Ali Babacan Antalya’dan Seslendi: “Yolsuzluk, Metastaz Yapmış Kanser Gibi Tüm Hücrelere Yayılmıştır”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Antalya’da ekonomiyi değerlendirdi. Tarım, sanayi ve turizmdeki sorunlara dikkat çekerek yolsuzlukla mücadele çağrısı yaptı.

Ali Babacan Antalya’dan Seslendi: “Yolsuzluk, Metastaz Yapmış Kanser Gibi Tüm Hücrelere Yayılmıştır”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, FORUM X Platformu’nun davetiyle Antalya’da iş dünyası ve ekonomi temsilcileriyle bir araya geldi. DoubleTree by Hilton Hotel’de düzenlenen programda Türkiye ekonomisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan; turizm, sanayi ve tarım sektörlerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Yüksek faiz politikası, baskılanan döviz kuru ve üretim maliyetlerini eleştiren Babacan, yolsuzlukla mücadele çağrısı yaparak, “Bu ülkenin ekonomisi bir beka meselesi haline geldi” dedi. 6 Kasım 2026 Cuma günü gerçekleştirilen ekonomi buluşması, kahvaltı programının ardından başladı. Programın açılış konuşmasını FORUM X Antalya Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu yaptı. Ardından söz alan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Türkiye Ekonomisinde Çıkış Yolu: Finansal İstikrar, Makro Dengeler ve Yatırım İklimi” başlıklı oturumda ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan

“ANTALYA HER ŞEYİYLE BÜYÜK BİR ŞEHİR”

Konuşmasına Antalya’nın potansiyeline dikkat çekerek başlayan Babacan, Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini ancak ülkenin ve Antalya’nın sahip olduğu imkânların çok daha iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dünyada yüzden fazla ülkeye gittiğini belirten Babacan, Antalya’nın coğrafi konumu, denizi, dağları, tarım ve turizm imkânlarıyla önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Babacan, “Evet, zor günlerden geçiyoruz ama şunu unutmayalım; Antalya’mız sadece belediyecilik anlamında bir büyükşehir değil. Gerçekten her şeyiyle büyük bir şehir. Antalya turizmiyle büyük, tarımıyla büyük, sanayisiyle büyük” dedi. Antalya’nın sahip olduğu potansiyele rağmen sürekli sorunlarla anılmasının kendilerini üzdüğünü belirten Babacan, şehrin doğru yönetim ve politikalarla kısa sürede çok daha iyi bir noktaya gelebileceğini savundu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan

COP31 VE G20 ZİRVESİNİ HATIRLATTI

Antalya’nın uluslararası organizasyonlar açısından önemine de değinen Babacan, COP31 Zirvesi’nin kentte düzenlenecek olmasının şehrin tanıtımı açısından önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Antalya’nın daha önce 2015 yılında G20 Zirvesi’ne ev sahipliği yaptığını hatırlatan Babacan, o dönem başbakan yardımcılığı görevinde bulunduğunu ve zirvenin koordinasyonunu bizzat yürüttüğünü anlattı. G20’nin yalnızca bakanlar düzeyinde gerçekleştirilen toplantılarla sınırlı kalmaması gerektiğini savunduklarını belirten Babacan, ülkelerin liderlerinin katıldığı zirve formatının oluşturulması için girişimlerde bulunduklarını söyledi. 2015 yılında Antalya’da gerçekleştirilen G20 Zirvesi’nin uluslararası alanda başarılı bir organizasyon olarak hatırlandığını belirten Babacan, zirveye Hindistan, Çin ve Rusya gibi ülkelerin liderlerinin de katıldığını anımsattı.

“SANAYİ KAN AĞLIYOR”

Antalya’nın turizm sektöründe yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çeken Babacan, yüksek faiz ortamı ve döviz kurunun baskılanmasının turizm işletmelerini olumsuz etkilediğini söyledi. Özellikle kredi kullanarak yatırım yapan turizm işletmelerinin yüksek faiz yükü altında zorlandığını belirten Babacan, artan maliyetlerin fiyat rekabetini de güçleştirdiğini ifade etti. Sanayi sektöründe de benzer sorunların yaşandığını dile getiren Babacan, üretim maliyetlerindeki artış ve döviz kurunun ihracat üzerindeki etkisinin sanayicileri zor durumda bıraktığını savundu. Türkiye’nin farklı şehirlerinde yıllardır faaliyet gösteren fabrikaların kapanmaya başladığını söyleyen Babacan, mevcut ekonomi politikalarının sürmesi halinde bu tablonun ağırlaşabileceğini belirterek, “Türkiye’nin dört bir yanında yılların fabrikaları, on yılların fabrikaları teker teker kapanıyor. Gerçekten sanayi kan ağlıyor şu anda” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz hafta Bursa’da sanayi sektöründe 10 bin kişinin işten çıkarıldığını öne süren Babacan, bazı fabrikalardaki işten çıkarmaların üretim ve istihdam açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi.

