Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 9 Eylül 1923’te Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kuruldu. Kökleri Milli Mücadele’ye ve Sivas Kongresi’ne uzanan CHP; 103 yıllık tarihinde Cumhuriyet’in kuruluşundan tek parti dönemine, çok partili hayata geçişten iktidar değişikliklerine, darbelerden kapatılmaya ve yeniden açılmaya kadar Türkiye siyasetinin en kritik dönemeçlerinin merkezinde yer aldı. Atatürk, İnönü, Ecevit, Hikmet Çetin, Deniz Baykal, Altan Öymen, Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in genel başkanlığını yaptığı CHP, 103. kuruluş yıl dönümünde ise 2023 Kurultayı üzerinden yürüyen “mutlak butlan” davasıyla tarihinin en tartışmalı siyasi-hukuki süreçlerinden birini yaşıyor. İşte 103 yıllık CHP tarihi…

CHP’nin Hikâyesi 9 Eylül 1923’te Başlamadı
Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Halk Fırkası, 103 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi tarihine damgasını vurdu. CHP; Milli Mücadele’nin örgütlenme sürecinden Cumhuriyet’in kuruluşuna, tek parti döneminden çok partili hayata, 12 Eylül darbesinden kapatılmasına ve 1992’de yeniden siyaset sahnesine çıkmasına kadar Türkiye’nin siyasi dönüşümünün en önemli aktörlerinden biri oldu. Kuruluşunu 103. yılında ise son derece tartışmalı bir dönemeçten geçiyor. 2023 Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararı ve bu kararın Yargıtay sürecinde bulunması, CHP’nin kuruluş yıl dönümünde partinin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden Türkiye gündeminin merkezine taşıyor. CHP’nin tarihi yalnızca 9 Eylül 1923’ten ibaret değil. Partinin kökleri, Milli Mücadele yıllarına kadar uzanıyor. İşgallere karşı Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde kurulan Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri, Mustafa Kemal Paşa’nın öncülüğünde yürütülen bağımsızlık mücadelesinin örgütsel temelini oluşturdu. 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilen Sivas Kongresi’nde bu cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında birleştirildi. CHP, Sivas Kongresi’ni kendi tarihindeki ilk kurultay olarak kabul ediyor. 9 Eylül 1923 ise partinin resmi kuruluş tarihi olarak kabul ediliyor. Yani CHP’nin hikâyesi, 1923’te bir siyasi parti kurulmasından çok daha önce, Milli Mücadele’nin örgütlenme sürecinde başlamış olarak kabul ediliyor.

1923: Halk Fırkası Kuruldu
Mustafa Kemal Atatürk, Milli Mücadele’nin askeri safhasının ardından siyasi örgütlenmenin de şekillenmesi gerektiği düşüncesindeydi. 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası kuruldu. Partinin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk oldu. 1924 yılında partinin adına “Cumhuriyet” kelimesi eklendi ve Cumhuriyet Halk Fırkası adını aldı. 1935 yılında gerçekleştirilen 4. Kurultay’da ise partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirildi. Böylece Milli Mücadele döneminin siyasi mirası, Cumhuriyet rejiminin siyasi yapılanması içerisinde kurumsal bir parti kimliğine kavuştu.

ATATÜRK Dönemi: 1923-1938
CHP’nin ilk genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk’tü. Atatürk’ün genel başkanlığı, 1938 yılında hayatını kaybetmesine kadar sürdü. Bu dönem, aynı zamanda Cumhuriyet’in temel kurumlarının oluşturulduğu yıllardı. Saltanat kaldırıldı, Cumhuriyet ilan edildi, halifelik kaldırıldı. Hukuk ve eğitim sistemi yeniden düzenlendi. Harf Devrimi gerçekleştirildi. Kadınlara siyasal haklar tanındı. Laiklik doğrultusunda köklü düzenlemeler yapılırken ekonomik alanda devletçilik politikaları uygulandı. CHP’nin ideolojik kimliği de bu yıllarda şekillendi. 1927 Kurultayı’nda Cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik ve laiklik ilkeleri öne çıktı. 1931’de ise devletçilik ve devrimcilik bu ilkelere eklendi. Böylece CHP’nin simgesi haline gelen Altı Ok ortaya çıktı.

ATATÜRK’ün Ardından İnönü Dönemi
10 Kasım 1938…
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk hayatını kaybetti. 26 Aralık 1938’de gerçekleştirilen CHP Olağanüstü Kurultayı’nda İsmet İnönü, CHP’nin ikinci genel başkanı seçildi. İnönü aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanıydı. İnönü’nün CHP Genel Başkanlığı yaklaşık 33 yıl sürdü. Bu dönem yalnızca CHP açısından değil, Türkiye açısından da son derece kritik gelişmelere sahne oldu. II. Dünya Savaşı’nın ağır koşulları, ekonomik sıkıntılar, kıtlık ve savaşın yarattığı toplumsal sorunlar Türkiye’yi etkiledi. Savaşın ardından ise Türkiye’nin siyasi sistemi değişmeye başladı.

