Antalya özelinde konuşan Prof. Dr. Atmaca, kullanılan senaryolara bağlı olarak 2050 yılında Antalya nüfusunun bugüne göre yüzde 35'in üzerinde artabileceğini, hatta bazı yüksek büyüme senaryolarında mevcut nüfusun iki katını aşabileceğini öngördüklerini belirterek planlamaların şimdiden yapılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Binalarda Enerji Tüketiminin Gizli Devleri
Türkiye'de tüketilen toplam enerjinin yaklaşık yüzde 40'ının binalarda kullanıldığını hatırlatan Prof. Dr. Atmaca, bu miktarın da yüzde 70'inden fazlasının ısıtma, soğutma, havalandırma ve sıcak su için harcandığını belirtti. Bu veriler ışığında binalardaki enerji verimliliğinin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ifade eden Atmaca, özellikle Antalya gibi ılıman iklim kuşaklarında "havadan suya ısı pompası" sistemlerinin doğal gaza güçlü ve çevreci bir alternatif oluşturduğunu söyledi.

Faturada Eşit Arka Planda Farklı
Prof. Dr. Atmaca'nın paylaştığı simülasyon sonuçlarına göre, teknik olarak ısı pompası yüzde 40 daha az yakıt tüketimi ve yüzde 40 daha düşük karbon salımı sağlasa da mevcut fiyat politikaları nedeniyle iki sistemin aylık faturası son kullanıcıya eşit yansıyor.
Yapılan analizde, 200 metrekarelik bir konutun aylık tüketim verileri şu şekilde sıralandı: Havadan Suya Isı Pompası aylık ortalama 960 kWh elektrik tüketirken, Doğal Gazlı Kombi aylık ortalama 320 metreküp doğal gaz harcıyor. Mevcut fiyat tarifeleriyle her iki sistemde de fatura bedeli yaklaşık 5.250 TL olarak eşitleniyor.
İşletme maliyetlerinin faturada eşit görünmesine rağmen arka planda teknik bir üstünlük ve büyük bir enerji tasarrufu olduğunu belirten Atmaca, "Isı pompasının tükettiği elektrik, bir doğal gaz çevrim santralinde aslında 200 metreküp gaz kullanılarak üretilebiliyor. Yani ısı pompası, doğal gazlı kombiye göre yüzde 40 daha düşük yakıt tüketimi ve yüzde 40 daha düşük karbon salımı sağlıyor. Ancak doğal gaza uygulanan destekler ve elektrik-gaz fiyat dengesi nedeniyle bu teknik üstünlük son kullanıcının faturasına yansımıyor" gizli detayına dikkat çekti.
Dönüşümün Önündeki İki Büyük Engel
Çevreci ve verimli bu teknolojinin yaygınlaşmamasının önünde yüksek ilk yatırım maliyeti ve yeni mevzuatlar olmak üzere iki büyük bariyer bulunuyor. Doğal gazlı bir sistemin ilk kurulum maliyeti yaklaşık 1.500 dolar seviyesindeyken, ısı pompası sistemlerinde bu rakamın 7.000 doları bulduğunu belirten Atmaca, fatura maliyeti de eşit olunca tüketicilerin ısı pompasından uzaklaştığını ifade etti.
Son dönemde çatı güneş enerjisi (GES) kullanan konut sahiplerinin ısı pompasına yöneldiğini ancak lisanssız elektrik üretiminde aylık mahsuplaşmadan saatlik mahsuplaşmaya geçilmesinin bu avantajı baltaladığını belirten Prof. Dr. Atmaca, "Güneşten üretilen elektrik yıllık bazda tüketimi karşılasa bile, ısıtmanın en çok ihtiyaç duyulduğu gece saatlerinde veya bulutlu kış günlerinde elektrik şebekeden çekilmek zorunda kalıyor. Bu da sistemin ekonomik avantajını sınırlandırıyor" dedi.
COP31 Öncesi Hükümete ve Yerel Yönetimlere Acil Çağrı
Avrupa'da yıllık ısı pompası satışlarının 2,6 milyon adede, toplam kurulu sistemin ise 28 milyon adede ulaştığını hatırlatan Prof. Dr. İbrahim Atmaca, Antalya'da düzenlenmesi planlanan COP31 İklim Zirvesi öncesinde karbon emisyonlarını ve doğal gaz ithalatını azaltmak için Türkiye'nin acilen adımlar atması gerektiğini savundu.
Atmaca; enerji verimli sistemleri destekleyecek özel fiyatlandırma mekanizmaları ile vergi indirimlerinin uygulanması, çatı GES ve ısı pompası kombinasyonlarını desteklemek adına mahsuplaşma modelleri ile enerji depolama (batarya) çözümlerinin yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu. Enerji politikalarının sadece üretimi artırmaya değil, tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye ve verimli teknolojilere geçişi finansal olarak desteklemeye odaklanması gerektiğini sözlerine ekledi.