Antalya havzasının biyolojik mirasını korumak amacıyla yürütülen laboratuvar çalışmaları sonuçlandı. Nesli tehlike altında olan ‘Antalya sarı balığı’ (Capoeta antalyensis) ile 'Antalya inci balığı' (Alburnus baliki), yapay döllenme ve kontrollü besleme teknikleriyle laboratuvarda çoğaltıldı. Doğal ortama hazır hale getirilen 2 bin yavru balık, biyoçeşitliliği desteklemek için Boğaçayı sularına salındı.

İç Sulardaki Türlerin Üçte Biri Tehdit Altında
Türkiye genelindeki iç su kaynaklarında 400 civarında yerli balık türü bulunduğunu belirten Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay; kentleşme, iklim değişikliği ve çevre baskıları nedeniyle bu canlıların neredeyse üçte birinin neslinin tehlikede olduğunu, yüzde 10'undan fazlasının ise kritik seviyeye ulaştığını bildirdi.

"Ekolojik Rolleri Çok Büyük"
Yavruların anaçlardan alınan yumurtalarla suni ortamda büyütüldüğünü ve doğal besinlere alıştırıldığını anlatan Dr. Atalay, bu balıkların ekonomik ya da ticari bir değeri bulunmadığını vurguladı. Canlıların fiziksel olarak küçük kaldığını ancak ekosisteme katkılarının çok yüksek olduğunu dile getiren Atalay, çalışmanın hem Türkiye'nin hem de dünya mirasının korunması açısından önemli bir adım olduğunu aktardı.

24 Saat Nöbetle Gelen Başarı
Yapay üretim sürecinin detaylarını paylaşan Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürü Serkan Erkan, doğal ortamdan alınan canlıları kontrollü şartlarda üretmenin uzun ve hassas bir süreç gerektirdiğini söyledi. Uzman ekiplerin yaklaşık 6 yıl boyunca 24 saat kesintisiz takip yürüttüğünü belirten Erkan, enstitü bünyesinde bir canlı gen bankası kurulduğunu açıkladı

Zorlu Şartlara Karşı Cinsiyet Değiştirme Yeteneği
Boğaçayı'ndaki su kalitesinin iyileşmesini umut ettiklerini ve bu dönemdeki yağışların nehir yatağına olumlu yansıdığını belirten Serkan Erkan, bu balıkların özel biyolojik savunma mekanizmalarına sahip olduğunu kaydetti. Popülasyonun sürdürülebilirliği açısından canlıların şaşırtıcı özellikler barındırdığını ifade eden Erkan,
"Bulundukları su birikintisinde sadece erkek bireyler kaldığında, neslin devamı için içlerinden bazıları cinsiyet değiştirerek dişiye dönüşebiliyor. Bugün ekonomik değeri olmayan bu canlıların gelecekte tıp ve insanlık için ne kadar önemli olacağını bugünden tahmin edemeyiz"
diyerek su kaynaklarının korunması gerektiğinin altını çizdi.