1950: İktidar El Değiştirdi
Türkiye siyasetinin en önemli kırılmalarından biri 1950 seçimlerinde yaşandı. Çok partili siyasi hayata geçişin ardından Demokrat Parti güç kazandı ve 1950 seçimleriyle CHP’nin yaklaşık 27 yıllık iktidarı sona erdi. İsmet İnönü, iktidarı seçim yoluyla Demokrat Parti’ye devretti. CHP artık iktidar değil, muhalefet partisiydi. Bu sonuç, CHP tarihinde ilk büyük iktidar kaybı olurken Türkiye’de demokratik yollarla iktidarın el değiştirmesi açısından da tarihi bir dönüm noktası oldu.

1950-1972: Muhalefet Yılları ve Ecevit’in Yükselişi
CHP, 1950’li yıllarda Demokrat Parti karşısında muhalefet yaptı. 1960 darbesinin ardından yapılan seçimlerde CHP yeniden birinci parti oldu. İsmet İnönü, Türkiye’nin ilk koalisyon hükümetlerinden birinin başbakanlığını üstlendi. Bu dönemde CHP içerisinde genç bir siyasetçi giderek öne çıkıyordu:
Bülent Ecevit.
Çalışma Bakanlığı döneminde işçi ve sendikal haklara ilişkin politikalarıyla dikkat çeken Ecevit, CHP’nin ilerleyen yıllarda daha belirgin bir sosyal demokrat çizgiye yönelmesinde önemli rol oynadı.

1972: İnönü’den Ecevit’e
CHP tarihinin en önemli lider değişimlerinden biri 1972 yılında yaşandı. İsmet İnönü ile Bülent Ecevit arasında parti politikaları konusunda yaşanan görüş ayrılıkları, CHP içerisindeki mücadeleyi derinleştirdi. 14 Mayıs 1972’de gerçekleştirilen 6. Olağanüstü Kurultay’da Bülent Ecevit genel başkan seçildi. Böylece yaklaşık 33 yıllık İnönü dönemi sona erdi. Ecevit, CHP’yi daha belirgin biçimde sosyal demokrat bir çizgiye taşıdı.

“Karaoğlan” Yılları
1973 genel seçimleri CHP açısından büyük bir başarı getirdi. CHP birinci parti oldu. Bülent Ecevit başbakanlık görevini üstlendi. 1974 yılında CHP-MSP koalisyonu kuruldu. Aynı yıl Kıbrıs Barış Harekâtı gerçekleştirildi. Ecevit, toplumun geniş kesimlerinde “Karaoğlan” olarak anılmaya başladı. 1977 seçimlerinde CHP yüzde 41’in üzerinde oy alarak çok partili siyasi tarihindeki en yüksek oy oranlarından birine ulaştı. Ancak bu sonuç tek başına hükümet kurmaya yetmedi. Türkiye 1970’lerin sonlarında siyasi ve ekonomik krizlerin içine sürüklenirken CHP de bu dönemin merkezindeki siyasi aktörlerden biri oldu. Ardından Türkiye’nin siyasi hayatını tamamen değiştiren 12 Eylül geldi.

12 Eylül 1980: CHP Kapatıldı
12 Eylül 1980 askeri darbesiyle Türkiye’nin siyasi hayatı kesintiye uğradı. Meclis feshedildi, siyasi faaliyetler durduruldu ve siyasi parti yöneticileri gözaltına alındı. Dönemin CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, 30 Ekim 1980 tarihli dilekçesiyle genel başkanlıktan ayrıldı. 1981 yılında ise CHP diğer siyasi partilerle birlikte kapatıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi, yaklaşık 58 yıllık siyasi hayatının ardından siyaset sahnesinden çıkarıldı.
Ancak CHP’nin siyasi mirası ortadan kalkmadı.

CHP Kapalıydı Ama Geleneği Yaşıyordu
1980 sonrasında CHP geleneğinden gelen siyasetçiler farklı siyasi oluşumlarda mücadele etti. Halkçı Parti ve SODEP kuruldu. Bu iki siyasi yapı daha sonra birleşerek Sosyaldemokrat Halkçı Parti’yi oluşturdu. Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit’in öncülüğünde ise Demokratik Sol Parti kuruldu.
CHP’nin tabelası siyasi hayattan silinmiş olsa da CHP geleneği farklı partiler üzerinden varlığını sürdürdü.

