Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
17°
Akdeniz Gerçek | Antalya | ATSO Başkanı Antalya’nın 2026 Gelecek Reçetesini Yazdı

ATSO Başkanı Antalya’nın 2026 Gelecek Reçetesini Yazdı

Antalya iş dünyasının çatı kuruluşu ATSO’da 2026 rotası çizildi. ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 2025’in ekonomik yüklerinden kurtulmak için inovasyon şartı koşarken; Kaleiçi’ndeki yetki kargaşası ve tarımı tehdit eden su krizi için şehre adeta bir...

Antalya iş dünyasının çatı kuruluşu ATSO’da 2026 rotası çizildi. ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 2025’in ekonomik yüklerinden kurtulmak için inovasyon şartı koşarken; Kaleiçi’ndeki yetki kargaşası ve tarımı tehdit eden su krizi için şehre adeta bir...

KAYNAK: Buse Yeşil
ATSO Başkanı Antalya’nın 2026 Gelecek Reçetesini Yazdı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 2025 yılının ekonomik tortularını geride bırakarak 2026’yı inovasyon ve stratejik kararlarla şekillendireceklerini duyurdu. Kaleiçi’ndeki yetki kargaşasından tarımdaki su krizine kadar hayati uyarılarda bulunan Hacısüleyman, kentin geleceği için acil eylem planı çağrısı yaptı.

Ekonomide Yeni Dönem: İnovasyon ve Doğru Analiz Şart

2026 yılının ilk meclis toplantısında önemli değerlendirmelerde bulunan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, geride kalan yılın beklentileri karşılamadığını ifade etti. 2024 yılından devrolan problemlerin 2025 yılına da sirayet ettiğini belirten Hacısüleyman, aynı döngünün 2026’da tekrarlanmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.

Hacısüleyman, küresel konjonktürün zorlayıcı etkilerine dikkat çekerek "2025’i arzu ettiğimiz gibi bir yıl olarak geride bırakamadık. 2024’ün zorluklarını 2025’e taşıdık. Ancak şunun altını özellikle çizmek istiyorum, 2025’in zorluklarını 2026’ya taşımak gibi bir niyetimiz yok. Artık beklemekten öte, yeni fikirlerle, inovasyonla ve doğru kararlarla bu yılı şekillendirmemiz gerekiyor. Unutmayalım; çevresel ve küresel etkiler her zaman olacak. Hiçbir zaman bunlardan tamamen arınmış bir hayat yaşamayacağız. Önemli olan, bizim ne yaptığımız ve ne yapmamamız gerektiğini doğru analiz etmemizdir. Henüz yılın ilk 20 günündeyiz ancak dünya gündemi oldukça yoğun. Venezuela, Grönland, İran, Gazze, Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-Çin arasındaki ticaret ve gümrük tarifeleri… 2025’e damga vuran bu başlıkların, 2026’da da etkisini sürdüreceği ilk 20 günde net bir şekilde görülüyor. Türkiye gündemi de elbette dünyadan bağımsız değil. Antalya ise bu noktada çok özel bir konuma sahip. Çünkü Antalya sadece Türkiye’ye değil, doğrudan dünyaya açılan bir kapı. Bugün Antalya’da, yabancı sermayeli 6 binin üzerinde şirket faaliyet gösteriyor. Bu, çok kıymetli bir iletişim ve iş birliği potansiyeli demek. Bazen binlerce kilometre uzağa network kurmak için gidiyoruz, oysa bu ağın büyük bir kısmı yanı başımızda." dedi.

