İstanbul’da siyaset ve hukuk dünyasının gözünün çevrildiği, kamuoyunda "İBB Davası" olarak bilinen ve aralarında CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 407 sanıklı davanın 16. günü tamamlandı. Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen davaya, sanıkların duygusal savunmaları ve Ekrem İmamoğlu’nun iddia makamına yönelik sert çıkışı damga vurdu.
İmamoğlu’ndan İddia Makamına Sert Tepki: "Tek Suç Örgütü İddia Makamıdır"
Duruşma salonundan ayrıldığı sırada davanın gidişatına ve iddianameye sert tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, dosyayı hazırlayan savcılık makamını hedef aldı. İmamoğlu, şu ifadeleri kullanarak salondan ayrıldı:
"Bu dosya niye çöktü biliyor musunuz? Bu kadar vicdansız bir iddia makamı var ki… İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür."
İmamoğlu Silivri’de Tarihi Resti Çekti: İBB Davasında 18 Tahliye!
Tutuklu Bulunan Ekrem İmamoğlu'na Yeni Bir Soruşturma!
İmamoğlu'nun Adaylık Ofisi Hesabına Soruşturma: İki Ayrı Suçlama!
CHP Antalya İl Başkanı Kamacı, İmamoğlu Davası için Silivri’de!
Zafer Keleş: "Benim Burada Olmam Kardeşim Fatih Keleş ile Alakalıdır"
Tutuklu sanıklardan Zafer Keleş, savunmasında 11 aydır haksız yere cezaevinde olduğunu belirterek, suçlamaların hiçbir hukuki dayanağı olmadığını söyledi. Keleş’in savunması şu şekilde kayıtlara geçti:
"11 aydır cezaevinde tutuluyorum. Yani benim burada olmam, kardeşim Fatih Keleş ile alakalıdır. Fatih Keleş’in de olayı, Ekrem İmamoğlu ile beraber bir yol arkadaşı olmasıdır. Bizim çocuklarımız da nihayet burada. Ben tutuklanırken hakkımda sadece bir beyan verilmiştir. Bir kişi bir beyan vermiş. O beyan ne? ‘Bakırköy Belediye binasında, Florya’da kardeşine para taşırmış!’ Ya böyle bir şey olabilir mi? Bakırköy Belediye binasının olduğu yerde, 100 bin kişinin olduğu bir yerde adam mı yoktu da Zafer Keleş gidip oradan para taşıyacak? Böyle bir isnat olur mu?
Ben 65 yaşındayım. Bankadan 1 milyon lira para çeksem, 3 tane adam çağırıyorum yanıma. ‘Gelin de şu parayı şuraya bırakalım’ dıyorum. 3 milyonla, 5 milyonla, 20 milyonla İstanbul içinde vırt atacağım, gezeceğim, para taşıyacağım… Ben otobüste giderken otobüs şoförünü kolluyorum sabaha kadar, bir yere vurmasın diye. Ha, bu aralar uçakta pilotu da kollamaya başladım. Ben pimpirikli adamım; ne işim var benim burada? Benim ne işim var para taşımakla, bilmem neyle?
Sayın Başkan; bana isnat edilen ne bu eylemleri ne de bu örgüt meselesini asla kabul etmiyorum. Burada 11 aydır, yaklaşık 1 yıldır tutukluyuz. Bir aileden 4 kişi burada adeta bir ‘dikdörtgen’ oluşturmuş durumdayız; kardeşim, oğlum, yeğenim ve ben. Ne yaptık biz? Ama ben her şeyden önce şunu söyleyeyim: Ben adalete sonuna kadar inanan bir adamım. Burada da adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Arkanızdan da hep söylüyorum, yüzünüze de söyleyeyim: Adalet yerini bulacaktır.
Ayrıca ‘suç örgütü’ denilen bir yapının varlığına da beni kesseniz inandıramazsınız. Nasıl kardeşim Fatih’e güveniyorsam, aynı şekilde Ekrem Başkan’a ve burada tanıdığım arkadaşlara da güvenen biriyim. Kiminle konuştuysam o kişiyle konuşmuşumdur; gizlim saklım yok. Neysem oyum. Avukatlarıma da söyledim: ‘Her şeyi ben yazdım’ Yaşadığım budur. Ben size sadece yaşadıklarımı anlatıyorum."
