CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya’yı ziyaretinin ardından kameraların karşısına geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısında dile getirdiği “Beytülmal’e el uzattınız” suçlamalarına jet yanıt veren Özel, Erdoğan’ı canlı yayına davet ederek, “Varsa cesaretiniz canlı yayına çıkın” dedi.
AYM Ziyareti: "Anayasa Herkes İçin Son Güvencedir"
Özgür Özel, AYM ziyaretini seçim ve hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte gerçekleştirdiklerini belirtti. Özel, yüksek mahkemenin önemine şu sözlerle değindi:
"Tabii ki Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye'de herkesin üzerine titremesi ve sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme ve hepimiz için, bütün vatandaşlar için son güvence. Anayasa Mahkemesi'nin kararları yasama, yürütme, yargı açısından bağlayıcı ve son söz hükmünde. Gerekçeli kararın yayınlanmasından sonra da uygulanması gerekiyor. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlalleri noktasındaki vermiş olduğu kararlar, kararların uygulanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gittiğinde orada verilen kararların Türkiye'de uygulanması... Bunların hepsi aslında hangi siyasi görüşten olursanız olun Türkiye'yi seviyorsanız, Türkiye'nin menfaatlerini düşünüyorsanız, Türkiye'nin ekonomisini düşünüyorsanız, Türkiye'nin dünyadaki itibarını düşünüyorsanız üzerine titrenmesi gereken meseleler."
Anayasanın ortak bir toplumsal irade olduğunu hatırlatan Özel, "Anayasa bir toplumun birlikte yaşama iradesinin kelimelere dökülmüş şeklidir ve her bir sayfası birbirinden değerlidir. Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerini tarif eden sayfaya verdiğiniz önem; bir milletvekili için Meclis'e verdiği öneme, eğer yürütmedesiniz bakansanız bakanlığa, Cumhurbaşkanıysanız Cumhurbaşkanlığına verdiğiniz öneme, mal mülk sahibiyseniz mülkiyet hakkına karşılık gelir. Sonuçta hepsi bir bütündür ve hepimize hepsi lazımdır" ifadelerini kullandı.
Erdoğan’a Sert Yanıt: "İtirafçı Sözü Altında İftiracı Yaptılar"
Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine yönelik "Beytülmal'e el uzattınız" sözlerine karşılık, hukuki sürecin siyasi saiklerle yönlendirildiğini iddia ederek şunları söyledi:
"Bir kere tabii bir grup toplantısındaki bu üslubu milletin takdirine bırakıyorum. Sözde efendim işte Cumhuriyet Halk Partisi veya Genel Başkan Özgür Özel işte dediğiniz gibi 'tehdit', 'hakaret' bilmem ne... Cümlenin kendini tekrar etsin, benim söylediğim hangi cümlede hakaret varmış? Ama daha şurada okuduğunuz cümlede siz kendiniz hatırlatma yaparken 'tırnak içinde' hatırlatması yaptınız ki 'aman efendim cümleleri bana ait sanmayın. Çünkü bu cümleleri söyleyecek durumda değilim ben' diyorsunuz. Onun için diyorsunuz tırnak içinde söyledi. Çünkü tekrarının utanç vereceği cümleleri ülkenin Cumhurbaşkanı grup toplantısında söyleyebiliyor."
Özel, yargı üzerindeki baskı iddialarını sürdürerek, "Beytülmal'e el uzattınız diyor. Buna kim karar verecek? Buna bağımsız mahkemeler karar verecek. Bunu bugünkü Adalet Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken iddia etti. İddia etmek için lazım olan bir kişiyi bulamadı, üç tane ağaca isim verdi. Çınar dedi, Ladin dedi, Meşe dedi; gizli tanıklara söyletti. O gizli tanıklar söylediğinden vazgeçti. Sonra, tutukladıklarını zorlayarak onları 'itirafçı' sözü altında iftiracı yapmaya çalıştı. Dün itibarıyla 14 tanesi, savcıların baskısıyla yönlendirmesiyle diyerek ifadelerinden vazgeçtiler" dedi.
"Varsa Cesaretiniz Canlı Yayına Çıkın"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mahkeme kararı olmadan hüküm kurduğunu savunan Özel, canlı yayın çağrısını şu sözlerle yineledi:
"Sayın Cumhurbaşkanı utanmadan, sıkılmadan, iddia edilen, iddia için ispatlardan yoksun bir iddianameye dayanarak; mahkeme kararı olmadan, olsa ne yazar istinafta onaylanmadan, onaylansa ne yazar Yargıtay'da kesinleşmeden, hükmü kendi zihninde kesinleştirmiş zaten. Ve millete diyor ki, 'Beytülmal'e el uzattınız' diyor bize, 'Hesap vermeye alışacaksınız' diyor. Bir kez hesap verme, iddiayla, yargılanmayla, kararla, istinafla değil; bir cezanın kesinleşmesiyle, infazla olur. Ama siz Mussolini gibi ön infaz yöntemi yapıyorsanız; 'Bizim savcılar ola ki ispatlayamaz, hakimler ola ki lafımdan çıkar, bunlar cezasız kalır, o yüzden yargılamayı beklemeye gerek yok, şimdiden infaz edeyim' diyorsanız, tam da bugünkü ifadeniz suçüstü halidir! Tam da bugünkü ifadeniz itiraftır!"
