Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
24°
Akdeniz Gerçek | Kadın | EŞİK’ten AYM’nin Nafaka Kararına Tepki: "Nafaka Bir Lütuf Değil, Hak Alışverişidir"

EŞİK’ten AYM’nin Nafaka Kararına Tepki: "Nafaka Bir Lütuf Değil, Hak Alışverişidir"

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz olarak” ibaresini oy çokluğu ile iptal etmesine çok sert tepki gösterdi.

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz olarak” ibaresini oy çokluğu ile iptal etmesine çok sert tepki gösterdi.

KAYNAK: Buse Yeşil
EŞİK’ten AYM’nin Nafaka Kararına Tepki: "Nafaka Bir Lütuf Değil, Hak Alışverişidir"

Yazılı bir açıklama yayımlayan EŞİK, iktidarın yargı üzerindeki kuşatmasına ve kadın haklarına yönelik gerici hamlelerine dikkat çekerek, AYM'nin bu kararının başta ekonomik şiddet olmak üzere kadınlara ve çocuklara yönelik her türlü şiddeti artıracağını vurguladı.

AYM’nin Nafaka Kararı Kadınlara Yönelik Ekonomik Şiddeti Artıracak 

Anayasa Mahkemesi’nin Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz olarak” ibaresini oy çokluğu ile iptal ettiğini öğrendiklerini belirten EŞİK Platformu, AYM’nin nafaka kararının başta ekonomik şiddet olmak üzere kadınlara ve çocuklara yönelik her türlü şiddeti artıracağını ilan etti.

AYM’nin iptal kararının, gerekçeli karar Resmî Gazete’de yayınlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe gireceğini hatırlatan platform, gerekçeli kararın ne zaman yayınlanacağının ise belirsiz olduğunu aktardı.

Buna rağmen Adalet Bakanı'nın, kararın açıklanmasının hemen ardından yoksulluk nafakasının 12. Yargı Paketi kapsamında Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda yeniden düzenleneceğini açıkladığına dikkat çekildi. Açıklamada, "Bu aceleciliği ve karara bu denli hızlı sahip çıkılmasını dikkatle not ediyoruz. Çünkü aynı yaklaşımı başka Anayasa Mahkemesi kararlarında göremiyoruz" denildi.

çifte standartlı hukuk anlayışına asla teslim olmayacağız

Anayasa Mahkemesi’nin evli kadının soyadı ile ilgili iptal hükmünün, yürürlüğe girdiği 28 Ocak 2024 tarihinden bu yana uygulanmadığı ve kadınlara halen kocalarının soyadının dayatıldığı ifade edildi.

Benzer şekilde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam edilen çok sayıda siyasi tutuklu bulunduğu hatırlatılan açıklamada, "Hukukun üstünlüğünü savunduğunu iddia edenlerin, kimi kararları yıllarca uygulamazken kimi kararları dakikalar içinde sahiplenmesi tesadüf değil" tepkisi yükseldi.

Bileşimi büyük ölçüde siyasal iktidar tarafından belirlenen Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının dahi işlerine gelmediğinde görmezden gelindiği, işlerine yarayan kararların ise henüz gerekçesi bile açıklanmadan siyasi programlara malzeme edildiği vurgulandı. EŞİK, "Hukukun seçici biçimde uygulanmasına, kadınların haklarının siyasi hesaplara konu edilmesine ve bu çifte standartlı hukuk anlayışına asla teslim olmayacağımız bilinmelidir" sözleriyle kararlılık mesajı verdi.

"Ömür Boyu Nafaka Mağduriyeti" Söyleminin Gerçeklerle İlgisi yok

Kararın kendisi kadar zamanlamasının ve yarattığı sonuçların da kamuoyu ile gelişmeleri yakından takip eden kadın örgütleri açısından ciddi soru işaretleri taşıdığı ifade edildi.

Yıllardır kadınların kazanılmış haklarını hedef alan çevrelerin en önemli taleplerinden birinin “süresiz nafakanın kaldırılması” olduğu hatırlatılırken, "Kamuoyu, gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan 'ömür boyu nafaka mağduriyeti' söylemleriyle sistematik biçimde yönlendirilmiş, kadınların boşanma sonrasında karşı karşıya kaldıkları yoksulluk görünmez kılınmaya çalışılmıştır" denildi. Bugün ise karşılarında, daha önce Anayasa’ya aykırı bulunmayan aynı düzenlemeyi iptal eden bir Anayasa Mahkemesi kararı bulunduğunun altı çizildi.

AYM'ye Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve Kadın Yoksulluğu Soruları Yöneltildi

EŞİK, yüksek mahkemeye ve siyasal iktidara şu can alıcı soruları sordu:

Anayasa Mahkemesi bu kararı hangi sosyo-hukuki araştırmalara, bilimsel verilere dayanarak vermiştir? Hukuk, toplumsal gerçeklikten ve bilimsel araştırmalardan kopuk biçimde yorumlanabilir mi?

Yaklaşık on yıl önce Anayasa’ya aykırı bulunmayan bir hüküm bugün neden aykırı bulunmuştur?

Bu on yıllık süreçte Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği mi sağlanmıştır?

Kadınların işgücüne katılımı erkeklerle eşit düzeye mi ulaşmıştır?

Kadın yoksulluğu sona mı ermiştir?

Kadınlar boşanma sonrasında ekonomik güvenceye mi kavuşmuştur?

Yoksa bugün hâlâ kadınların önemli bir bölümü düşük ücretli, güvencesiz ve kayıt dışı çalışırken; çocukların velayetleri boşanma sonrası çoğunlukla anneye bırakılırken; bakım yükü büyük ölçüde kadınların omuzlarındayken; nafaka miktarları birdenbire yükselmiş ve erkekler açısından katlanılamaz bir yük mü yaratmıştır?

Nafaka Bir Lütuf Değil, Sınırlı Bir Güvence 

Gerçeklerin yaratılan algının tam tersini gösterdiği belirtildi. Kadın Dayanışma Vakfı’nın 2019 ve 2024 yılında yayımladığı Yoksulluk Nafakası Araştırma Raporu’na atıf yapılarak; Türkiye’de nafaka alan kadınların önemli bir bölümünün çok düşük miktarlardaki nafakaları dahi tahsil edemediği bilgisi paylaşıldı.

Yoksulluk nafakasının, kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine, kadınlara refah sağlayan değil, çoğu zaman açlık sınırının çok altında kalan sembolik bir ekonomik destek niteliğinde olduğu ifade edildi. Buna rağmen yıllardır nafaka hakkının hedef alınmasının nedeninin, hiçbir zaman nafakanın miktarı olmadığı; asıl meselenin, boşanma sonrasında kadınların ekonomik olarak bağımsızlaşabilmesi için hukuk düzeninin sağladığı sınırlı güvencelerin ortadan kaldırılması olduğu aktarıldı.

Bu gerici yaklaşımın, boşanmak isteyen kadınları şiddet gördükleri veya mutsuz oldukları evliliklere ekonomik kaygılar nedeniyle mahkûm edeceği savunulurken, "Aynı zamanda siyasal iktidarın kadının itaatine dayalı, reisli ve çok çocuklu aile modelini güçlendiren politikalarına hizmet edecektir. Boşanmak isteyen erkeğin ise evlilikten ve çocuklardan kaynaklanan sorumluluklarından daha kolay sıyrılmasını sağlayacaktır" uyarısı yapıldı.

Kararın Zamanlaması Tesadüf değil

Kararın zamanlamasının kritik önemde olduğu belirtildi. Kamuoyuna yansıyan haberlerde, TBMM gündemine alınması beklenen 12. Yargı Paketi kapsamında yoksulluk nafakasına yönelik kapsamlı değişiklikler hazırlandığının ifade edildiği; nafakanın süreye bağlanması, çeşitli kriterlerle sınırlandırılması ve fiilen erişilemez hale getirilmesi yönünde düzenlemelerin uzun süredir konuşulduğu hatırlatıldı.

Platform şu soruları sordu: "Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yasal boşluk, tam da bugünlerde hazırlanmakta olan yeni nafaka düzenlemeleriyle mi doldurulacaktır? Kararın zamanlaması tesadüf müdür? Anayasa Mahkemesi neden bu dosyaya dair şimdi ve hiç olmadığı kadar hızlı karar vermiştir? Neden önceki içtihadından ayrılmış, yerleşik yaklaşımını değiştirmiştir?"

Ve en önemlisi olarak şu soru yöneltildi: "Anayasa Mahkemesi kararını verirken yalnızca anayasal ilkeleri ve hukuku mu esas almıştır, yoksa yıllardır belirli çevreler tarafından yürütülen siyasi kampanyaların ve baskının etkisi altında mı kalmıştır?"

"Hedef Yalnızca Kadınlar Değil, Laik Hukuk Devletidir" 

Bu soruların yalnızca kadın hareketinin değil, hukuk devleti ilkesine inanan herkesin sorması gereken sorular olduğu belirtildi. Medeni Kanun’un herhangi bir yasa olmadığı, Cumhuriyet’in kadınlara eşit yurttaşlık statüsü kazandıran temel hukuk metni olduğu hatırlatıldı.

Son yıllarda nafaka hakkından velayete, mal rejiminden aile hukukuna kadar pek Quarter Medeni Kanun’un eşitlikçi hükümlerinin tartışmaya açıldığına dikkat çekilerek, "Kadınların kazanılmış haklarını aşındırmaya yönelik her girişim, yalnızca kadınları değil, laik hukuk devletini de hedef almaktadır" tespiti yapıldı.

EŞİK Platformu olarak daha önce de defalarca beyan edildiği üzere; yoksulluk nafakasının bir lütuf olmadığı, evlilik süresince karşılıksız bırakılan bakım emeğinin, çalışma yaşamındaki yapısal eşitsizliklerin ve boşanmanın kadınlar üzerinde yarattığı ekonomik sonuçların kısmen telafi edilmesini sağlayan bir hak olduğu dile getirildi. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği devam ederken, kadınların bakım yükü kamusal olarak paylaşılmazken, kreşler yaygınlaştırılmazken, eşit işe eşit ücret sağlanmazken ve kadın yoksulluğu giderek derinleşirken nafaka hakkının hedef alınmasının eşitsizliği daha da büyüteceği ifade edildi.

"Haklarımızdan ve Laiklik Mücadelemizden Vazgeçmiyoruz" 

Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını beklediklerini aktaran EŞİK Platformu, şimdiden şu kararlılığı ilan etti:

"Kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak hiçbir düzenleme toplumsal adalet üretmez. Kadın yoksulluğunu artıracak hiçbir değişiklik eşitlikle bağdaşmaz. Bu yüzden, kadınların kazanılmış haklarının pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyeceğiz."

Medeni Kanun’u parça parça yok etme girişimlerine karşı sonuna kadar direneceklerini belirten kadınlar, "Medeni Kanun’u parça parça yok etme girişimlerine karşı çıkmaya, kadınların ekonomik ve sosyal haklarını savunmaya, eşit yurttaşlık mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz. Hayatlarımızdan, haklarımızdan, hayallerimizden vazgeçmiyoruz" diyerek siyasal iktidara ve gerici odaklara meydan okudu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız