Antalya Alanya ilçesinde, Alanya Kalesi 13. yüzyılda I. Alaaddin Keykubad döneminde inşa edilen yapı, geçirdiği değişimlere rağmen tarihi dokusunu korumaya devam ediyor.

Selçuklu ve Osmanlı Mimarisinin Eşsiz Sentezi
İlk olarak Selçuklu mimarisiyle inşa edilen cami, zamanla özgün görünümünden uzaklaşsa da 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniden yaptırılarak bugünkü ihtişamına kavuştu. Bu yeniden inşa süreci, yapıya hem Selçuklu hem de Osmanlı izlerini taşıyan benzersiz bir karakter kazandırdı. Caminin özellikle giriş kapısı, minberi ve ahşap işçiliği, dönemin estetik anlayışını yansıtan görsel bir şölen sunuyor.
60 Küp İle Sağlanan Tarihi Akustik Sistemi
Caminin en dikkat çeken özelliklerinden birini, sesin iç mekanda dengeli yayılması amacıyla yerleştirilen 60 adet küpten oluşan akustik sistemi oluşturuyor. Dönemin mühendislik dehasını yansıtan bu sistemde, restorasyon çalışmaları sırasında bir küpün üzerinin sıva ile kapatıldığı biliniyor.
"Kanuni Kendi Cebinden Ödeyerek Yeniden Ayağa Kaldırdı"
Caminin tarihi hakkında bilgi veren Reşat Reşatoğlu, yapının bir "fetih camisi" olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Burası ilk yapıldığı zaman Alaaddin Camii olarak adlandırılıyordu. Osmanlı döneminde bir şimşek çarpması sonucu büyük hasar görmüş; Kanuni Sultan Süleyman bizzat kendi cebinden parayı göndererek temelleri muhafaza edip camiyi yeniden ayağa kaldırmıştır. Bu nedenle Süleymaniye Camii adını almıştır."
Giriş Kapısında Nadir Sanat: Makili Hat
Caminin girişinde yer alan Makili hat ile yazılmış Fatiha Suresi'nin büyük ilgi gördüğünü ifade eden Reşatoğlu, "İç özelliklerin en önemlisi akustiktir. İmam efendi namaz kıldırırken en arkadaki cemaatin sesi duyabilmesi için kubbenin dört köşesine on beşer tane küçük küpçüler yerleştirilmiştir. Restorasyonda biri kapandığı için şu an 59 tane kalmıştır" dedi.
Süleymaniye Camii, geçmişle günümüz arasında köprü kuran mimarisiyle Alanya’nın kültürel mirasında merkezi bir yer tutmaya devam ediyor.