9 Eylül 1992: CHP Yeniden Doğdu
Siyasi yasakların kaldırılması ve 1980 sonrası siyasi düzenin değişmesiyle birlikte CHP’nin yeniden açılmasının yolu açıldı. Ve tarih yeniden 9 Eylül’ü gösterdi.
9 Eylül 1992…
CHP, kuruluşundan 69 yıl sonra yeniden siyaset sahnesine çıktı. İşte tam bu noktada Antalya’nın Türk siyasetindeki en önemli isimlerinden biri tarih sahnesine yeniden güçlü biçimde çıktı:
Deniz Baykal.

Antalya’nın Evladı Deniz Baykal
Deniz Baykal, 20 Temmuz 1938’de Antalya’da dünyaya geldi. CHP’nin yeniden açıldığı 1992 yılında partinin genel başkanı seçilen Baykal, aynı zamanda Antalya’nın yetiştirdiği en önemli siyasi figürlerden biri oldu. Baykal’ın CHP ile ilişkisi ise 1992’den çok daha eskiydi. 1973 yılında Antalya milletvekili seçilen Baykal, Bülent Ecevit hükümetlerinde Maliye Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı gibi önemli görevler üstlendi. 12 Eylül darbesiyle siyasi hayatı kesintiye uğrayan Baykal, siyasi yasakların kaldırılmasının ardından yeniden aktif siyasete döndü. 1992’de CHP’nin yeniden kuruluş sürecinde genel başkanlığı üstlenmesi, Baykal’ın siyasi kariyerindeki en önemli dönemeçlerden biri oldu. Antalya’dan çıkan bir siyasetçi, 1980 darbesiyle kapatılan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisinin yeniden doğuşuna liderlik ediyordu. Baykal, CHP Genel Başkanlığı görevini farklı dönemlerde yaklaşık 20 yıl sürdürerek partinin en uzun süre görev yapan genel başkanlarından biri oldu. 1992-1995 yılları arasındaki ilk döneminin ardından SHP ile CHP’nin birleşmesi gerçekleşti. Birleşmenin ardından Hikmet Çetin genel başkan oldu. Ancak Çetin’in dönemi uzun sürmedi. 1995’te Deniz Baykal yeniden CHP Genel Başkanı seçildi.

1999: CHP Meclis Dışında Kaldı
1999 genel seçimleri CHP açısından ağır bir sonuç doğurdu. CHP yüzde 10’luk seçim barajını aşamadı ve TBMM dışında kaldı. Seçim sonuçlarının ardından Deniz Baykal genel başkanlıktan istifa etti. Partinin başına Altan Öymen geçti. Ancak Öymen’in genel başkanlığı yaklaşık bir yıl sürdü. 2000 yılında yapılan kurultayda Deniz Baykal yeniden CHP Genel Başkanı seçildi.

2000-2010: Baykal’ın Uzun Dönemi
Baykal’ın üçüncü genel başkanlık dönemi CHP tarihinin en uzun liderlik dönemlerinden biri oldu. 2002 genel seçimlerinde AK Parti tek başına iktidara gelirken CHP yüzde 19,39 oy aldı ve yeniden TBMM’ye girerek ana muhalefet partisi oldu. Baykal, 2002-2010 arasında Türkiye siyasetinin en önemli muhalefet aktörlerinden biri olarak görev yaptı. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi, 367 tartışması, e-muhtıra ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesi süreci, Baykal döneminin en önemli siyasi başlıkları arasında yer aldı. 2010 yılında Baykal’ın genel başkanlığı sona erdi. CHP’de yeni bir dönem başladı.

2010: Kılıçdaroğlu Dönemi
Kemal Kılıçdaroğlu, 2010 yılında CHP Genel Başkanı seçildi. 13 yıl süren Kılıçdaroğlu döneminde CHP; 2011 genel seçimleri, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2015 seçimleri, 2017 anayasa referandumu, 2018 Millet İttifakı ve 2019 yerel seçimleri gibi kritik süreçlerden geçti. Genelde seçimleri kaybetmesiyle bilinen Kılıçdaroğlu’nun en önemli siyasi başarısı ise 2019 yerel seçimleri oldu. CHP, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere çok sayıda büyükşehir belediyesini kazandı. Ancak 2023 seçimleri CHP içerisinde yeni bir değişim tartışmasını beraberinde getirdi.