Emrah Yüksel'den Duygusal Savunma: "Çocuklarımın Geçiminden Aciz Bir Babayım"
İBB Bilgi İşlem Dairesi personeli Emrah Yüksel, mahkeme başkanının "En anlamadığımız eylem" dediği 13. eylemle (İstanbul Senin uygulaması ve veri sızıntısı iddiaları) ilgili kapsamlı bir teknik savunma yaptı. Yüksel’in çocuklarına seslendiği anlarda salonda duygusal anlar yaşandı:
"18 yıldır belediyelerde çalışıyorum. Size yokluğumu anlatacağım. İstanbul Senin uygulamasında ne fikir, ne geliştirme, ne ihale sürecinde varım. USOME raporu 20 Mayıs’ta başlamış, hiçbir toplantıya davet edilmedim temmuz ayına kadar. İddianamedeki yöneticilerimden biri de ‘Emrah bu tabloyu da, akış şemasını da sen çiz’ dememiş. Ben İstanbul Senin’de yokum. USOME yetkilileri Emrah Yüksel’i görmemiş. Yokum çünkü.
İBB Hanem projesi İPA’dan geldi. İBB’den hizmet alan vatandaşların kurum içinde sorgulanması, yani Emrah Yüksel askıda faturadan mı faydalanmış, İSMEK diploması mı var... İBB’nin resmi talep sistemleri üzerinden yapılmıştır. İBB Hanem vatandaş kullanımına açık değildir. Test aşamasında kaldı, hiçbir zaman faaliyete geçmedi. Test kullanıcısıyım sayın başkanım. İddianame genelinde kendimi idare yönetici sandım. Allah aşkına şifrem 1-2-3, 1-2-3 mü olacak? Iraz isimli arkadaşımın anneannesinin ismi bile var orada. Birden fazla gözle kontrol ederek test etmek isteriz.
Sandık verilerinin İBB Hanem içine işlenmesi denmiş ama İstanbul Senin’i kast ediyor, İBB Hanem yazmış. Uygulamaları karıştırmışlar. Burada kul hakkı var, gözyaşı var. Bu iddianameyi yazanlar bize çok büyük kötülük yaptılar. Çıkar amaçlı suç örgütü üyesi nedir başkanım? Ben 6 aydır maaş alamıyorum. Suç örgütü üyeliği nedir?
Çocuklarım izliyor beni. 6 aydır maaş alamıyorum, çocuklarımın geçimini sağlamaktan aciz bir babayım. Sabah gözaltına alındığımda kızım uyandı, oğlumu öptüm. Akşam eve geleceğimden o kadar emindim ki karıma sarılmadım bile. Bilseydim tutuklanacağımı o evden farklı bir şekilde çıkardım. İdil, Naci, ben babanız olarak sizin başınızı yere eğdirecek bir şey yapmadım. Muhtemeldir ki kavuşacağımız bir bahar akşamı, ellerimizin kavuşacak."
Mahkeme Başkanı: "13. Eylemi Anlamadık"
Duruşma sırasında Mahkeme Başkanı'nın, Emrah Yüksel’den 13. eylemi tane tane anlatmasını isteyerek "En anlamadığımız eylem. Zaten sıralamayı ona göre yaptık" demesi üzerine Ekrem İmamoğlu araya girerek, "Bir tek savcı anlamış, o da yanlış anlamış" esprisini yaptı. Bu diyalog salonda gülüşmelere neden oldu.
Avukat Yağmur Kavak da savunmasında, müvekkili Zafer Keleş hakkındaki baz kayıtlarının ve tanık beyanlarının tamamen tutarsız olduğunu, savcılığın lehte olan delilleri dosyadan gizlediğini öne sürdü. Kavak, "Dakikalardır bir boşlukla savaşıyorum. Bu mağduriyetin acilen giderilmesi gerekiyor" dedi.
Duruşmaya yarın sabah saatlerinde devam edilecek.