Programın açılış konuşmasını yapan ANTİKAD Başkanı Fatma Kotan, “Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, üyelerine hizmet sunan bir meslek kuruluşu olmanın çok ötesinde Antalya ekonomisinin ortak aklı, iş dünyasının güçlü sesi ve şehrimizin dünyaya açılan kapısıdır. Turizmden tarıma, sanayiden teknolojiye, ticaretten kültüre uzanan büyük potansiyelin ortak vizyona dönüştürülebileceği en önemli kurumlardan bir tanesidir. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği bu dönemde bugünü iyi yönetmek yeterli değil. Dünyayı doğru okumak, dönüşümü öngörmek ve şehrimizin tüm dinamiklerini geleceğe hazırlamak son derece kıymetlidir. Mevcut yönetim döneminde kadınlara verilen desteği yalnızca sözlerde değil; açılan alanlarda, kurulan iş birliklerinde ve karar süreçlerine katılımımızı güçlendiren somut yaklaşımlarda gördük ve hissettik. Antalya adına korunması ve daha ileri taşınması gereken önemli bir kurumsal kazanım olarak değerlendiriyoruz. Bizler ANTİKAD olarak kadın kimliğimizi ve özgünlüğümüzü geride bırakmadan; bedenen ve ruhen kadın kalabildiğimiz bir ortamda üretmeyi, toplumda söz sahibi ve görünür olmayı önemsiyoruz. Çünkü ANTİKAD'ın bu şehrin yalnızca ekonomik hayatında değil; toplumsal kararlarında, ortak aklında ve geleceğin tasarımında da söz sahibi olması önemlidir” dedi.

İş Hayatını Anlattı
ANTİKAD Üyesi Ceren Zorlu Çabukoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen programda konuşan ATSO adayı Hatice Öz, “Aslında ticaret hayatımın hikayesinden başlamak isterim. Biz bir aile şirketiyiz. Şirketi eşim ve ben kurduk. Farklı alanlarda ticaret yapıyoruz; ilaç, eczacılık ve sağlık turizmi... Dünyanın 12 farklı ülkesinden hasta getiriyoruz. Türkiye'yi hiç bilmeyen, görmemiş olan insanlara burada sağlık hizmeti veriyoruz. Tarımda da tam otomasyonlu kapalı seralarda çilek, ahududu ve böğürtlen üretiyoruz. Türkiye'nin en büyük ikinci çilek fidesi üreticisiyiz. İngiltere'de, Almanya'da ve Kıbrıs'ta şirketlerimiz var. Dediğim gibi bir aile şirketiyiz. Üç tane de oğlumuz var Allah bağışlarsa. Onlar da işin içindele; hem teknoloji şirketinde hem de tarımda destek oluyorlar” dedi.

STK Çalışmaları
Hatice Öz, “Biz bir Antalya sevdalısıyız. Nerede doğduğunuz değil, nerede doyduğunuz çok kıymetli. Ve nerede katma değer yarattığınız çok kıymetli. Dolayısıyla Antalya için en iyisinin, en doğrusunun olması gerektiği için elimizden geldiğince biz de nacizane hem iş hayatında hem de sosyal hayatlarımızda mücadele ediyoruz. Evet, ben aynı zamanda Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulu üyesiyim. Çünkü toplumların, şirketlerinizin değerleri de toplumumuz kadar oluyor. Çünkü aynı şirketin farklı ülkelerde, aynı an, aynı şirket olsa bile farklı değerleri oluyor. O yüzden de toplumumuzu güçlendirebilmek açısından her bireyin de sosyal sorumlulukla ya da STK'larda var olmasının kıymetli olduğunu düşünüyorum” dedi.

ATSO Başkan Adaylığı ve Sahanın Gerçekleri
Hatice Öz, “Antalya Ticaret ve Sanayi Odası başkan adaylığı yolculuğumuzdan, ekibim ve benim yolculuğumdan da bahsetmek isterim sizlere. Ben biraz önce de ifade ettiğim gibi 33 senedir ticaret hayatının içindeyim, hep sahadayım. Baştan beri beraber olduğumuzu, kurduğumuzu söylememin bir sebebi var; bu da sahada olduğumuzdan dolayı. Çünkü sahada her şey var sevgili dostlar. Sizler de biliyorsunuz; sahada her sektörün sorunu da var, çözümü de var, fırsatları da var. Bizler Ticaret ve Sanayi Odası yolculuğumuza da aslında ilk nüvesi buradan çıktı. Sahada görüyoruz; Antalya turizmcisi de, Antalya sanayicisi de, Antalya tüccarı da, Antalya çiftçisi de aslında hak ettiği yerde değil. Yani Antalya da aslında hak ettiği yerde değil. Dolayısıyla burada tabii Ticaret ve Sanayi Odası çok büyük bir kuruluş. Antalya Ticaret Sanayi Odası, Türkiye'nin 4. büyük ticaret ve sanayi odası. 70 bin üyesi var. Ve bu bağlamda da tabii ki bir sorumluluğu var. Antalya ticaretinin ve Antalya'nın hakkının verilebilmesi için de güçlü bir ticaret odası, güçlü bir ticaret odası olması için de güçlü Ticaret ve Sanayi Odası üyelerinin olması gerektiğini gördük. Ve bu yolculuğumuza başladık” ifadelerini kullandı.

