DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin'in Akdeniz programında Isparta'dan önceki durağı Antalya oldu.
Antalya DEVA Partisi Antalya İl Başkanlığı'nda, İl Başkanı Özlem Arlıer ve üyelerle buluşan İdris Şahin, ardından Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Servisçiler Odası'nı ziyaret etti.

Akdeniz programında bir dizi ziyaret gerçekleştirecek olan İdris Şahin, Antalya ziyaretinde Akdeniz Gerçek Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Songül Başkaya'nın sorularını yanıtladı. Şahin, Türkiye’nin mevcut siyasi yapısı, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı üzerine konuştu.
"Güç Tek Elde Toplandı, Denetim Mekanizması Kalmadı"
'Ülkenin içinde bulunduğu siyasi konjonktür, küresel süreçte sınırlarımıza kadar gelen savaş ortamı ve seçimle şekillenen; siyasi parti genel başkanının da içinde yer aldığı sistemin ülkeyi teslim aldığına' dikkat çeken Songül Başkaya'nın, "Sizce çözüm nedir? Ülkenin girdiği bu dar boğazdan çıkışını nasıl tesis edebiliriz?" sorusu üzerine İdris Şahin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin 2017 anayasa değişikliğiyle birlikte fiilen tek kişilik bir yönetime geçtiğini savunan İdris Şahin, kurucu iradenin öngördüğü otokontrol sisteminin bozulduğunu belirtti.
Şahin, "Ülkede bir kısım şeyler 2017 anayasa değişikliği ve 2018’den sonra fiili olarak yönetimde tek kişilik bir yönetimin olması sebebiyle çok değişti. Cumhuriyeti kuran irade özellikle şu hususta çok dikkat etmiş. Birbirini denetleyen bir yapı kurmuş. Yasamayı yargı denetliyor, yürütmeyi yine yargı ve yasama denetliyor ve bir nevi kendi içerisinde bir otokontrol sistemi kurulmuş. Güçlü bir silahlı kuvvetler oluşturulmuş ve Türkiye’nin sigortası olarak da yargı ve silahlı kuvvetler görülmüş. Ama bu anayasa değişikliğiyle birlikte 'Kuvvetler ayrılığı çok güçlü olacak' denilerek 2017 referandumuna gidildi. Geldiğimiz noktada kuvvetler tek elde toplandı. Bu tek elde kuvvetlerin toplanmış olması da Türkiye açısından çok büyük bir zafiyet oldu.Cumhuriyeti kuran irade yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı birbirini denetleyen bir yapıda kurmuştu. Ancak bugün kuvvetler tek elde toplandı ve bu durum Türkiye açısından büyük bir zafiyet oluşturdu" dedi.
1 Mart Tezkeresi ve Raporlar
Konuşmasında 2006 yılında yayımlanan ve parlamentoda da dile getirilen bazı raporlara atıfta bulunan Şahin şunları söyledi:
"2006 yılında Türkiye’de CIA direktörlüğü yapmış bir ismin Amerikan Parlamentosu’na ve Amerika’nın derin devletine vermiş olduğu bir rapor var. Bu kamuoyuna da yansıdı. Hepiniz parlamentoda da ifade edildiği için ben çok rahatlıkla ifade edebilirim. Hatta bir partinin genel başkanı grup toplantısında bunu ifade etti. Dedi ki: Eğer siz Türkiye gibi ülkelerde üniter yapıyı bozup federatif bir yapı kurmak istiyorsanız, gücü tek elde toplamalısınız diye bir rapor sunuyor. 2006 yılında, bakınız. Çünkü kurucu irade öyle bir yapı kurmuş ki yasamayı ikna etseniz yürütmeyi ikna edemiyorsunuz. Yürütmeyi ikna etseniz yargıyı ikna edemiyorsunuz. Yargı ile yürütmeyi ikisini aynı anda ikna etmiş olsanız, asker orada bir denge unsuru olarak kalıyor. Dolayısıyla Türkiye gibi yapılarda gücü tek elde toplamak gerekiyordu. Bunu niçin söylüyor? 1 Mart tezkeresinden sonra, 2003’ten sonraki Amerika’ya karşı Türkiye Parlamentosu’nun vermiş olduğu karar nedeniyle.