Özel, geçmişteki tartışmaları hatırlatarak, "İkincisi, bu kadar kendinden eminsen neden kaçıyorsun canlı yayından? Yazın konuşmadık mı? Siyaset gerçeği mi arar, yoksa yalana mı tapar? Bu milletin gözüne baka baka ben dedim ki, 'Ben o iddianameyi bekliyorum, arkadaşlarım yargılansın diye değil, bu iftiracıları yargılamak üzere.' O günlerde Sayın Bahçeli, 'Canlı yayın talebi doğrudur, her şey milletin gözünün önünde olsun' dedi mi? Dedi. Bunu size sordular, 'Bahçeli isabet buyurmuş, Sayın Bahçeli diyorsa olur' dedin mi, demedin mi? E iddianame çıktı, benim dediğim gibi çıktı. O yüzden canlı yayından kaçmıyor musunuz? Varsa cesaretiniz, hadi bakalım çıkalım, canlı yayın yapalım" dedi.
Ahlaki Üstünlük Tartışması: "Psikolojik Üstünlük Bizdedir"
Ahlaki üstünlüğün CHP’de olduğunu savunan Özel, "Ahlaki üstünlüğün olması için bir kere ahlaken sözünün arkasında durman beklenir. İkincisi, yargı kararı çıkmadan, çıkmış gibi söylemek yerine yargıya güven telkin edecek sözler ve adımlar gerekir. Sen hukuku katlettirdiğin birini önce Bakan Yardımcısı, sonra Cumhuriyet Başsavcısı, sonra da Bakan yapıyorsan; bir ödül ceza mekanizması kurduysan, o zaman sende ahlaki üstünlüğün olmadığını millet görür. O yüzden de psikolojik üstünlük bizdedir. O yüzden de çoğunluk enerjisi bizdedir. Ben siyaseti tam bir yıldır 106 meydanda kalabalıklarla yapıyorum. Sen siyaseti yazın soğuttuğun, kışın ısıttığın salonlarda atadıklarınla yapıyorsun" şeklinde konuştu.
"Melih Gökçek Yargılanmadan Kimse Yargılanamaz"
Ankara üzerinden Melih Gökçek örneğini veren Özel, "Milletin ahlakına dil uzatmak için önce Türkiye'nin en ahlaksız siyasetinin yapıldığı, örneğin Ankara'nın yıllarca Melih Gökçek tarafından yönetildiği ve senin partiyi birlikte kurduğun 33 arkadaşının 30'u 'Melih Gökçek yargılanmadan kimse yargılanamaz' deniyorsa, bir de bunun üstüne ahlaktan bahsetmeyeceksin. Sen, 'Ankara'yı parsel parsel sattın' diyen birisi 'Ağzımı açtırtmasın' dediği Melih Gökçek'i istifa ettirip savcıya vermiyorsan, sonra da 'sus payı' diye onun oğluna milletvekilliği makamı veriyorsan... Ondan sonra tutup da bu başkentte konuşmayacaksın" dedi.
"Düşman Hukuku Uyguluyorsunuz"
Özgür Özel, Erdoğan’ın kendi hapis sürecini bugünkü davalarla kıyaslamasına da itiraz etti:
"Hadi aynı kefeye koyalım; eğer Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızı Sayın Erdoğan gibi tutuksuz yargılasalardı bu lafları söyleyecek miydik? Yargılandı, ceza aldı, bir şey yok. Ceza kesinleşti, telefonla cezaevine davet edildi. Bütün cezaevine mangalda balık yaptırdı. Şimdi bir yanda bu, bir tarafta 12 metrekarelik hücrede Türkiye'nin en yüksek güvenlikli cezaevinde her hakkından mahrum, tecrit edilen... O gün sana uygulanan hukuk tutuksuz yargılamaydı. O gün sana uygulanan; bir günden bir güne kapına gelip de seni uykudan sıçratıp, yatak odana kadar dalıp gözaltı yapmak mıydı? Ahmet Özer'e yapıldığı gibi miydi? Ekrem İmamoğlu kolunda iki tane polisle birlikte mi götürüldü? Düşman hukuku uyguluyorsunuz. Bolsonaro'nun Brezilya'da Lula'ya yaptığını yapacaksın, Putin'in muhaliflerine yaptığını yapacaksın, sonra geleceksin 'Hukuk içinde mücadele verdik' diyeceksin."
"Özgür Özel’i Susturamıyorsunuz Diye Tenezzül Ediyorsunuz"
Açıklamasının sonunda Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Adalet Bakanı hakkındaki iddialarına da değinen Özel, "Özgür Özel'i susturamıyorsun, Özgür Özel'i siyaseten yenemiyorsun, anketlerde geçemiyorsun diye buna mı tenezzül ediyorsun? Sen benimle baş edemiyorsun, yakının üzerinden şoförlere iftira attırmak suretiyle uğraşıyorsun. Senin bakanın yolladığı bilgi notunda 'Genel başkan' diyor, o tarihte genel başkan değilim. Bu kadar yalana saparak bir şeyler yapan birisinin bir de tutup şimdi bu sözleri söylemesi nasıl bir şey? 24 yıldır ülkeyi yöneten birisinden bu kadar acizliği beklemiyor insan" diyerek sözlerini noktaladı.