Antalya'nın Kaş ilçesi açıklarında bu sabah 08.33'ten itibaren peş peşe 10 deprem meydana geldi. AFAD bölgede 26 yılda 2659, son 1 yılda 165 deprem kaydetti. Akdeniz'in tabanında dev bir motor hiç durmadan çalışıyor. Uzmanlar, yaşanan sarsıntıların bölgenin ne kadar dinamik bir yapıya sahip olduğunun birer 'nabız atışı' olduğunu vurguluyor.

Kaş'ta Art Arda 10 Deprem
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi verilerine göre; 6 Mart 2026 sabahı Akdeniz açıklarında Kaş merkezli bölgede 10 ayrı deprem meydana geldi. 3.5 - 4.6 büyüklüğünde değişen sarsıntılar Antalya'da endişe yarattı.
Depremler sabah 08.33 ile 12.30 saatleri arasında gerçekleşti. Sarsıntıların merkez üssü Akdeniz açıkları olurken, Kaş’a olan uzaklıkları 131 ila 146 kilometre arasında değişti. Derinlikleri 6.38 ile 30.18 kilometre arasında ölçülen depremlerin büyüklükleri ise 3.5 ile 4.6 arasında değişti, bir depremin büyüklüğü 2.2 olarak ölçüldü.

"Akdeniz'in Altındaki Dev Motor Durmuyor"
Art arda meydana gelen depremlerin ardından uzmanlardan değerlendirmeler geldi.
Akdeniz Gerçek'e açıklama yapan Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, "Bugün Kaş açıklarında saatler içinde kaydedilen ve 4.6 büyüklüğüne kadar ulaşan 10 deprem, Akdeniz’in derinliklerinde milyonlarca yıldır süregelen devasa bir jeolojik oluşumun kendini bir kez daha göstermesidir. Akdeniz körfezinin tabanında dev bir motor hiç durmadan çalışıyor; güneyimizdeki devasa Afrika Levhası, her yıl santim santim üzerimize doğru gelerek Anadolu’nun altına doğru dalıyor. Kaş açıklarında bugün yaşanan ve derinlikleri 20 kilometreye kadar uzanan bu hareketlilik, işte o devasa sürtünmenin ve kırılmanın ana sebebini oluşturuyor" açıklamasını yaptı.

"Helen-Kıbrıs Yayı Uyumayan Bir Sistem"
Akdeniz'in tabanında dev bir sistemin hiç durmadan çalıştığını belirten Karancı, "Ülkemizde ve şehrimizde gündem çok ama çok hızlı değişiyor. Geçmişte yaşanan büyük acılar ve yıkımlar hayat telaşı içinde çabucak unutuluyor. Ama tarihsel kayıtlar bize bu hattın, yani Helen-Kıbrıs Yayı’nın, "uyumayan" bir sistem olduğunu açıkça gösteriyor. Tarihsel kayıtlara baktığımızda; M.S. 365 yılında Girit merkezli 8.5 üzerindeki devasa deprem ve tsunami ile 1303 Rodos depremi gibi yıkıcı olayların kaynağı yine bu aynı sistemdir" dedi.
26 Yılda 2659, 1 Yılda 165 Deprem
Bölgedeki sarsıntıların istatistiksel boyutuna dikkat çeken Mustafa Karancı, "AFAD verilerine göre bu bölgede 2000 yılından bugüne 2659, sadece son bir yılda ise 165 deprem kaydedilmiş olması; denetim mekanizmalarının ısrarlı uykusuna rağmen, bölgenin ne kadar dinamik ve uyumayan bir yapıya sahip olduğunun çok net göstergesidir. Dolayısıyla bugün yaşanan 4.6’lık sarsıntıları, bu devasa sistemin yaşayan birer "nabız atışı" olarak okumalıyız" şeklinde sözlerini sürdürdü.

"Zeminle Barışık Tasarlanmayan Proje Yıkıma Mahkumdur"
Karancı, 1-7 Mart Deprem Haftası vesilesiyle belediyelere ve yapı denetim kuruluşlarına seslenerek şunları söyledi:
"1-7 Mart Deprem Haftası’nın hatırlatıcı gücüyle, görmezden gelinen hayati bir meseleyi yüksek sesle sormak zorundayız: Belediyeler ve yapı denetim kuruluşları, zemin etütlerinin denetimini sahada ne kadar titizlikle gerçekleştiriyor? Toplumda oluşan genel kanının aksine, binalar sadece üst yapıdaki mühendislik hataları veya malzeme eksiklikleri nedeniyle hasar almıyor. Bir yapının afet anında alacağı hasar, henüz temeli atılmadan önce üzerine oturacağı zeminle doğrudan ilişkilidir. Zeminin yapıyla olan bağını ve yerel zemin koşullarının yıkıcı etkisini kimse görmezden gelemez. Zeminle barışık tasarlanmayan her proje, kağıt üzerinde ne kadar kusursuz görünürse görünsün, deprem karşısında yıkıma uğrar. Bu gerçeğin kim ne kadar farkında ve bu farkındalıkla gereğini yapıyor? Bunu sorgulamak zorundayız."
Anma Değil, 'Anlama' Haftası
Deprem haftasının sadece birer anma törenine dönüştürülmesini eleştiren Mustafa Karancı, "17 Ağustos ve 6 Şubat gibi devasa acılarımız varken yeni tarihler eklenmesin. Deprem haftasını anma törenine dönüştürmek, bilimden ve gerçeklikten kaçmaktır. Deprem haftası anma değil, anlama haftası olmalıdır. Depremleri durduramayız ama fayların dilini anlayarak şehirlerimizi afetlere karşı dirençli hale getirebiliriz. Mevzuata uygun zemin etüdü yapılmamış tek bir parselin kalmadığı, mühendislik görmemiş tek bir yapının kalmadığı bir ülkede deprem korkusu yaşanmaz. Halkımızın en küçük sarsıntıda bile korkması, aslında hazır olmadığımızı hepimizin bilmesinden kaynaklanıyor" diye konuştu.

"Bunlar Hazırlık Evresi Depremleri"
Öte yandan Akdeniz Gerçek'e konuşan Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, "6 Mart 2026 tarihinde saat 08.33'te derinliği 83 km olan 4.7 büyüklüğünde, Kandilli Rasathanesi verilerine göre deprem meydana geldi. Bu deprem Antalya merkeze 290 km, Kaş ilçesinin güney kesiminde, Kaş merkeze 150 km uzaklıkta ve Akdeniz derinliklerinde Ege yayı üzerinde yaşandı. Bu tür depremler Ege yayı dediğimiz sismik boşlukta, oluşan orta şiddetli depremlerdir. Bunlar hazırlık evresi depremleridir. Geçmiş olsun Antalya. Depremin kontrolü doğada. Doğa kökenli afetlerden korunmanın yolu önlem almaktır. Bilimi rehber almaktır" dedi.
Antalya'da Peş Peşe Depremler Meydana Geldi!
Gizli Deprem Riski! Prof. Dr. Osman Uyanık: 'Zeminin Röntgenini Çektirmeden Ev Almayın!'
Güvenli Yapılaşmada Dev Adım! Antalya’da Yapı Denetiminde Yeni Dönem Mühürlendi!