2007 yılında 367 krizi çıkıyor ve anayasa değişikliğine gidiliyor. Anayasa değişikliğinde parlamenter sistemin tamamen ruhunu ortadan kaldıran “Cumhurbaşkanını halk seçsin” maddesi getiriliyor. Cumhurbaşkanını halk seçtiği zaman doğal olarak Cumhurbaşkanı diyor ki: Parlamentoyu seçen de halk, beni seçen de halk. Bazen parlamento çoğunluğu yüzde 30 ile iktidara geliyor, koalisyonlu hükümetler oluyor. Ben yüzde 50 artı 1 alıyorum, doğal olarak bir kısım yetkileri daha güçlü kullanayım diyor.
Bu ne zaman oluştu? 2014’ten sonraki süreç içerisinde Sayın Erdoğan kimi getirirse getirsin o yapının içerisinde anlaşamadı. “Düşük profilli” dediği Binali Bey’i getirdi, ona bile tahammül edemedi. Ahmet Hoca’ya tahammül edemedi ve bu sistem değişikliği 2017’de geldi. Artık güç tek elde toplandı.
Dolayısıyla şu anda ülkenin tek karar vericisi Sayın Erdoğan olduğu için gücün de tek elde toplanması nedeniyle bu bölgelerde çoklu sistemler yerine bir kişiyle işlerini çok rahatlıkla yürütebilir hâle geldi Amerika. Ve bugün bu işler de adım adım gerçekleşti. Bakınız hem Gazze’de olup bitenler hem İran’da olup bitenler tamamen Türkiye’nin ikna edilmiş hâlidir. Türkiye bölgede ikna edilmemiş olsa bu kadar rahatlıkla bu operasyonlar gerçekleştirilemez. Bunu da özellikle ifade edeyim.
Ama her şeye rağmen ne yapmamız lazım? Ortada bir anayasal düzen var ve biz anayasaya sadakat borcumuz var. Hepimizin bu anayasaya uygun hareket etmemiz gerekiyor. Ta ki bu anayasayı değiştirecek çoğunluk halk tarafından alıncaya kadar.
Bu anayasanın var olduğu müddetçe mevcut iktidarı denetleyecek güçlü bir muhalefet gerekiyor. Çünkü yargı da iktidarın tek eline geçmiş durumda. Bizim vatandaştan başka güvenebileceğimiz hiçbir şey yok. O yüzden birlik lazım. Ülkedeki birlik, dışarıdaki gelişmeler karşısında iktidarı da zora sokan bir durum olduğunda hepimiz görüyoruz."
"Yargı Eliyle Siyaset ve Sivil Toplum Dizayn Ediliyor"
Sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası üzerindeki baskılara değinen Şahin, TÜSİAD başkanına verilen cezayı örnek göstererek sert eleştirilerde bulundu.
