Songül Başkaya ile “Perde Arkası” programının Şaban Tat’ın konuk olduğu bölümünü izlemek için aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirsiniz.
Songül Başkaya ile Akdeniz Gerçek YouTube kanalı üzerinden yayımlanan “Perde Arkası” programının ilk bölümünde Antalya’nın en önemli sorunları masaya yatırıldı. Programın açılışında konuyu ve kentin dönüşümünü değerlendiren Songül Başkaya: "Sevgili izleyiciler, merhaba. Songül Başkaya ile Akdeniz Gerçek YouTube kanalı üzerinden başlattığımız Perde Arkası programının ilkindeyiz ve bugün Antalya'nın çok önemli bir ismi bizimle birlikte. Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Sayın Şaban Tat'la beraberiz. Sevgili başkanım hoş geldiniz" diyerek sözü Şaban Tat’a bıraktı.

“Fosil Kaynaklar Açısından Fakir Bir Ülkeyiz”
Davete teşekkür ederek sözlerine başlayan Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Şaban Tat enerjinin dünyadaki stratejik önemine ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyeline dikkat çekerek şunları söyledi:
"Öncelikle böylesine önemli bir konuyu ele aldığınız için çok teşekkür ediyorum. İlkokul seviyesinden üniversiteyi bitirene kadar hep tarih dersleri gördük ve savaşlar anlatıldı. Bu savaşların sebeplerine baktığımızda, çoğunun enerji kaynaklarına sahip olma mücadelesi olduğunu görüyoruz. Enerji, bugün dünyada stratejik bir öneme sahip olgulardan biri. Fosil kaynaklar açısından fakir bir ülkeyiz. Elimizdeki yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmemiz gerekiyor. Bunların başında güneş geliyor. Güneş, kaynağı bedava olan en önemli enerji kaynaklarından biri. Oradaki vatandaşın isyanı GES'e karşıtlıktan kaynaklanmıyor. Asıl endişesi, 'Benim mera arazime ne olacak, tarım arazime ne olacak, hayvancılık yapıyorum, bununla ilgili acaba ne yaşayacağım?' korkusu. Biz yanlış yere kurulan GES'lere karşıyız. Oradaki köylü ve vatandaş, o bölgeyi yaşayan insanlar kadar bilemeyebilir. Bu nedenle o insanların görüşlerinin alınmasının mutlaka önemli ve elzem olduğunu düşünüyorum."
“Antalya’da Şehir Büyüyor Ama Altyapı Bu Hızı Takip Edemiyor”
Şaban Tat’ın açıklamalarının ardından konuyu değerlendiren Songül Başkaya:
"Çok güzel bir noktaya temas ettiniz. Biz de yayın politikamızda GES olsun, maden ocakları olsun, HES'ler olsun veya başka bir proje olsun, yapılacağı lokasyonda çevreye etkileri ve bölgeye vereceği artı ve eksi değerler üzerinden yorumluyoruz. Antalya'nın enerji potansiyelini değerlendirdiğimizde yıllık ne kadar üretim sağlanıyor? Hâlâ ciddi anlamda enerji sıkıntısı yaşıyoruz. Enerji yatırımlarını artırmamız gerekiyor. Dağıtım noktasında da altyapısal sorunlar var. Neredeydik, ne olduk, niye biz bir türlü çözemiyoruz Türkiye'nin en büyük beşinci kenti Antalya'da?" diyerek altyapı sorunlarını gündeme getirdi.
Bu soru üzerine Antalya’nın yapılaşma dinamiklerine ve imar planlarına değinen Şaban Tat, şu ifadeleri kullandı:
"İlk önce GES'lerden başladık, oradan yola çıkarak Antalya'nın altyapısını da konuşalım. GES'ler yapılırken belli kuralları vardı. Kapasite raporları ve çağrı mektupları buna göre oluşturuluyor. Tabii siz 'Güneş gördüğüm her yere veya bu arazi benim' diyerek buraya GES kuramıyorsunuz. Bunun arkasındaki en büyük unsur, ürettiğiniz enerjiyi sisteme basmak. Antalya, nüfus ve yapılaşma açısından ciddi anlamda büyüyen bir şehir. Şehir merkezinde kentsel dönüşüm yapılıyor, binalar yenileniyor. Sekiz bağımsız bölüm, 12 veya 16 bağımsız bölüme dönüşüyor. Ancak şehrin zamanında yapılan imar planlaması o sekiz bağımsız bölüme göre yapılmış. Yeni bir alanı imara açarken elektrik altyapısı yoksa burayı imara açmamamız ve ruhsatları vermememiz gerekiyor. Vatandaş belediyeye güvenir. Ruhsatı ve iskânı verilmişse o evi satın alır. İçerisine oturduğunda elektriğinin olmadığını düşünmek istemez, düşünmek de zorunda değildir. Şimdi geldiğimiz noktada Antalya gibi bir yerde bunları düşünür hale geldik. Aksu'da, Altıntaş'ta altyapı problemleri hâlâ devam ediyor."
