Jeoloji Mühendisleri
Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu’nca yapılan yazılı açıklamada,1 Ocak
2019’da yürürlüğe giren ‘Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nın sınırlarının
değişmesi nedeniyle ikinci derecede deprem kuşağında bulunan Antalya’da 1998
yılından önce yapılan bu bina stoku için risk oluşturduğu vurgulandı.
Açıklamada, “Ayrıca Antalya’da deprem olmadan da taşıma güçlerini
kaybeden çok sayıda binalar bulunmaktadır. Bu binalar bulunduğu bölgelerin
parsel bazında değil ada bazında kentsel dönüşüm ve yenilenmeler ile güvenli
binalara dönüştürülmelidir.Bu olumsuzlukların giderilmesi; deprem ve diğer
afetlere karşı güvenli yerleşim alanlarının oluşturulması ve nitelikli
yapılaşmanın sağlanması, mühendis ve mimar odalarının öncülüğünde yapılan
kamusal denetimlerin yeniden yasal düzemelerde yer almasıyla gerçekleşecektir”
denildi.
BÜYÜKLÜĞÜ 4.0 VE ÜZERİ OLAN DEPREMLER
Jeoloji Mühendisleri
Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu’nun açıklamasında Antalya’da yakın tarihte
meydana gelen depremler hatırlatılarak, tsunami uyarısı da yapıldı.
5 Şubat 2019 Antalya-Finike (Arifköy) (4.1), 28 Eylül
2018 Antalya-Döşemealtı (Akkoç) (4.0), 11 Eylül 2018 Antalya- Döşemealtı
(Ilıcaköy) (4.8), 3 Nisan 2018 2018 Antalya-Akseki (Çimiköy) (4.5) ve
Antalya-Akseki (Yarbuz) (4.7), 13 Nisan 2018 Antalya-Akseki (4.2), 29 Eylül
2017 Antalya-Kepez (Kirişçiler) (4.6), 5 Şubat 2017 Antalya Akdeniz Körfezi
(4.1), 24 Mart 2017 Antalya -Kaş Açıkları (4.0), 6 Ocak 2016 Antalya Körfezi
(4.4), 7 Ekim 2015 Antalya-Demre (Kaleağzı) (5.5), 10 Ocak 2015 Antalya-
Korkuteli (Başpıar) (4.5), 28 Aralık 2013 Antalya Körfezi (6.0) olarak güncel
kayıtlara geçti.
ANTALYA’DA SİSMİK OLARAK AKTİF BÖLGELER
Açıklamada,
daha sonra şu görüşlere de yer verildi : “Antalya ilimizde, sismik olarak aktif
bölgeler, Helenik-Kıbrıs yayının Antalya Körfezi ile Arnavut Burnu arasında kalan
parçası ve Aksu bindirme fayı boyunca oluşmuş sismik alanlardır. Kıbrıs’ın güneyinden Antalya’ya ve İskenderun’dan
Ege’ye doğru yer hareketinin yıllık 3 santimetreye kadar ulaştığı
izlenmektedir. Antalya Körfezi’nin güneyi, Kumluca ve Manavgat arasında oluşan
depremlerin Helenistik yayın birleşme noktalarında gerçekleşmesi, bu hattın
aktif olduğunu göstermektedir. Geçmişte Antalya’da 7.0 ve üzerinde seviyelerde
deprem ve buna bağlı olarak tsunami yaşandığı bilindiğine göre bu seviyede
doğal afetlerin tekrarlanacağı gerçeğiyle, bölgemizde depreme karşı önlem almak
zorunluluğu vardır”(Haber Merkezi)
Antalya’da çok sayıda bina depremde yıkılma riski
taşımaktadır. Binaların büyük bir kısmı 1998 tarihinden önce yapılmış ve inşaat
koşulları Antalya ilinin dördüncü derece depreme dayanıklı inşaat koşullarına
uygun olarak yapılmıştır. Son yıllarda “AFAD” deprem verilerine göre
Antalya’nın ikinci derece deprem bölgesinde yer alması, .( 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren “Türkiye Deprem Tehlike
Haritası” ile sınırlar tekrar değişti) bu
bina stoku için risk oluşturmaktadır. Ayrıca Antalya’da deprem olmadan da
taşıma güçlerini kaybeden çok sayıda binalar bulunmaktadır. Bu binalar
bulunduğu bölgelerin parsel bazında değil ada bazında kentsel dönüşüm ve
yenilenmeler ile güvenli binalara dönüştürülmelidir.
Zeminin mühendislik özelliklerini belirleyecek zemin
ve jeoteknik etüt ve uygulamaları bazı ilçelerde yetersiz kalmakta ve yeterince
denetlenmemektedir. Yakın gelecekte beklenen bir depreme karşı önlemler
yeterince alınmadığından yine can kayıpları ve bina yıkımları ve hasarların
olacağı bir gerçektir.
Bu olumsuzlukların giderilmesi; deprem ve diğer
afetlere karşı güvenli yerleşim alanlarının oluşturulması ve nitelikli
yapılaşmanın sağlanması, mühendis ve mimar odalarının öncülüğünde yapılan
kamusal denetimlerin yeniden yasal düzemelerde yer almasıyla gerçekleşecektir.
DEPREMİ UNUTMAYALIM, UNUTTURMAYALIM!
YAPILMAYANLARI VE YAPMAYANLARI
SORGULAYALIM!
Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu
(*) (HABITAT, sürdürülebilir insan yerleşimleri
oluşturulması ve herkes için yeterli konut sağlanması yönünde oluşturulmuş bir
Birleşmiş Milletler Programıdır. 20 yılda bir konferans düzenleyerek tüm
dünyada sürdürülebilir kentsel gelişmeye yönelik gündemi belirler. Türkiye 1996
yılında Habitat II Konferansına ev sahipliği yaparak, “Yaşanabilir Kentler”
kavramı konularında önemli bir katkı sağlamıştır.)