Makina Mühendisleri Odası (MMO) Antalya Şube Başkanı Devrim Kılıç, Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, depremlerin yalnızca binaların taşıyıcı sistemlerini değil, mekanik tesisatları ve yangın altyapılarını da etkilediğini belirtti. Kılıç, deprem sonrasında çıkan yangınların çoğu zaman ilk yıkımdan daha ağır sonuçlar doğurabildiğini ifade etti.

“YANGINLAR İLK YIKIMDAN DAHA AĞIR SONUÇLAR DOĞURABİLİYOR”
Kılıç, “Depremden sonra çıkan yangınlar, çoğu zaman ilk yıkımdan daha ağır sonuçlar doğurabiliyor" diye konuştu. Deprem sırasında doğal gaz hatlarında meydana gelen kırılmaların ve bağlantı kopmalarının ciddi patlama ve yangın riski oluşturduğunu kaydeden Kılıç, özellikle otomatik sismik gaz kesme vanası bulunmayan binalarda gaz akışının kontrolsüz şekilde devam edebildiğine dikkat çekti.
SPRİNKLER VE YANGIN HATLARI RİSK ALTINDA
Yangın söndürme sistemlerinin de deprem yükleri dikkate alınmadan tasarlanması halinde devre dışı kalabildiğini belirten Kılıç, “Sprinkler hatlarının ve boru sistemlerinin deprem yükleri dikkate alınmadan tasarlanması durumunda, sistemler tam ihtiyaç anında devre dışı kalabiliyor. Deprem sonrası yangın riskinin arttığı bilimsel bir gerçek" dedi. Kılıç, yangın suyu depolarının deprem anında ciddi zorlanmalara maruz kaldığını, suyun hareketi nedeniyle depolarda hasar oluşabildiğini ve bunun yangınla mücadelede hayati su kaynağını devre dışı bırakabildiğini söyledi. Enerji kesintileri nedeniyle yangın pompalarının çalışmaması riskinin de tabloyu ağırlaştırdığını belirtti.

“UYGULAMADA EKSİKLİK VAR”
Uluslararası standartların başta NFPA ve American Society of Civil Engineers kriterleri olmak üzere mekanik tesisatlar da deprem etkisinin dikkate alınmasını zorunlu tuttuğunu hatırlatan Kılıç, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nde de yapısal olmayan sistemlerin güvenliğinin düzenlendiğini ancak uygulamada bu kuralların yeterince hayata geçirilmediğini ifade etti. Kılıç, “Mevcut yapı stokunun önemli bir bölümünde yangın söndürme sistemlerinde yeterli sismik sabitleme yapılmıyor, yangın suyu depoları için deprem hesap raporları hazırlanmıyor. Bu tablo kabul edilebilir değil" diye konuştu.
KILIÇ'TAN ÇÖZÜM İÇİN 5 KRİTİK ÖNERİ
Kılıç, deprem sonrası yangın riskinin azaltılması için şu önerileri sıraladı: Doğal gaz tesisatlarında otomatik sismik gaz kesme vanalarının zorunlu hale getirilmesi, Yangın söndürme sistemlerinde sismik tasarım ve denetimin artırılması, Yangın suyu depoları için sismik güvenlik hesap raporu şartı getirilmesi, Mekanik tesisatların deprem uygunluğunu denetleyecek teknik birimlerin oluşturulması, Mevcut binalarda periyodik mekanik tesisat kontrollerinin başlatılması.

“GÜVENLİK BİR MALİYET DEĞİL, YAŞAM HAKKIDIR”
Depremin yalnızca yapısal bir mesele olmadığını vurgulayan Kılıç, “Altyapı güvenliği, mühendislik disiplini ve etkin denetim birlikte ele alınmalıdır. Güvenlik bir maliyet kalemi değil, yaşam hakkının temel unsurudur. Deprem sonrası yangın riski ihmale gelmez" diyerek sözlerini tamamladı.