Şaban Tat, altyapı eksikliklerinin kronikleştiğini vurgulayarak açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"Zaman zaman Antalya'nın birçok ilçesinde, yeni açılmış veya imara açılmış yerlerde ya da kentsel dönüşüm ve imar barışından kaynaklanan nedenlerle enerji sıkıntıları yaşanıyor. Bugün şunu söyleyebilirim: İleriye dönük bir enerji yatırımı var mı derseniz, hayır. Sadece şehrin büyümesini takip eden bir yatırım pozisyonunda Antalya devam ediyor. Ancak gözlemlediğimiz tek şey, kurumlar arası diyaloğun olmaması. Bu konuda biz de eleştiriyoruz. Bugün belediyeleri, dağıtım şirketini ve gerekiyorsa büyük bir yatırım yapılacaksa TEİAŞ'ı aynı masaya oturtup Antalya'nın geleceğinin planlanması gerekiyor."

“Kurumlar Arası İletişim Eksikliği Kentin Geleceğini Tehlikeye Atıyor”
Kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliğine dikkat çeken Songül Başkaya:
"Çok zor olmasa gerek diye düşünüyorum. Hatta Antalya Valiliğinin bu konuda koordinasyon toplantıları var. Zaman zaman kurumlar aylık periyotlarda toplanıyor. Ancak orada da görüyorsunuz ki kurumların birbirinin yaptığı çalışmalardan haberi yok. Sadece kurumsal olarak aylık yapılacak toplantılardan ziyade güçlü bir iletişim ağının sürekli olması gerektiğine inanıyorum. Orta noktayı da bulmak gerektiğini düşünüyorum. Sizin ve meslek odalarının bu kente kattığı artı değeri de aslında izleyicilere sunmak ve teşekkür etmek istiyorum. Her ne kadar Elektrik Mühendisleri Odası sadece teknik bir alanda çalışıyor gibi görülse de bu kentte şöyle bir kültür de var. Bunun altını çizmek ve vurgulamak gerekiyor. Duyarlı meslek odalarımız var. Sağ olsunlar, duyarlı başkanlarımız var. Belki o kültürün içerisinde yetiştiğiniz için, belki de gerçekten o Antalya sevgisinden dolayı zaman zaman 'Herkes Antalya'yı bu kadar sevmesin, çünkü hep sevenler ihanet ediyor' diye eleştiriyorum. Ama siz öyle değilsiniz. Gerçekten gönülden seven insanlarsınız. Pek çok noktada yapılan projelere karşı duruş sergileyebiliyorsunuz ve bir arada olabiliyorsunuz. Bu çok kıymetli. İyi ki varsınız. Antalya belki bu sayede pek çok kente göre rantı yüksek olmasına rağmen biraz daha korunabilmiş ve korunabiliyor diye düşünüyorum."
Bu övgüye karşılık veren Şaban Tat, meslek odalarının misyonunu şu sözlerle açıkladı:
"Evet, bununla ilgili şöyle diyebilirim: Biz gelecek nesillere daha güzel bir Antalya bırakabilmek için çalışmalarımızı bir görev ve borç olarak görüyoruz. Bunun içindir ki Antalya'da gördüğümüz, geleceğe dönük yapılamayan veya eksik kalan bütün her şeyi dile getirmek için her zaman var olduk ve var olmaya devam edeceğiz. Enerji önemli konulardan bir tanesi. Aynı zamanda bir ülkenin bağımsızlığıyla eşdeğer ölçülebilecek bir konu. Bunun içindir ki bu konuya hassasiyetle yaklaşıyoruz. Antalya'nın da enerji krizleri yaşamaması adına her türlü söylemde ve her türlü kurumla iş birliği içerisinde olmaya hazırız. Birçok kurumla da bu konuları zaten dile getiriyoruz."