Değişim, Dönüşüm ve Kodak-Fuji Örneği
Hatice Öz, “Eskiden konuşurken hep şunu söylerdik; benim ve benden birazcık daha yukarıda olanlar bilirler. Eskiden şöyle derdik: "Ya 10 sene önceki ticareti yapmıyoruz, 20 sene önceki ticareti yapmıyoruz." Ama şu anda yaşadığımız dünyada geçen seneki ticareti de yapmıyoruz. Geçen seneki şekilde ürünlerimizi pazarlamıyoruz. Geçen seneki tarzda müşterilerimiz yok. Geçen seneki tarzda aslında yol arkadaşlarımız, çalışma arkadaşlarımız yok. Yani her şey o kadar çok ve çabuk değişiyor ki... Ve bütün bu sürdürülebilir olmak için de bu dünyaya uyum sağlamamız gerekiyor. Yani bu değişime uyum sağlamamız gerekiyor. Biz ticaret dünyası olarak bu kadar değişime uyum sağlamamız gerekiyorken, Ticaret ve Sanayi Odası'nın da sadece evrak veren ya da temsil eden ya da sadece orada var olan bir kurum olarak devam etmesi mümkün değil. Çünkü üyelerini güçlendirebilmesi için onların yolunu açması, önünü açması, sorunlarını dile getirmesi ve desteklemesi gerekiyor. Beni çok etkileyen aslında bir olay vardır. Bunu da sizinle paylaşmak istedim, çünkü bu bizi de yola çıkma teşvik eden olaylardan bir tanesidir” dedi.
Projeler ve Üye Odaklı Yönetim Anlayışı
Öz, “Aslında bizim perşembe günü bir sunumumuz olacak, yani proje lansmanımız olacak. Ondan sonra buraya gelmeyi ve ilk projelerimizi burada anlatmayı çok arzu etmiştim. Ama zamanlama maalesef ki uygun olmadığı için ben genel olarak projelerimizden bahsetmek isterim. Yarından sonra da zaten detaylı olarak hepinize mutlaka ki ulaştıracağız. Biz sahada olduğumuz için aslında önümüzdeki 100 günlük planımız hazır. Çünkü biz sahadan bütün verileri topluyoruz. Üyelerimizin neye ihtiyacı var, ne olması gerekiyor, hepsini görüyoruz. Bir kere biraz önce de bahsettiğim gibi dijitalleşme olmadan olmaz. Dijitalleşme hayatımızın ortasında. Yapay zeka da ortasında. Yapay zeka sadece süslü laflardan değil; aslında operasyon maliyetlerimizi azaltabilmek için de yapay zekayı kullanmak zorundayız. Dolayısıyla Ticaret ve Sanayi Odası hem kendini hem de üyelerini yeni dünya düzenine hazırlamak için dijitalleşecek. Biz şunu görüyoruz: Turizmcimiz 12 ay iş istiyor, 5-6 aya sıkışmış bir sezon istemiyor. Bunu hep konuşuyoruz. Ama bazı şeyleri hayata geçirmekte birazcık belki zamana ihtiyaç oluyor. Ve biz ihracatçımızla konuşuyoruz. İhracatçımız da yurt dışı pazarlarda rekabet gücünün artmasını istiyor. Çiftçimiz daha katma değerli ürün satmak istiyor. Bütün üyelerimiz daha rahat ve daha ucuz paraya, finansmana ulaşmak istiyor. Biz bunların hepsini biliyoruz ve bunların hepsi için bir çözüm üretiyoruz” dedi.
