıktan sonra bizim 'dekompoze' dediğimiz parçalanma ve bozunma sürecine girer. Yasal bekleme süresi tamamlandığında, etken maddeler bozunarak zararsız seviyelere iner ve meyve-sebzedeki kalıntı miktarı yenilebilir güvenli sınırların altına düşer. Bu süreç doğru yönetildiğinde ürünün tüketiminde hiçbir risk kalmaz"
diye konuştu.
MÜHENDİS KONTROLÜ OLMAZSA OLMAZ
Tarımsal üretimdeki en büyük tehlikenin reçetesiz ve denetimsiz ilaç kullanımı olduğunun altını çizen Ebru Kaçın,
"Süreçteki asıl olumsuzluk ve halk sağlığı açısından risk oluşturabilecek temel unsur, ilaçlamanın ehil olmayan kişilerce ve denetimsiz yapılmasıdır. Ben her zaman vurguluyorum; 100 metrekarelik küçücük bir alanda dahi üretim yapılıyorsa, o üretici bunu mutlaka uzmanına sormak zorundadır. Hangi zararlıya karşı hangi ürünün kullanılacağını, doğru dozu ve en önemlisi hasat öncesi bekleme süresini ancak ve ancak bir uzman ziraat mühendisi belirleyebilir. İlaçların ziraat mühendislerinin kontrolü ve teknik danışmanlığı dışında kullanılması ise tarımsal üretim, toprak sağlığı ve gıda güvenliği açısından son derece ciddi bir sorun teşkil etmektedir”
dedi.