"Kaleiçi’ni Kaybetmeyeceğiz"

Antalya’nın tarihi merkezi olan Kaleiçi’ndeki yapısal sorunlara ve Vakıf mülklerindeki kira politikalarına değinen Hacısüleyman, bölgedeki ticari sürdürülebilirliğin tehlikede olduğunu savundu. Bürokrasi ve yüksek maliyetlerin yatırımcıyı durdurduğunu belirten Başkan Hacısüleyman

"Kaleiçi, Antalya markasının merkezidir. Kentin tarihini, kimliğini ve hikâyesini taşıyan bu alan, yerli ve yabancı turistin Antalya’yı ilk zihninde canlandırdığı mekânlardan biridir. Bu nedenle Kaleiçi’nde yaşanan her sorun, doğrudan Antalya’nın marka değerini etkilemektedir. Bugün Kaleiçi’nde yetki karmaşası nedeniyle ciddi yapısal sorunlar yaşanmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, yerel yönetimler ve koruma kurulları arasındaki belirsizlik mevcut işletmeleri zorlarken yeni yatırımların da ertelenmesine yol açmıştır. Tarihi alanlarda koruma elbette vazgeçilmezdir. Ancak koruma ile yaşamı ve ticari sürdürülebilirliği birlikte ele alan dengeli bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Aksi hâlde Kaleiçi’nin zamanla cazibesini kaybetmesi riskiyle karşı karşıya kalırız. Bu nedenle merkezi ve yerel idarenin birlikte hareket ettiği, yetkilerin netleştiği ve yatırımcının önünü görebildiği uzun vadeli bir yol haritası acilen oluşturulmalıdır. Vakıf mülkleri konusu da ticari hayatı doğrudan etkilemektedir. Son dönemde yapılan yüksek kira artışları, özellikle küçük esnaf üzerinde ciddi baskı yaratmaktadır. Ana cadde ile ara sokaklar arasındaki ticari farklar dikkate alınmadan belirlenen kira politikaları, bölgenin sürdürülebilirliğini zedelemektedir. Vakıf mülklerinde, konum ve ticari potansiyel gözetilerek daha adil ve sürdürülebilir bir kira düzenine geçilmesi artık zorunludur. Aksi hâlde Kaleiçi’nde ticari canlılığın zayıflaması kaçınılmaz olacaktır." diye konuştu.

Tarımda Su Krizi Kapıda: "Veriler İyi Gitmiyor"

Konuşmasının son bölümünde tarımsal üretim ve su yönetimi konusundaki endişelerini dile getiren Hacısüleyman, küçük üreticinin artan maliyetler altında ezildiğini ve su kaynaklarının bilimsel bir yöntemle yönetilmediğini kaydetti.

Başkan Hacısüleyman, tarım ve su yönetimiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tarım verileri iyi gitmiyor. Özellikle küçük çiftçimiz ciddi sıkıntı yaşıyor. Girdi maliyetlerindeki artış, ürün fiyatlarındaki dalgalanma ve pazarlama sorunları, küçük üreticinin ayakta kalmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Antalya gibi tarımsal üretimde güçlü bir ilde bile bu tabloyla karşı karşıya olmamız, sorunun yapısal olduğunu açıkça gösteriyor. Bu noktada en kritik başlık su yönetimi. Su, tarımın temel girdisi ancak bugün suyu planlı, verimli ve sürdürülebilir şekilde kullandığımızı söylemek zor. İklim değişikliği, kuraklık riski ve yağış rejimindeki düzensizlikler, mevcut su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırıyor. Antalya’da tarım yalnızca kırsal bir faaliyet değil; ihracat, istihdam ve gıda güvenliği açısından stratejik bir alan. Buna rağmen sulama altyapılarının yenilenmesi, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması ve su kayıplarının azaltılması konusunda daha hızlı adımlar atılması gerekiyor. Özellikle küçük çiftçinin bu dönüşümü tek başına gerçekleştirmesi mümkün değil. Öte yandan suyu sadece tarım açısından değerlendiremeyiz. Sanayi, turizm ve hızla artan nüfus da aynı su kaynaklarını kullanıyor. Bu nedenle tarım, sanayi, turizm ve nüfusun ihtiyaçlarını birlikte ele alan, uzun vadeli, bilimsel ve veriye dayalı bir su yönetimi anlayışını hayata geçirmek zorundayız."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız