Antalya Dayanışma Grubu Başkanı Salih Peker’in moderatörlüğünde toplanan iş dünyası temsilcilerinin karşısına çıkan Hatice Öz, 33 yıldır sürdürdüğü ticaret hayatından edindiği saha tecrübelerini aktardı. Sahanın sorunları da çözümleri de barındırdığını belirten Öz, Antalya'nın tarım, turizm ve ticaret alanındaki dinamizmine dikkat çekerek, “Ticaret ve Sanayi Odası adaylığımızda da aynı yöntemi izliyoruz. Her zaman sahadayız, geri dönüşleri dinliyoruz ve bunların çok kıymetli olduğuna inanıyoruz. Antalya'dayız, Antalya'da üretiyoruz. Kimimiz Antalya'da doğdu, kimimiz sonradan geldi ama önemli olan Antalya'da üretiyor ve katma değer sağlıyor olmamız. Bu çok kıymetli bir şey. Bununla birlikte şunu gördük: Antalya iş dünyası aslında hak ettiği yerde değil. Turizmcisi de tarımcısı da sanayicisi de... Tüm ticaret erbabı ve dolayısıyla Antalya hak ettiği noktada değil" dedi.
YAPAY ZEKA ÇIKIŞI
İş yapma alışkanlıklarının geçmiş yıllara göre çok daha hızlı evirildiğini vurgulayan Öz, geçen seneki yöntemlerin dahi bugün geçerliliğini yitirdiğini ifade etti. Müşteri davranışlarının ve çalışma arkadaşlarının bile değiştiğine işaret eden Öz, yapay zeka ve yeşil dönüşümün işletmelerin merkezine oturması gerektiğini belirtti. Yapay zekanın sadece bir kavram olmadığını, operasyonel maliyetleri düşürmede kritik rol oynadığını savunan Öz, ihracatta sürdürülebilirlik için yeşil dönüşümün zaruri olduğunu kaydetti.
FİNANSMANA ERİŞİM BÜYÜK BİR SORUN
Odanın yalnızca evrak veren bir kurum olmaktan çıkıp üyelerini güçlendiren bir yapıya dönüşmesi gerektiğini dile getiren Hatice Öz, personel eksikliğinin tarım ve turizm başta olmak üzere tüm sektörlerde ortak bir problem olduğunu belirtti. Yetkin insan kaynağı yetiştirmenin ATSO'nun temel görevleri arasında yer aldığını vurgulayan Öz, finansman sorununa ilişkin, “Türkiye'deki finansmana erişim ile Avrupa veya Amerika'daki erişim modelleri aynı değil. Bizler çoğunlukla kredi alabilmek için teminat veriyoruz ve kredimiz teminatımız oranında şekilleniyor. Oysa yurt dışında üreteceğiniz değer, yapacağınız iş ve işinizi ne kadar büyüteceğiniz sizin için bir kredibilitedir. Ya da ekosistemler oluşturulup bu döngü kendi içinde sağlanabiliyor. Bu yüzden kredibiliteleri ve fonları artırmak, insan kaynağını geliştirmek ve dijitalleşmeyi sağlamak adına projelerimiz var" dedi. Toplantının sonunda ortak akıl ve istişare kültürüne bağlı kaldıklarını belirten Öz, tüm projeleri bütüncül bir yaklaşımla hazırladıklarını ve Antalya iş dünyasının desteğiyle odanın işlevini herkese göstereceklerini ifade etti.
TURİZMDE ON İKİ AY DÖNEMİ VE SANAYİDE REKABET GÜCÜ
Antalya iş dünyasının öncelikli gündem maddeleri arasında yer alan turizmin yıla yayılması ve sanayideki rekabet gücünün artırılması için somut adımlar atılıyor. Hatice Öz, sektör temsilcilerinin taleplerini dile getirerek, "Bakın, turizm... bütün turizmde çalışan dostlarımız diyor ki: 'Artık 12 aya yayılmalı.' İhracat yapan sanayici dostlarımız diyor ki: 'Ben pazarda, rekabet gücüm çok azaldı.' Tarımda aynı şekilde; hem işçi problemlerimiz var hem ihracatta problemlerimiz var, katma değer problemlerimiz var. Dolayısıyla bizim ilk yapacaklarımız; öncelikle hem dijitalleşmede bunların hızlarını arttırmak, üyelerimizi tanımak ve bürokratik işlemlerden daha çok inaktif olarak burayı yönetmek" dedi.
