Muratpaşa ve diğer ilçelerde kentsel dönüşüm projelerinde mülk sahipleri ile müteahhitler arasında yaşanan krizler devam ederken, İMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Erman Aydın, sürecin teknik ve hukuki boyutunu mercek altına aldı. Tartışmaların temelinde yapıların riskli olup olmamasından ziyade, kat karşılığı inşaat sözleşmelerindeki ekonomik uzlaşmazlıkların yattığını belirten Aydın, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
"Perde Arkasında Uzlaşmazlık Var"
Tarafların ekonomik beklentilerini karşılayamadığı noktada konuyu "riskli yapı" tartışmasına çekme eğiliminde olduğunu belirten Aydın, "Beklentisini karşılayamayan taraf yapının riskli olmadığını iddia ederken, diğer taraf ise riskli olduğunu savunuyor. Ancak işin perde arkasında çoğunlukla ekonomik anlaşmazlıklar var. Bugün kamuoyuna yansıyan tartışmaların önemli bir kısmı aslında bir risk tartışması değil, rant tartışmasıdır" ifadelerini kullandı.
"Risk Tespiti Keyfi Değil, Denetimli Bir Süreç"
Kamuoyundaki "isteğe bağlı riskli yapı tespiti" algısının yanlış olduğuna değinen Aydın, sürecin işleyişini şöyle özetledi: "Risk tespitleri, Bakanlıkça lisanslandırılmış kuruluşlarca yapılmakta ve İl Müdürlüğü teknik personelince incelenmektedir. İtiraz durumunda ise akademisyenlerin yer aldığı komisyonlar devreye girer. Bir yapıyı isteğe bağlı olarak riskli ilan etmek ya da riskli olmayan bir yapıyı riskli göstermenin hukuken mümkün olması söz konusu değildir; bu durumun evrakta sahtecilikten kamu zararına kadar uzanan çok ciddi cezai yaptırımları bulunmaktadır."
Satış Süreçlerinde Şeffaflık Vurgusu
Anlaşmaya yanaşmayan maliklerin hisselerinin satışı konusunda oluşan "değerinin altında satış" algısına da yanıt veren Aydın, Antalya özelinde SPK lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanlarının arsa değeri ve dönüşüm kriterlerini dikkate alarak objektif değerleme yaptığını, bu hisselerin gerçek değerinin çok altında satıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.
Planlı Dönüşüm İçin Stratejik Çağrı
Kentsel dönüşüm süreçlerinde yaşanan tıkanıklıkları aşmanın yolunun bina bazlı, parçacıl müdahalelerden vazgeçip; kent bütününü gözeten, planlı bir dönüşüm anlayışına geçmek olduğunu vurgulayan Aydın, çözümün adresinin ada bazlı modeller olduğunu belirtti. Bina bazlı dönüşümlerin rant odaklı çekişmeleri körüklediğini savunan Aydın, dönüşümün sadece binaları değil, altyapıyı ve sosyal donatıları da yenileyen bir süreç olması gerektiğini vurguladı. Devletin "Yarısı Bizden" gibi destek modellerini daha güçlü ve erişilebilir kılarak, dönüşümü sadece müteahhit ve malik arasındaki bir pazarlığa indirgememesi gerektiğini belirten Aydın, bu sayede hem vatandaşın mağduriyetinin giderileceğini hem de kentlerin depreme karşı gerçek bir direnç kazanacağını ifade etti.
"Varlık Sebebi Can Güvenliğidir"
Aydın, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: “Kentsel dönüşüm süreçlerinin merkezinde ekonomik beklentiler değil, yapıların deprem güvenliği bulunmalıdır. Rant eksenli tartışmalar hem sürece hem de yasanın toplumdaki güvenilirliğine zarar veriyor. Unutmamak gerekir ki 6306 sayılı Kanun’un asıl varlık sebebi, vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır.”