Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, gazeteci Metin Göktepe’nin ölüm yıldönümünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Göktepe’nin kamerasından yansıyan hakikat ışığının baskılarla söndürülemeyeceği vurgulanırken, Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik saldırıların artarak sürdüğü ifade edildi.
“Muhalif Gazetecilik Bu Coğrafyada Bedel Ödetiyor”
Yapılan açıklamada gazeteciliğin özellikle Türkiye gibi ülkelerde ağır bedellerle yapıldığına dikkat çekildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Gazetecilik her yerde zor bir meslektir. Ancak bu işi Türkiye’de, üstelik muhalif bir çizgide yapıyorsanız, halkın haber alma hakkını savunmak; Apê Musa’dan Uğur Mumcu’ya, Metin Göktepe’den Hakan Tosun’a, Namık Tarancı’dan Hrant Dink’e kadar uzanan kayıpları göze almayı gerektirir. Resmi yalan düzenine karşı hakikati savunmak elbette kolay değildir.”
“Gözaltında Dövülerek Katledildi”
Metin Göktepe’nin bir haberi takip etmek için “Mutlaka ben izlemeliyim” diyerek olay yerine gittiği, ardından gözaltına alındığı ve polis şiddeti sonucu yaşamını yitirdiği hatırlatıldı. Açıklamada, Olaya kaza süsü vermek isteyen dönemin emniyet müdürü ve dönemin İstanbul Valisinin engelleme çabalarına karşın dönemin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli’nin, TGS’nin, Evrensel Gazetesi avukatlarının ve Metin’in arkadaşlarının ısrarlı çalışmaları sonucu suç duyuruları savcılarca yerinde görülerek bazı polisler hakkında dava açılmıştı” denildi.
“Cezasızlık Adaletsizliği Derinleştirdi”
Göktepe’yi öldüren polislerin ceza almasına rağmen, kamuoyunda “Rahşan affı” olarak bilinen düzenlemeden yararlanarak kısa sürede serbest kaldıkları anımsatıldı. Açıklamada, Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe’nin hafızalara kazınan, “Oğlumun baklava kadar değeri yokmuş” sözlerine atıf yapılarak, adalet sistemindeki çifte standart eleştirildi.
“Dün Spor Salonu, Bugün Tüm Ülke”
Açıklamada, Göktepe’yi öldüren zihniyetin gerçeği bir spor salonuna hapsetmeye çalıştığı, bugün ise aynı anlayışın ülkenin tamamını karanlığa sürüklemek istediği ifade edildi.
“Bugün ise aynı zihniyet, AKP iktidarının eliyle tüm ülkeyi o karanlık salonlara çevirmeye, halkın haber alma hakkını tamamen ortadan kaldırmaya çalışıyor. Metin’den bugüne değişen tek şey baskının yöntemidir. 13 Ağustos 2025’te Evrensel Gazetesi İzmir bürosunun gece yarısı kurşunlanması, iktidarın beslediği paramiliter odakların ve cezasızlık zırhıyla korunan çetelerin geldiği noktayı göstermektedir. Evrensel gazetesi İzmir büro tabelasına sıkılan o 7 kurşun, sadece bir binaya değil; işçinin, emekçinin ve ezilenlerin sesine sıkılmıştır. Saldırganların elini kolunu sallayarak serbest kalması, bu karanlık odakların kimlerden cesaret aldığının en açık kanıtıdır.” denildi.
Gazeteciler İçin Kritik Değişiklikler: Yeni Yönetmelik Yürürlükte!
Özgür Özel’den Altaylı ve Karabay Çıkışı:“Terör Örgütü Mensubu Serbest, Gazeteci Tutuklu
Yerel Basının En Büyük Yarası: Google Sansürü! Gazeteci Ece Üner Canlı Yayında İsyan Etti
“Gazeteciler Hapisteyken Türkiye Özgür Değil”
Açıklamada, bugün çok sayıda gazetecinin yalnızca gerçeği yazdığı için cezaevinde olduğu vurgulanarak, iktidarın yargıyı bir baskı aracına dönüştürdüğü kaydedildi.
“Gazetecilerin özgürlüğü halkın özgürlüğüdür. Onlar içerideyken Türkiye açık bir cezaevidir” denilen açıklamada, RTÜK eliyle Halk TV ve TELE1 gibi kanallara verilen cezaların da halkın haber alma hakkına darbe olduğu belirtildi. Medya kuruluşlarına atanan kayyımların basını tek sesli hale getirme politikasının parçası olduğu savunuldu.
“Metinler Ölmez, Hakikat Susmaz”
Açıklama, güçlü bir mesajla sonlandırıldı:
“Bizi sansürle, kurşunla, hapisle susturabileceklerini sanıyorlar. Ama başaramadılar, başaramayacaklar. Metin Göktepe’nin kamerasından yayılan ışık ne hücrelere sığar ne de kurşunlarla yok edilir. Otuz yıldır söylüyoruz: Metinler ölmez, hakikat susmaz.”