SOMUT PROJELER GELİYOR
Dijitalleşme ve inovasyon kavramlarının sadece söylemde kalmayıp içini dolduracak çalışmalar yürütülüyor. Üretimden pazarlamaya kadar her alanda dijital dönüşümün zorunluluğuna dikkat çeken Hatice Öz, hazırlanan projeleriyle ilgili olarak, “En büyük sorun, mutlaka ki dijitalleşme olarak görüyorum. Yani çünkü dijitalleşme, bütün dünyada bunu görüyoruz. Bakın, restoran da olsanız bir uygulama üzerinden siparişlerinizi gönderiyorsunuz. Üretim yapıyorsanız hem üretim proseslerinin içinde hem satışta mutlaka dijitalleşmeniz oluyor. Tarımda aynı şekilde; yani hem üretimde hem satışta mutlaka dijitalleşme oluyor. Dijitalleşme... ama dijitalleşme derken sadece isim olarak değil. En büyük sorunlarımızdan bir tanesi ve değiştirilmesi gereken şeylerden bir tanesinin aslında kelimelerin içinin boşaltılması değil, onların doldurulması gerektiğini düşünüyoruz. Yani inovasyonsa o inovasyonu nasıl yapacağız? Biz mesela dijitalleşme diyoruz ama bunu nasıl yapacağımızı biliyoruz. Ayın 17'sinde bir proje lansmanımız olacak ve onda nasıl yapacağımızı anlatacağız. 12 ay turizm diyoruz, 12 ayı nasıl yayacağımızı hepsini anlatacağız. Tarımda bütün sorunları biliyoruz ve bunların nasıl aşılacağını, ne yapmamız gerektiğiyle ilgili bütün projelerimizin altlarını dolduruyoruz. Dolayısıyla altları doldurulan projelerle beraber de bütün üyelerimizin önünü açıp onları güçlendirip sorunlarını dillendirmek gerekiyor. Burada aynı zamanda kamuyla iyi ilişkiler içerisinde olmak gerekiyor. Kamuda ilişkilerimiz ne kadar iyi olursa, sözlerimizi o kadar iyi yukarıya anlatıp çözümlerimizin de o kadar iyileşeceğini düşünüyoruz” dedi.
RESTORANLARA YÜKSEK KOMİSYON YÜKÜNE KARŞI YENİ PLATFORM
İşletmelerin en büyük gider kalemlerinden biri haline gelen yüksek komisyon oranlarına karşı Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yeni bir yerel platform hayata geçiriliyor. Yüzde 40'a varan kesintilerin esnafı zorladığını belirten Hatice Öz, bu soruna yönelik, “Teşekkürler başkanım. Şöyle, aslında dediğim gibi 17'sinde açıklayacaktık ama buraya özel bir tanesini açıklamış olalım o zaman. Biraz önce de ifade ettiğim gibi; özellikle restoranlarda ve perakende dağıtıcılıklarda bu dağıtım sistemlerinde çok fazla komisyon ödeniyor. Restoranlar neredeyse %38, %40'a varan komisyonlar ödüyorlar. Kendilerinden belki daha fazlasını aslında o sisteme ödemek zorunda kalıyorlar. Biz Ticaret ve Sanayi Odası olarak da bu kapsamda bir platform oluşturmayı ve üyelerimizin onların bu kadar fazla komisyon ödemeden diğer müşterilerine ulaşmasını sağlayacak bir platform hazırlığını yaptık, hayata geçireceğiz inşallah” ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.