“Milletvekilleriyle temas kuruyoruz ancak yerel sesimiz daha çok yankı buluyor”
Milletvekilleri ile olan diyalogları ve yerel sorunların meclise taşınması sürecini soran Songül Başkaya:
"Peki, hemen aklıma gelen bir şey var. Milletvekilleri parlamentoda sadece yasa koyucu değiller. Bölgelerinin sorunlarıyla ilgili de çözüm üretmek için sizlerden rapor isteyebilir, sizinle beraber hareket edip çözüm noktasında adım atabilirler. Antalya'da 17 milletvekili var. Bu noktada gerekli irtibat ve ilişkiler yüksek seviyede yapılabiliyor mu? Meslek odası olarak size bu konuda ulaşılıyor mu? Veya siz ulaştığınızda çözüm noktasında bir adım atılabiliyor mu?"
Şaban Tat bu soruya şu yanıtı verdi:
"Şimdi Songül Hanım, bizim konularımız daha çok teknik konular. Bunlar hâkimiyet gerektiren konular. Biz burada konuşurken bile söylemlerime çok dikkat ediyorum. Rakamlarla boğmadan ve teknik konulara girmeden konuşmaya çalışıyorum. Çünkü bu, uzmanlık ve detay gerektiren, çok farklı konuların bulunduğu bir alan. Tabii ki bununla ilgili bizimle temas kuran vekillerimiz var. Onlara teknik boyutta da sadeleştirerek anlatıyoruz ve dile getirmeye çalışıyoruz. Bunun sayısı çok fazla mı derseniz, bütün vekillerimiz bizimle diyalog kuruyor diyemeyiz. Ancak sonuçta bazı konuların Meclis'e taşınması gerekiyor. Orada da kamuoyu oluşturmak gerekiyor veya bakanlık kanalıyla buraya gidiyor. Size şunu söyleyeyim: Şu anda basın kanalıyla bakanlıktaki birçok konuyu Antalya yerelinden gündeme getirmiş ve sonuç almış bir meslek odasıyız. Bu noktada basına da buradan çok teşekkür ediyorum. Daha çok söylemeye devam edeceğiz. Doğru bildiklerimizi, tekniğin, bilimin ve mühendisliğin doğru söylediği her şeyi kamuoyuna anlatmamız gerekiyor. Gün geldiğinde haklı olduğunuz ortaya çıkıyor ve dikkate alınıyorsunuz. Bundan hiçbir tereddüdümüz yok. Antalya, yerelden çıkarak ülke gündeminde de birçok noktaya parmak basmış ve bu noktalarda gerekli yönetmelik değişikliklerinin yapılmasına vesile olduğumuz durumlar olmuştur. Doğruyu söylemeye, teknik ve bilimsel açıdan konuları masaya yatırmaya devam edeceğiz."
“Meslek odaları siyaset yapmaz, bu kentin bilimsel sigortasıdır”
Meslek odalarının iktidar kanadından gelen eleştirilere maruz kaldığını ve siyasetle ilişkilendirildiğini belirten Songül Başkaya, konuyu şu sözlerle açtı:
"Bu çok güzel. Ancak hemen bu noktada gazetecilik refleksiyle sizin bu konudaki düşüncelerinizi de biliyorum. Seyircilerimiz de öğrensin isterim. Meslek odaları geçmişten bugüne hep eleştirilir. Çünkü Antalya'da meslek odalarının ideolojik olarak iktidardan daha uzak bir yerde konumlandığı düşünülür. Meslek odası başkanlarının büyük bir bölümünün de sanki belli bir partide siyaset yapmak için doğruları tam olarak konuşamadığı veya iktidarı her anlamda eleştiri yağmuruna tuttuğu gibi bir iddia, bir sav her dönemde vardır. Bu dönemde de var. Ama bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Aslında siz her şeyi her zaman, her yerde söyleyen bir başkansınız. Bazı başkanlar da aynı şekilde öyle. Bu konudaki eleştiriyi ben aslında samimi bulmuyorum ve katılmadığımı da baştan söylemek istiyorum. Tabii istisnalar kaideyi bozmaz."