“TÜRKİYE’NİN TARIM POLİTİKASI YOK”

Tarım sektörüne ilişkin değerlendirmelerinde ise Türkiye’de kapsamlı bir üretim politikasının bulunmadığını savunan Babacan, üretim planlamasının önemine dikkat çekti. Hangi ürünlerde üretim fazlası, hangi ürünlerde açık bulunduğunun belirlenmesi gerektiğini söyleyen Babacan, fazla üretilen ürünler için ihracat politikası geliştirilmesini, açığı bulunan ürünlerde ise üretimin teşvik edilmesini istedi. Babacan, “Türkiye Cumhuriyeti’nin şu anda bir tarım politikası yok. Yaşanan sorunların çoğu politikasızlıktan kaynaklanıyor” dedi. 2026 yılı bütçesindeki rakamları da paylaşan Babacan, tarıma 180 milyar lira ayrıldığını, faiz giderlerinin ise 2 trilyon 825 milyar liraya ulaştığını belirtti. Tarıma ayrılan kaynağın artırılması gerektiğini savunan Babacan, çiftçiye verilen desteğin daha planlı ve üretim odaklı olması gerektiğini ifade etti.

“GIDA ENFLASYONU FAİZİ ARTIRARAK DÜŞMEZ”

Türkiye’deki enflasyonun temel nedenlerinden birinin üretim maliyetleri olduğunu savunan Babacan, gıda enflasyonuyla mücadelede faiz artırımı yerine üreticinin desteklenmesi gerektiğini söyledi. “Zannediyorlar ki biz faizi yükseltelim, enflasyon düşsün. Burada Antalya’da narenciye üreten bir çiftçimize, üretim yapan bir domates üreticimize gelsin ilgili yönetenler anlatsın bakalım. Biz faizi yükselttik ya, bakın sizin enflasyonunuz düşecek. Kimse anlatamaz” diyen Babacan, tarımda maliyetlerin düşürülmesinin önemini vurguladı. TÜİK verilerine de değinen Babacan, Türkiye’de günlük taze sebze ve salata tüketenlerin oranının 2010 yılında yüzde 69 iken 2025 yılında yüzde 32’ye gerilediğini söyledi. Taze meyve tüketenlerin oranının ise yüzde 50’den yüzde 28’e düştüğünü belirtti. Gençlerdeki tüketim oranının daha düşük olduğuna dikkat çeken Babacan, 15-24 yaş grubunda günlük meyve tüketiminin yüzde 22 seviyesine gerilediğini ifade etti. Bu verilerin vatandaşların alım gücündeki düşüşü ortaya koyduğunu savunan Babacan, “Tüketimdeki durum bu. Siz tüketim böyleyken faizi yükselterek enflasyonu düşüremezsiniz Türkiye’de, mümkün değil” diye konuştu.

ÇİFTÇİYE GÜBRE VE YEM DESTEĞİ ÇAĞRISI

Tarımda maliyetlerin azaltılması için devlet desteğinin artırılması gerektiğini belirten Babacan, özellikle gübre ve yem maliyetlerine dikkat çekti. Sulama yatırımlarının tamamlanmasını isteyen Babacan, hayvancılıkta yem maliyetinin yarısının, bitkisel üretimde ise gübre maliyetinin yarısının devlet tarafından karşılanması gerektiğini söyledi. Babacan, “Hayvancılıkta yemin yarısını mutlaka devlet verecek. Bitkisel üretimde gübrenin yarısını mutlaka devlet verecek” ifadelerini kullandı. Tarım sektöründe diğer ülkelerin daha düşük maliyetle üretim yapabilmesinin nedenlerinden birinin çiftçilerine sağladıkları destekler olduğunu belirten Babacan, Türkiye’nin de üreticiyi koruyan ve ithalat bağımlılığını azaltan bir politika izlemesi gerektiğini dile getirdi.

“YOLSUZLUĞUN BOYUTU ÜLKENİN EKONOMİSİNİ VURACAK HALE GELDİ”

Konuşmasının önemli bölümünü yolsuzluk iddialarına ayıran Babacan, merkezi yönetim ve yerel yönetimlerde yaşanan sorunların artık daha açık konuşulması gerektiğini söyledi. Son dönemde yaşanan gelişmelerle birlikte yolsuzluk konusunun daha fazla gündeme geldiğini belirten Babacan, kamu kurumlarında ve belediyelerde yaşananların toplum tarafından bilindiğini savundu. Babacan, “Artık bundan sonra arkadaşlar yolsuzluğu konuşmak zorundayız Türkiye’de. Açık açık konuşmak zorundayız. Çünkü artık yolsuzluğun boyutu ülkenin ekonomisine büyük darbe indirecek bir şekle ulaştı” dedi. Yolsuzlukla mücadelede geç kalındığını ifade eden Babacan, ilgili bakanlıkların daha önce bazı usulsüzlüklerin farkında olduklarını açıkladıklarını ancak gerekli adımların neden zamanında atılmadığını sorguladı. Halka açık şirketlerin değerinde 170 milyar dolardan fazla kayıp bulunduğunu öne süren Babacan, halka açık olmayan şirketler ve gayrimenkul piyasası da dikkate alındığında ekonomik zararın çok daha büyük boyutlara ulaşabileceğini savundu. “Bir menfaat şebekesi üç beş kişi cebini dolduracak diye koskoca ülkenin ekonomisine büyük bir darbe vurdular. Zarar verdiler, veriyorlar” diyen Babacan, yolsuzlukla mücadelenin ertelenmemesi gerektiğini söyledi.

GRECO’NUN 54 TAVSİYESİNİ GÜNDEME GETİRDİ

Yolsuzlukla mücadele için yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Babacan, Avrupa Konseyi’nin yolsuzlukla mücadele mekanizması GRECO’nun Türkiye’ye yönelik tavsiyelerini hatırlattı. Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden biri olduğunu ve GRECO kapsamında çeşitli yükümlülükler üstlendiğini belirten Babacan, 2022 yılında Türkiye’ye 54 maddelik bir yol haritası sunulduğunu söyledi. Söz konusu tavsiyelerin üst düzey yöneticiler, milletvekilleri, hâkimler ve savcılarla ilgili düzenlemeleri kapsadığını ifade eden Babacan, aradan geçen dört yılda 54 maddeden yalnızca 10’unun hayata geçirildiğini öne sürdü. Babacan, “Eğer bu yolsuzluğa köklü çözüm bulmak istiyorsanız, samimiyseniz getirin şu 44 maddeyle ilgili ne gerekiyorsa Meclis’ten geçirin” çağrısında bulundu.

“KAMU ALIMLARINDA AVRUPA BİRLİĞİ MEVZUATI UYGULANSIN”

Kamu ihaleleri ve imar rantları konusunda da düzenleme yapılmasını isteyen Babacan, Avrupa Birliği’nin kamu alımları mevzuatının Türkiye’de uygulanabileceğini söyledi. Kamu yatırımları ve devlet alımlarında şeffaflığın sağlanmasının yolsuzlukla mücadelede önemli bir adım olacağını belirten Babacan, bu konuda daha önce hazırlanan taslakların bulunduğunu ifade etti. Babacan, “Eğer yolsuzlukla mücadelede samimiyseniz getirin Avrupa Birliği kamu alımları mevzuatını Türkiye’de aynen uygulayalım. Bir ayda Meclis’ten geçer, üç ay sonra tıkır tıkır çalışmaya başlar” dedi. İmar rantlarının da önemli bir sorun olduğunu dile getiren Babacan, belediye meclislerinde farklı siyasi partilerin oy birliğiyle aldığı bazı kararların büyük haksız kazançlara neden olabildiğini savundu. İmar kaynaklı rantların vergilendirilmesi ve kayıt dışı kazançların önlenmesi gerektiğini belirtti.

“EKONOMİMİZ GÜÇLÜ DEĞİLSE ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE İTİBARIMIZ OLMAZ”

Ekonomik sorunların yalnızca vatandaşın alım gücünü değil, Türkiye’nin uluslararası alandaki konumunu da etkilediğini belirten Babacan, ekonomik gücün aynı zamanda ulusal güvenlik ve savunma kapasitesi açısından önem taşıdığını söyledi. Ekonomik gücü zayıf olan ülkelerin uluslararası ilişkilerde söz sahibi olmasının zorlaştığını ifade eden Babacan, Türkiye’nin ekonomik itibarını yeniden güçlendirmesi gerektiğini savundu. Babacan, “Ekonomimiz güçlü değilse uluslararası ilişkilerde itibarımız olmaz, sözümüzün gücü olmaz. İtibar gerektiğinde paradan da silahtan da çok daha güçlü etki eder uluslararası ilişkilerde” ifadelerini kullandı. Ekonominin güçlü olmasının savunma ve güvenlik harcamaları açısından da önemli olduğunu belirten Babacan, ülkenin ihtiyaç duyduğu yatırımların gerçekleştirilebilmesi için ekonomik kaynakların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

DOĞURGANLIK HIZI VE BOŞANMA ORANLARINA DİKKAT ÇEKTİ

Konuşmasının son bölümünde boşanma oranları ve doğurganlık hızındaki düşüşe değinen Babacan, ekonomik sorunların toplumsal yapıyı da etkilediğini savundu. Türkiye’de her 100 evliliğe karşılık 35 boşanma gerçekleştiğini, nüfusun sabit kalabilmesi için doğurganlık hızının 2,1 olması gerekirken bu oranın 1,42’ye gerilediğini belirten Babacan, “Bu da ekonomik sıkıntıların, büyüyen yolsuzlukların vurduğu ekonominin bir sonucu. Ekonomi artık çok net olarak bir beka sorunu olarak görülmeli. Yolsuzluk, metastaz yapmış kanser gibi tüm hücrelere yayılmıştır. Bunun kemoterapisi bahsettiğimiz yasaları çıkarmaktır. Benim dediğim ilaç kanseri temizler, bu ülke tekrardan sağlığına kavuşur” ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız