Antalya'nın turizm ve doğa incisi Belek kumsalı, eşine az rastlanır bir yaşam mücadelesine sahne oldu. Akdeniz havzasının en büyük deniz kaplumbağası yuvalama alanı olan 29.5 kilometrelik sahil şeridinde, doğuştan sağ arka yüzgeci olmayan bir caretta caretta yumurtlamak için karaya çıktı. Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) ekiplerinin devriyesi sırasında fark edilen kaplumbağa, tek arka yüzgeciyle kumu kazamayınca yumurtalarını yüzeye bırakmak zorunda kaldı. Gönüllü ekipler duruma anında müdahale ederek yumurtaları çukura güvenle yerleştirdi. Olayın ardından engelli anne kaplumbağaya 'DOA' ismi verilerek, dünyada ilk kez engelli bir bireyin doğadaki yaşam mücadelesini anlamak adına uydu takip cihazı takıldı. EKAD Başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat, karşılaştıkları manzarayı,
"Biz bu bireyi önceki akşam yuva açmaya çalışırken gördük" sözleriyle aktardı. Hayvanın yaşadığı zorluğa dikkat çeken Canbolat, "Maalesef yumurtaları bırakmak için kumsalda yuvayı açamadı. Çünkü tek üyesi (yüzgeç) var ve deniz kaplumbağaları yuvalarını yaklaşık 50 santim derinlikte olacak şekilde arka üyeleriyle açar. Ve arka üyesinin bir tanesi olmayan hayvan yuvayı açamadı. Yumurtalarını bıraktı, ama nereye bıraktı? Açamadığı yuvanın üzerine, yani yüzeye bıraktı. Yuvayı açıp, yumurtaları gömdük"
ifadelerini kullandı.

Yaşama tutunma mücadelesi uyduyla takip edilecek
Doğuştan engelli DOA'nın denizdeki serüveni, turizmcilerin desteğiyle sağlanan 5 bin dolarlık uydu izleme cihazı sayesinde anbean izlenecek. Uzmanlar, caretta carettaların arka yüzgeçlerini yüzerken dümen olarak kullandığını belirterek DOA'nın hayatta kalma azminin bilim dünyası için önemli veriler sunacağını vurguluyor. Dr. Canbolat, hayvanın durumuna ilişkin veteriner kontrolünde çekilen röntgenlere değinerek durumu şu şekilde detaylandırdı:
"Röntgen sonuçlarına göre doğuştan sağ arka üyesi yok. Hiçbir şekilde kemik gelişimi olmamış. Daha önce kısa üyeli hayvanlarla karşılaştık ama bu çok enteresan oldu. Hayvanı akşam o halde görmek enteresan oldu. Onun denk gelmesi öyle kolay bir şey değil. Her zaman uydu izleme cihazınız olmaz. Cihazınız olsa bile böyle bir bireyle karşılaşamazsınız. Büyük bir tesadüf oldu. Bir nevi engelli bir deniz kaplumbağasının yaşam savaşının nasıl olduğunu anlatmaya çalışacağız". Cihazın takılma kararını ve bilimsel önemini anlatan Canbolat, “Biz de uydu izleme cihazı taktık. Denizdeki yaşamının nasıl olduğunu merak ediyoruz. Yani göç edebilecek mi? Deniz kaplumbağaları yüzerken ön üyelerini kullanıyor. Arka üyeleri bir nevi dümen görevi görüyor. Takıp takmamakta kararsızdık ama takmaya karar verdik. En azından yuva yapmaya çalıştığını gördük. Başaramadı ama hala hayatta, hala yaşamak için savaş veriyor. Bu anlamda biz bunu değerli bulduk ve uydu izleme cihazına bu nedenle taktık. Şimdi denizde ne yapacağını merakla takip etmeye çalışacağız.”
Rehabilitasyon merkezi eksikliği ve yerel destek
Belek sahilinde kaplumbağa koruma faaliyetleri, 32 yıldır bölgedeki otellerin ve ilgili bakanlıkların ortak çalışmasıyla sürdürülüyor. Kıyı kullanımında 50 metre boş alan bırakılması ve gece kırmızı ışık kullanımı gibi önlemler alan otellere 'Kaplumbağa Dostu Turizm Sertifikası' verildi. Ancak tüm bu yerel desteklere rağmen, bölgedeki en büyük sorunlardan biri tam donanımlı bir rehabilitasyon merkezinin bulunmaması olarak öne çıkıyor. Yaralı kaplumbağaların tedavi süreçlerindeki zorluklara ve Antalya'daki tesis eksikliğine dikkat çeken Dr. Canbolat, yetkililere seslenerek,
"Yaralı birçok deniz kaplumbağasıyla karşılaşıyoruz. Tedavileri ve rehabilitasyonları yapıldıktan sonra yaşamlarına devam edebilenler var. Aldığı darbenin yeri, şiddetine göre değişiyor. Antalya'da rehabilitasyon merkezi açılabilsin diye 15 yılımı verdim, epey yol kat ettik ama sonuç yok maalesef. Burada yaralı bir hayvan bulduğumuz zaman Dalyan'a götürmek zorundayız, 350 kilometre uzağa. Antalya bunu hak etmiyor"
dedi.