Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Özgür Özel, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığından alınmış, bu karar sonucu Kemal Kılıçdaroğlu CHP Butlan Genel Başkanı olmuştu. Kılıçdaroğlu, CHP’yi 'yolsuzluk'tan arındırıp genetik kodlarına döndüreceğini iddia ederken Özel, 24 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu’na, “Bu partinin dost bildiğimizin ihanetinden gayrı arınacak bir şeyi yoktur” cevabını vermişti.
CHP Butlan Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve yönetimi, 27 Mayıs’ta CHP Genel Merkezi önünde sergilediği iki aracı önce 'haram’ diyerek satışa çıkarmış, sonra araçların ‘rastgele’ ve ‘sembolik olarak’ seçildiğini duyurmuştu. Özgür Karabat ise bu iki aracın da partinin parasıyla alındığını ve birinin Kılıçdaroğlu’nun bir dönem makam aracı olarak kullanıldığını açıklamıştı.

Yeni İttifakın Adını Koydu: "Mutlak Butlan-Mutlak Sultan İttifakı"
Birgün‘den Mustafa Bildircin’e Kılıçdaroğlu yönetiminin ‘arınma’ söylemine karşı yeni açıklamalar yapan Özgür Özel, “Karşımızdaki yeni ittifak, ‘mutlak butlan-mutlak sultan ittifakı’dır. Tüm demokratik sistemimiz tehlikededir. O yüzden mücadele bir mevzi mücadelesi değil bir cephe mücadelesi olmalıdır” şeklinde konuştu.
CHP Lideri Özgür Özel açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"CHP, kamu yetkilerini kendi menfaati için kötüye kullanan, Anayasal düzeni ihlal eden iktidar partisinin kuşatması ve işgali altında. Artık bir daha seçim kazanamayacağını gören iktidar partisi, milleti adaysız, partisiz, seçeneksiz bırakmak istemektedir. Bunun için milletimizin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmeyen bir sivil darbeye kalkışılmıştır ve bu darbe sürdürülmektedir.
Tarihi boyunca çok sayıda darbe gören CHP, 12 Eylül’de kapatıldı. Ama ilk kez başına mahkeme tarafından bir kayyım atanmış, ilk kez seçilmiş kadroları mahkemece görevden alınmış ve ilk kez genel merkezi polis zoruyla tarumar edilmiştir. Bu mesele, artık milletin istemediği bir iktidar ile 86 milyon arasındadır. Bu mesele, Erdoğan ile Türkiye arasındadır.
Artık bir yanda ‘seçilmiş CHP’, diğer yanda ‘atanmış CHP’ vardır. Erdoğan, CHP’nin başına bir butlan yönetimi atamıştır. Bir yanda, ‘kazanan CHP’, diğer yanda ‘kaybeden CHP’ vardır. Erdoğan 13 yıl boyunca yendiği yönetimi, tekrar karşısında istemektedir. O yüzden karşımızdaki yeni ittifak, ‘mutlak butlan-mutlak sultan ittifakı’dır. AK Parti yargı kollarının aylardır yaptığı saldırıların nedeni, partimizi AK Parti butlan kollarına yönettirmek içindir.
Açık konuşalım; Türkiye’de yıllardır kurgulanan bir düzen var. Bu düzen değişmeyen aktörleri, siyasetçileri dayatan bir düzendir. Müesses nizam kendi siyaset kurgusu bozulmasın istemektedir. Bu kurguda da CHP’ye de bir yer tarif edilmektedir. Kimi ‘derin devlet’, kimi ‘devlet aklı’ diyerek bu düzeni savunmaktadır. Bir avuç insanın menfaatine derin kılıflar uydurulmaktadır. Bugünün müesses nizamı, AK Parti’nin kara düzenidir. Müesses nizamın çıkarları ile milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbiriyle karşıt hale gelmiştir.
‘Müesses nizama işbirlikçi olanlara yer yok’Biz 100 yıl önce olduğu gibi bugün de müesses nizamın değil, milletin safında duran kadrolarız. Bu yürüyüş, milletin yürüyüşüdür. Bu yürüyüşü ayakta tutan, ilkelerimiz, ideallerimiz ve inancımızdır. Bu yürüyüşte atılan adımlar, çatılar, binalar, koltuklar, makamlar için değil, özgür, bağımsız, adil ve demokratik Türkiye için atılmaktadır. Aslolan mücadele ruhudur.
Müesses nizama işbirlikçi olanlara, kara düzenin sesi olanlara, milletimizin, partimizin, delegelerimizin vermediği görevi başka yerde arayanlara bu yürüyüşte yer yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa bu kara düzene payanda olanlardan arınacak. ‘Kazanan CHP’, ‘kaybeden CHP’yi isteyenlerden arınacak. Çünkü artık kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak. Ya Müesses nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da milletimiz zincirleri kırıp yoluna devam edecek. Mesele budur.
CHP’ye polis zoruyla girilen 24 Mayıs, Türkiye için bir milat. O tarihten sonra öncesi ve sonrası vardır. O tarihten sonra seçilmiş iradenin, demokrasi ve adaletin yanında olanlar amasız ve fakatsız bizim yanımızdadır. Genel Merkezden meclise-millete doğru yürüyüş eski, köhnemiş, yozlaşmış kara düzeni sarayıyla, kuklalarıyla geride bırakıp milletle yeni bir düzeni kurmak için başlayan bir yürüyüştür.
Hedef sadece CHP değildir. Tüm demokratik sistemimiz tehlikededir. O yüzden mücadele bir mevzi mücadelesi değil bir cephe mücadelesi olmalıdır. Tüm toplumsal muhalefetin bu süreçte bir arada durması inancımızı artırmıştır. Çünkü yapılacak ilk seçim otokratlar ve demokratlar arasında olacaktır. Demokrasiye ve adalete inanan herkesi, sendikaları, meslek örgütlerini, sivil toplumu, kurumları ve tüm siyasi partileri CHP’nin yanında durmaya değil, milletin yanında durmaya, kendi varlıklarına sahip çıkmaya çağırıyorum."