Şahin, "Türkiye bugün çok daha farklı konuları konuşması gerekiyordu. Ama ana muhalefeti yargı eliyle dizayn eden bir süreç var. Sivil toplum… Bugün TÜSİAD başkanına ceza verildi. Tamamen yoruma dayalı. Kim karar verecek bu ülkedeki ekonominin kötüye gittiğine? Kim konuşacak? TÜSİAD yetkilisi konuşmayacak da, Odalar ve Borsalar Birliği konuşmayacak da, iş dünyası konuşmayacak da kim konuşacak? Bir yargıç mı karar verecek buna? Şu anda diyor ki yargıç: “Bunu ben tespit ettim, senin böyle bir hakkın yok.” Bu karar hukuki olmaktan çok çok öte, sadece ve sadece sivil toplumu dizayn etmeye yönelik bir karar. Ve yargı eliyle siyaset dizayn ediliyor. Yargı eliyle sivil toplum korkutuluyor. Yargı eliyle medya susturuluyor. Yargı eliyle ana muhalefete ikili hukuk uygulaması gerçekleştiği müddetçe Türkiye’de birlik olmaz. O nedenle biz iktidar sahiplerini ve beraberindekileri ülkenin huzuru ve refahı için hukuka uygun, adil bir yönetim sergilemeye davet ediyoruz. Şu anda bizim yapabileceğimiz, şu mübarek günde budur. Ekonominin kötüye gittiğini iş dünyası konuşmayacak da kim konuşacak? Yargı eliyle sivil toplum korkutuluyor, medya susturuluyor ve ana muhalefet dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu şartlar altında ülkede birlik tesis edilemez" şeklinde konuştu.
'Ümmetin Lideri Sanchez' Tartışması ve Dış Politika
Bölgedeki çatışma ortamına ve Gazze'de yaşananlara Türkiye'nin yeterli tepkiyi veremediğini savunan Şahin, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in duruşuna dikkat çekti. Sokaktaki vatandaşın "Ümmetin lideri olsa olsa Pedro Sanchez’dir" dediği bir dönemin yaşandığını belirten Şahin, Türkiye'nin bölge politikalarında ikna edilmiş bir konumda olduğunu ileri sürdü:
"Şu anda Türkiye’de olup bitenler… Yanı başımızda İran’da, Suriye’de olup bitenlere Türkiye ses çıkartamıyor. Türkiye’yi yönetenler ama tam İspanya’dan Pedro Sanchez ses çıkartabiliyor. Dün bir Karadenizli’ye mikrofon uzatmışlar. “Ümmetin lideri kimdir?” diyor. “Ümmetin lideri olsa olsa Pedro Sanchez’tir” diyor. Türkiye’den hiç kimsenin ses çıkartamadığı bir ortamda, bu yakın coğrafyamızda olup bitenler karşısında; İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan ses çıkmıyorsa, Suudi Arabistan’dan, Mısır’dan, Türkiye’den ses çıkmayıp da İspanya’dan ses çıkıyorsa diyor ki: Kusura bakmayın, fiili olarak ümmetin liderini ben Pedro Sanchez olarak görürüm."
"Çözüm: Hukuka Uygun ve Adil Yönetim"
Antalya’dan iktidara seslenen İdris Şahin, çözümün ancak adaletli bir yönetimle mümkün olacağını vurguladı.
Şahin, "Antalya’dan verilecek mesaj da ülkeyi yönetenlere şudur: Etrafımız kan gölüne dönmüşken, ateş barut bütün coğrafyayı teslim almışken bizim yapmamız gereken ülkede adaletli bir yönetim tesis etmektir. Bu da şu anda iktidarın görev süresi ve görev onayı olduğu için, milletten almış olduğu yetkiyle onların sorumluluğundadır. Eğer onlar bunu gerçekleştiremez ise o takdirde hakimiyetin yegane sahibi olan millet iradesi bunu er ya da geç sandıkta gerçekleştirecektir diyelim" diyerek sözlerini noktaladı.

Antalya'dan Isparta'ya Geçecek
Öte yandan İdris Şahin, Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Servisçiler Odası ziyaretlerinin ardından vatandaşlarla ve esnafla biraraya geldi. Ardından iftar programı ve lokma dağımı etkinliğine geçti. Şahin'in Antalya'da sonraki durağı Isparta olacak.
Antalya Körfezi'nde Fırtına Alarmı: 8 Kuvvetine Ulaşacak
Atatürk O Sözü Söyleyeli 96 Yıl Oldu: Antalya’ya Gelişinin Yıl Dönümünde Büyük Coşku
Akdeniz’de 10 Deprem! Kaş Depremleri Uyarısı: "Akdeniz'in Altındaki Dev Motor Durmuyor"