2023: Özgür Özel Dönemi
4-5 Kasım 2023’te CHP’nin 38. Olağan Kurultayı gerçekleştirildi. Kurultayda Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nu geride bırakarak CHP Genel Başkanı seçildi. Böylece CHP’de 13 yıllık Kılıçdaroğlu dönemi sona erdi. Özel yönetimindeki CHP’nin ilk büyük sınavı ise 31 Mart 2024 yerel seçimleri oldu. CHP, 2024 yerel seçimlerinde Türkiye genelinde birinci parti çıktı. 1977’den sonra gelen bu sonuç, CHP açısından tarihi bir seçim başarısı olarak kayda geçti. Ancak seçim zaferinin ardından parti bu kez çok daha farklı bir mücadeleyle karşı karşıya kaldı.

Ve ‘MUTLAK BUTLAN’
CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin süreçte, kurultayda usulsüzlük yapıldığı ve delege iradesinin sakatlandığı yönündeki iddialar yargıya taşındı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026 tarihinde 2023 Kurultayı hakkında “mutlak butlan” yönünde karar verdi. Karar, kurultayın baştan itibaren geçersiz sayılması ve buna bağlı olarak kurultay sonrasında oluşan parti yönetiminin hukuki durumunun etkilenmesi sonucunu doğurabilecek nitelikteydi.

2. Kılıçdaroğlu Dönemi: Sandıkla Değil, Mahkeme Kararıyla Dönüş
Ve CHP’de ikinci Kılıçdaroğlu dönemi başladı. Ancak bu kez değişimin adresi kurultay salonu değil, mahkeme oldu. Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden aday olup delegelerin oyunu alarak değil, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kararıyla CHP’nin başına döndü. Mahkeme, Özgür Özel ve mevcut parti yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırırken, Kılıçdaroğlu ile 38. Olağan Kurultay öncesinde görev yapan parti organlarının görevlerine devam etmesine hükmetti. Böylece 2023 Kurultayı’nda delegelerin oylarıyla genel başkanlığı Özgür Özel’e bırakan Kılıçdaroğlu, üç yıl sonra yine bir seçimle değil, yargı kararıyla koltuğa geri dönmüş oldu. CHP tarihinin en sıra dışı yönetim değişikliklerinden biri olarak değerlendirilen bu süreçte, parti yönetimi kurultay iradesi dışında yeniden şekillendi. Yargıtay’daki temyiz süreci ise henüz sonuçlanmadı.

Baba Ocağına Veda!
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP’nin başına geçmesinin ardından parti içindeki kriz daha da derinleşti. Özgür Özel ve kendisine destek veren CHP kadroları, Kılıçdaroğlu yönetimine karşı çıkarak “baba ocağı” olarak tanımladıkları CHP’ye veda etti. Özel, 21 Temmuz 2026’da yaptığı son CHP Grup Toplantısı’nda yeni bir siyasi parti kuracaklarını açıkladı. Bu kararın ardından 24 Temmuz 2026’da Özgür Özel ile birlikte 91 CHP milletvekili partiden istifa ederek YENİ Parti’nin kuruluşunda yer aldı. Böylece CHP’nin Meclis’teki sandalye sayısı 44’e düşerken, Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti 91 milletvekiliyle TBMM’de ikinci büyük siyasi parti ve ana muhalefet konumuna geçti. Ortaya çıkan tablo ise siyasi açıdan dikkat çekiciydi. İsim ve tüzel kişilik bakımından yeni bir parti kurulmuş olsa da kadrolarının büyük bölümü eski CHP yönetiminden geldi. Özgür Özel’in liderliğindeki YENİ Parti, CHP’de 2023 kurultayıyla başlayan siyasi çizginin devamı olarak şekillendi. Nitekim YENİ Parti’nin kurucu kadrosunda Özel’in yanı sıra CHP’den ayrılan milletvekilleri ve eski CHP yöneticileri yer aldı. Bu nedenle yaşanan gelişme, yalnızca yeni bir partinin kurulması olarak değil, CHP içindeki iktidar mücadelesinin ardından siyasi merkezin bölünmesi olarak da değerlendirildi. Bir tarafta mahkeme kararıyla yeniden CHP’nin başına geçen Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta eski CHP kadrolarıyla yoluna devam eden Özgür Özel ve YENİ Parti yer aldı.

Demokrasi Nerede?
Altı Ok’la simgelenen CHP’nin köklü siyasi mirası, bugün tarihinin en tartışmalı dönemlerinden birini yaşıyor. Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayda sandıktan çıkan iradeyle değil, mahkeme kararıyla yeniden CHP’nin başına döndü. Sandıktan çıkmayan, demokratik bir seçimle gerçekleşmeyen bu dönüş, parti içindeki büyük kırılmanın da simgesi haline geldi. Bir dönem CHP’nin genel başkanlığını yapan Kılıçdaroğlu, bu kez delegelerin oyuyla değil, yargı kararıyla yeniden yönetimin başına geçti.
Ve ortaya şu tarihi tablo çıktı: Gerçek CHP olduğunu savunanlar, baba ocağına veda etti.
