Ankara'nın Sincan ilçesinde 18 Ocak 2011 tarihinde, ablasına YGS formu almak için evden çıkan ve bir daha geri dönmeyen Melike Toyguncu’nun ailesi, 15 yıldır bitmek bilmeyen bir bekleyişin içinde. Anne Fatma Toyguncu, Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından açıklanan "faili meçhul dosyalar birimi" müjdesiyle yeniden umutlandığını belirterek yetkililere seslendi.
Kızının Kaybolduğu Güne Dair
Anne Toyguncu, "Melike'm 14 yaşına yeni girmişti. 2011 yılının 18 Ocak tarihinde ablasına YGS formu almaya gitti. Ekmeği, formu almış. O gün bugündür ne yavrum beni gördü, ne ben yavrumu gördüm. Dört kişi tarafından benim yavrum alıkonuldu. Bir binanın bodrum katına kapatıldı. Aylarca işkencelere maruz kaldı. Yasaklı madde kullanan kişilerin arasında kaldı. Orada çok kötülükler yaşandı. Ev 6 ay sonra bulundu. O evde yavrumun saç telleri, tokası, tişörtü bulundu. DNA'ları bizimdi. Ben o gün bugündür 15 yıldır yavrumun arkasındayım. Hiçbir zaman mücadelemi bırakmadım” sözleriyle kaybolduğu güne dair bilgi verdi.

Sanıkların Tahliye Edilmesine Tepkisi
Sanıkların tahliye edilmesine tepki gösteren Toyguncu, "Günü geldi mahkemeler kuruldu. Sanıklardan ikisi cezaevine atıldı. C.Y. adlı kişi 4 ay önce serbest bırakıldı. Daha benim yavrum bulunmadan, yavrumun akıbeti belli olmadan bu insanlar dışarı nasıl çıkarılıyor? Belki M.A. da çıkarılacak dışarı. Benim yavrumun nerede olduğu öğrenilmeden, bulunmadan, benim yavrum bana teslim edilmeden neden çıkarılıyor? Kaç tane daha Melike'nin canı yanacak? Kaç tane daha Melike yok olacak, ziyan olacak? Ben şimdi bunun peşindeyim. Allah evlat acısını hiçbir anneye tattırmasın. Düşmanıma dahi tattırmasın diyorum. Biz çok acı çektik. Mücadelemizi hiç bırakmadık. Yine de bırakmamaya kararlıyım” şeklinde konuştu.

Yeni Kurulan Faili Meçhul Birimi Hakkında
Anne için bir umut ışığı doğdu. Toyguncu, "Adalet Bakanımız bir birim kurmuş, çok mutlu oldum. Faili meçhul cinayet kalmayacak, hepsi çözülecek diyor. Çocuğum için 15 yıldır mücadele veriyorum. Çocuğum bulunamadı diye yaşamış mı oluyor? Ne olduysa o evde oldu. Sakladıkları o izbe, hücra evde oldu. Dört kişinin arasında benim yavrum yok oldu. O evde benim çocuğuma ait eşyalar bulundu. Ne kadar delil olacaktı? Hep çelişkili ifadeler verildi. Biri diğerinin üzerine attı. Benim yavrum bulunmayacak bir çocuk değildi. Neden bulunmadı? Neden hem evladıma hem bize 15 yıl bu acı yaşatıldı” dedi.

Adalet ve Mezarlık Özlemi
Adalet ve İçişleri Bakanlarına seslenen acılı anne Toyguncu, "Ben artık devletimden, Adalet Bakanımızdan, İçişleri Bakanımızdan, yetkililerden olayımızın çözülmesini istiyorum. Melike'miz gibi kızlarımızı hep takip ediyorum. Yavrularımız yok olup, solup gitmesin. Gereken cezalar verilsin. Sadece resimlerine baktım yıllarca, resimleriyle avundum. Benim yavrum bulunsun. Ben artık rica ediyorum, yalvarıyorum bir anne olarak. Bu acı çok zor. Bu kadar delilin içinde kaçıranı, götürüleni, saklayanı belli olup da bulunamaması çok zor. Adalete güvenmek istiyorum. Bu adalet bir tek bana lazım değil, adalet herkese lazım” sözleriyle adalete güvenmek istediğinin altını çizdi. 
“Bir Mezar Bile İnsana Bir Umuttur”
Toyguncu kızı için, "Bir mezar bile insana bir umuttur. Gider başında ağlarsın. Ama böyle kör bir karanlık. Hayatta mı, öldü mü, yaşıyor mu. İki ateşin ortasında. Denizlerin suyunu benim üstüme boşaltsalar, bu ateş sönmüyor. İlk günkü gibi acı. Devletim duysun, acımı dindirsin. Yok muydu bu olayı çözecek, benim yavrumun akıbetini ortaya çıkaracak, sonuçlandıracak kimse. Belki olmadı, ihmaller oldu, her şey yaşandı. Çok koştum, sonuç alamadım. Ama artık istiyorum ki bugünden sonra bir şey olsun. Yaşadığım bütün acılarımı geride bırakayım. Kızımın hayaliyle yaşadım, artık yavrumu ölü ya da diri bağrıma basayım, mezarında toprağına sarılayım” diyerek acısının dinlemediğini dile getirdi.