4 Yıllık Hedefler ve Şeffaf Yönetim
4 yıl sonra Antalya’yı nerede görüyorsunuz sorusuna, Öz, “Nelerin yapılamayacağı konusunda da hem kendi hayatımda hem Ticaret ve Sanayi Odası'nda yönetim kurulu üyesi olduğum için Ticaret ve Sanayi Odası'nın da aslında neleri yapabileceğini biliyorum. Kendi iş hayatımda da nelerin yapılabileceğini, hem uluslararası alanda hem de ulusal alanda nelerin yapılabileceğini görüyoruz. Dolayısıyla biz aslında bu tecrübelerimizi birleştirmek için bu yolculuğumuza çıktık. O yüzden bir kere yine sorunuzun içindeki çok önemli ve kıymetli bulduğum bir noktaya değinmek istiyorum: Ölçülebilirlik. Sevgili dostlar, doğru data alamazsanız, doğru datanız yoksa doğru strateji oluşturamazsınız. Doğru yol haritasına ulaşamazsınız ve doğru sonuca isteseniz de gidemezsiniz. O yüzden data çok önemli. Ticaret ve Sanayi Odası üyelerini tanıması çok önemli. Verilerinin doğru olması ve doğru gelmesi ve sürekli gelmesi çok önemli. Çünkü artık sevgili dostlar, işlerimiz de katmanlaştı. Sadece tek bir iş yapmıyoruz. Sadece tek bir NACE kodundan da ibaret değil Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri. Hepsinin farklı işleri, farklı düşünceleri, farklı aslında bundan sonra yapmak istedikleri var. Dolayısıyla Ticaret ve Sanayi Odası üyelerini mutlaka tanıması gerekiyor. Dolayısıyla doğru data, doğru stratejiyi gerektirir. Bizim amacımız aslında 4 senenin sonunda, geçenlerde buna benzer bir soru sormuşlardı, o soruya sorunun cevabıyla da cevap vermek isterim müsaadenizle. Biz görevimizi yaptıktan sonra, 4 senenin sonunda Antalya'da ve Antalya iş dünyasında şunun denilmesini çok arzu ediyoruz: "Biz Ticaret ve Sanayi Odası ne işe yararmış şimdi anladık." Bunun denilmesini çok arzu ediyoruz. Çünkü Ticaret ve Sanayi Odası üyesine dokunabilen, onun önünü açabilen, onu güçlendiren bir model olabilir. İşte biz bunu yaptığımız zaman üye bunu sormayacak; "O ne işe yarar?" diye sormayacak. Bizim amacımız bunu gerçekleştirmek, bütün projelerimizde bunu gerçekleştirmek. Ve aynı zamanda üyelerimizin iş hacmini arttırmak. Çünkü üyelerimizin iş hacmi arttığı zaman, sizlerin iş hacmi arttığı zaman Antalya'nın da iş hacmi artacak” diyerek cevap verdi.
Ortak Akıl Vurgusu
Öz, “Bizim yönetim anlayışımız sürdürülebilir, hesap verebilir, şeffaf, gelişen, geliştiren bir yönetim anlayışı olacak. Biz kendi hayatımızda da böyle olduğu için bizim için hani daha kolay uygulanabilir bir şey olarak bakıyoruz. Bir kere kadının olmadığı yerde her şey eksik sevgili dostlar. Çünkü farklı bakış açıları... Kadınla erkek aslında bir bütünün birbirine benzemeyen, aslında birbirini tamamlayan iki parçası. Hani ortak akılla istişare de aslında bundan geliyor. Dolayısıyla bir kere her konuda, özellikle Antalya'yı ilgilendiren her konuda beraber hareket edeceğiz ve istişareye sürekli açık olacağız. Tabii biz Ticaret ve Sanayi Odası'na adayız, biz ticareti biliyoruz. Ben 33 yıldır dediğim gibi ticaret yapıyorum ve ticareti biliyorum. Ticareti arttırdığınız zaman, ekonomiyi arttırdığınız zaman biraz önce de ifade ettim, sürdürülebilir olmak için zaten topluma da bir şey vermek durumundasınız. Benim, benim yaklaşık 20'den fazla şirketimiz var. Her şirketimizin her sene bir sosyal sorumluluk yapma zorunluluğu vardır sevgili dostlar. Ve hepsinin ayrı ayrı, tek başına değil. Çünkü bizler aslında şirketlerin de insanlar gibi ruhları olduğuna ve onların da vererek iyileşeceğine ve topluma bunu borcumuz, daha doğrusu sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz. Biz ne kadar bu sorumluluğumuzu yerine getirirsek toplumumuz, Antalya'mız, iş dünyamız hep beraber güçlenecek. Birisinin güçlenmesi ve birisinin geride kalması sağlıklı bir şey değil sevgili dostlar. Bu her türlü ilişkide böyle; kişisel ilişkide, ailevi ilişkide, iş ilişkisinde, toplum ilişkisinde... Beraber büyürsek o zaman büyümüş oluruz. Beraber gelirsek o zaman gelişmiş oluruz. Ben hep iş dünyasını, daha doğrusu şirketleri bir ahtapota benzetirim. Şundan dolayı; içinde çok böyle farklı ayakları vardır. Biliyorsunuz; operasyonu, finansı, İK'sı bir sürü ayağı vardır ve bir şirketin gelişebilmesi için o ayakların, ya da ahtapotun da yürüyebilmesi için beraber hareket etmesi gerekir uyumlu bir şekilde. İşte Ticaret ve Sanayi Odası, toplum, insanlar hepimizin de büyüyüp gelişebilmesi için beraber hareket etmemiz lazım. Birbirimizi beslememiz lazım, birbirimizi geliştirmemiz lazım. Asla ve kata ötekileştirmememiz lazım” dedi.