Şaban Tat, meslek örgütlerinin siyaset üstü konumunu şu sözlerle savundu:
"Aslında çok önemli ve sürekli eleştiri aldığımız bir noktaya temas ettiniz. Hep siyasetle ilişkilendiriliyoruz. Ancak siyasetin yeri oda başkanlığı değil. Bunu açık ve net bir şekilde ifade edeyim. Biz bir meslek örgütünü temsil ediyoruz. Bu meslek alanıyla ilgili de basın açıklamalarımızı yapıyor, olması gerekenleri dile getiriyoruz. Çünkü mühendisliğin ve meslek alanımızla ilgili doğruların bilincindeyiz. Profesyonellik alanımız bu. Bununla ilgili yanlış veya yanlış yönlendiren bir iş yapma şansımız da maalesef yok. Ben hep şu sorulara şöyle cevap veriyorum: Bugün siyaset yapmak istediğinizde bunun yeri meslek odası değil. Hangi siyasi partiden siyaset yapacaksanız, o siyasi partinin içerisinde yer alarak siyaseti gerçekleştirebilirsiniz. Meslek odası olarak bizim buradaki söylemimiz belki bugün iktidarın hoşuna gitmez. Ancak işin özüne baktıklarında gerçekten bilime, mühendisliğe ve doğrulara dayanan, olması gereken konuları dile getirdiğimizi görürler. Bugün muhalefette olan iktidara geldiğinde de aynı şeyleri söylemeye devam ederiz. Zaten söylenmesi gerekir. Ben aslında şöyle diyebilirim: Bunu siyasetle ilişkilendirmekten ziyade meslek odaları bu kentin bir sigortasıdır demeli. Çünkü yapılan yanlışlara ses çıkarabilecek ve bunlara dava açma yetisine sahip tek kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlardır. Bunun içindir ki meslek odalarına vatandaşlar nezdindeki bakış açısının da bu doğrultuda olmasını buradan dile getirmek istiyorum."
Konuyu destekleyen Songül Başkaya, geçmişteki örnekleri hatırlatarak:
"Aslında vatandaşlar böyle bakıyordur. Ancak bu eleştirilerden rahatsız olan genelde iktidar kesiminden gelenler oluyor. Fakat bu noktada çok kıymetli bir şey söylediniz: Siyasetin yapılacağı yer belli, siyasi partiler. Hiçbir makam, hiçbir mevki, hatta siyasetle gelinen belediye başkanlığı veya milletvekilliği, kişisel kariyer planları için kullanılacak görevler ve alanlar değildir. Kamusal yarar etrafında çalışılması gerekiyor, gereklidir. Ayrıca Antalya'nın yakın geçmişine baktığımız zaman bu eleştirilerin son 20 küsur yıldır var olduğunu görüyoruz. Ben Antalya'dan bir meslek odası başkanının milletvekili ya da belediye başkanı olduğunu hiç hatırlamıyorum. Son yakın geçmişte de böyle bir örnek yok. Makine Mühendisleri Odası Başkanı Süleyman Evcilmen vardı. O da 2000 öncesi dönemde belediye başkanı seçilmişti. Başka da böyle bir örnek yok. Herkesin elbette bir ideolojisi olabilir. Bu gayet normaldir. Yeter ki bunu yaptığı işe karıştırmadan, objektif olarak görevini yapabilsin. Bunda hiçbir sorun ya da sıkıntı olduğunu düşünmüyorum."
Şaban Tat, eleştirileri eleştiri olarak değil birer çözüm önerisi olarak sunduklarını belirterek:
"Tabii, ben burada Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi adına konuşayım. Biz tabii ki eleştirilerde bulunuyoruz. Ancak şuna da çok dikkat ediyoruz: Yaptığımız eleştirileri çözüm sunmadan yapmıyoruz. Körü körüne bir eleştiri tarzında hiçbir basın açıklamamız söz konusu değildir. Muhakkak çözümünü de ortaya koyarak eleştirilerimizi yapıyoruz. Aslında ben bunu eleştiri olarak görmüyorum. Bir öneri sunuyorum. Yapılan bir yanlışlığın düzeltilmesi için talepte bulunuyorum. Böyle algılanması gerektiğini düşünüyorum. Siyasetin yeri ayrı. Siyaset yapılabilir. Tabii herkesin bir siyasi görüşü vardır. Ancak bu konuda yürünecek yol, hangi siyasi partiden yürünecekse o siyasi partinin üyesi olarak başlayıp oradan yürümektir."
dedi.