Yaklaşık 8 ay sonra yapılacak Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) seçimleri öncesinde Başkan Yusuf Hacısüleyman ile seçimleri konuştuk. ATSO seçimleri için şimdiden birden fazla aday ismi anılırken yola ATSO Başkanı merhum Ali Bahar ile çıkan Hacısüleyman, elim bir kaza sonucu kaybettiği Başkanı’nın ardından oybirliğiyle alınan yönetim kararıyla Başkan olarak seçimlere kadar süreci götüreceğini ifade etti. Bu döneme ‘Ali Bahar dönemi’ dediğini kaydeden ATSO Başkanı Hacısüleyman, önümüzdeki seçimlere giden yolda adaylar için de tavsiyelerde bulundu.

“PARA HARCAMAYIN, ÇOCUK OKUTUN”
‘Bilboardlara para harcamayın, çocuk okutun’ diyen Başkan Hacısüleyman şöyle konuştu: “Daha bu odaların ne iş yaptığını veya nasıl bir fonksiyonu ve hangi yönetmeliklerle bağlı çalıştığını bilmeyen arkadaşlarımız aday olmak istiyorlarsa süratle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) kanun ve yönetmeliğini okumalarını tavsiye ediyorum. Gerçekten bazen gülünç duruma düşüyorlar. Buraya aday olacaksan eğer önce buranın vizyonunu, çalışma prensiplerini ve hangi yönetmeliklere tabi olduğuna da bakman gerekiyor. Bu biraz ciddiyet istiyor. Bu gayri ciddi bir iş olamaz.”
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Türkiye'nin önde gelen iş örgütlerinden bir tanesi. Ama sadece iş dünyasını kapsayan bir örgüt değil; aynı zamanda ülke ve kent gündemini takip eden, yönlendiren, eksikleri önceleyen bir örgüt. Ve siz bu kurumun başkanısınız. Nasıl bir duygu Antalya Ticaret Odası Başkanı olmak? Zor bir kent Antalya. Ve bu görevde kendi içinde bir seçim süreciyle geldiniz. Talihsiz bir kaza sonucu kaybedilen Ali Bahar'ı da saygıyla anıyoruz. Genç, dinamik ve kentini çok seven bir başkandı. O ruhla, o heyecanla devam ediyorsunuz. Bize bu geldiğimiz süreci kısaca bir özetleyebilir misiniz?
Ben de öncelikle Sevgili Ali Bahar kardeşimi rahmetle ve sevgiyle anmak istiyorum. Aslında bu yola çıkış tarzı, ben kendisini destekleyen insanlardan birisiydim. Kendisi de sağ olsun bana hep ‘ağabey’ şeklinde bir yaklaşımı olurdu. Tabii keşke Antalya için düşündüklerini, daha uzun bir ömür olsaydı da gerçekleştirme şansına sahip olsaydı; çok büyük katkıları olabileceğini, Antalya'dan sonra da Türkiye'ye katkıları olabileceğini düşündüğüm bir kardeşimdi. Fakat ne yazık ki böyle talihsiz bir kaza sonucu kaybettik. Tabii bu tip görevlere gelirken muhakkak bir kendinize inananlardan oluşan bir ekibinizin olması gerekiyor. Biz de onun liderliğiyle, onun etrafında, kendisine destek veren birçok arkadaşımızdan biriyiz. Biz de bu şekilde bu döneme, 2022 yılında başlamış olduk. Yaklaşık 2 yıl olmak üzere neredeyse kendisini kaybedeli. Bu tip durumlarda yönetim kurulu başkanının olmaması, yönetim kurulu içerisinde tekrar bir seçimle yapılan bir başkanlık görevlendirmesi gerektiriyor. Bu süreçte de yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım geri kalan dönemi benim yönetmem konusunda sağ olsunlar oy birliğiyle beni seçtiler. Ben de bu süreci ‘Ali Bahar dönemi’ olarak adlandırdım. Çünkü neden? Seçilmiş bir başkandı kendisi 2022 yılında. Bizde dört yılda bir seçimler yapılıyor. Dolayısıyla 2026'ya kadarki —bu yıl yine seçimlerimiz kendi kanunumuza göre, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kanunu'na göre Ekim veya Kasım ayında yapılması gerekiyor— süre tabii çabuk geçiyor. İnsan ömrü çabuk geçiyor ama dolayısıyla bu seçilme süreçleri de çabuk geçiyor. 2022-2026 dönemini ‘Ali Bahar dönemi’ olarak adlandırdım. Bu şekilde de Ekim ayına kadar süremizi doldurmaya çalışacağız.

Zaten ekibin içerisindeydik, kurumu tanıyorsunuz, ATSO'yu tanıyorsunuz. Bir sıkıntı yaşanmadan, hatta gayet başarılı bir performansla ilerlediğinizi kamuoyu görüyor, izliyor ve takip ediyor. Seçim demişken ‘Ekim-Kasım gibi’ dediniz. Bunun takvimi daha sonra ilan edilecek ama şimdiden hareketlilik başladı. Tabii kamuoyunda en çok merak edilen konu; takdir edersiniz ki bu görevi icra ediyorsunuz, ‘Devam ediyor muyuz?’ Ekip olarak böyle bir karar alındı mı? Bir adaylık durumumuz var mı?
Şimdi söze başlarken güzel bir şey söylediniz; ‘kurumu tanıyorsunuz’ dediniz. Ben 2013-2018 yılında Çetin Osman Budak döneminde başkan yardımcısı olarak kendisiyle beraber çalıştım. Daha sonra Çetin Osman Budak milletvekili olunca, yine bugün yapmış olduğumuz yönetim kurulu içindeki görevlendirmeyle o dönemde de iki başkan yardımcısıydık. Davut Çetin arkadaşım başkan yardımcısıydı, bir de ben başkan yardımcısıydım. Ve ben aynı zamanda AKTOB Başkanıydım. Yani Akdeniz Turistik Otelciler Birliği Başkanıydım. Önemli bir STK başkanlığım döneminde de yönetim kurulu içerisinde Davut Çetin kardeşimi Başkan olarak seçtik yine oy birliğiyle, o süreci o tamamladı. Kurum içerisindeki yapıyı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) Kanunu’nu, çalışma prensiplerini, vizyonunu bilen biri olarak doğrultusunda o dönemde de 5 yıl görev yaptım. O dönemde seçimler bir yıl uzamıştı, neden 5 yıl diyorum? 4 yıldır çünkü normalde görev süresi. Ama iki defa 6 ay uzatıldı seçimler, dolayısıyla o dönemde Türkiye'deki bütün oda başkanları ve yönetim kurulları 5 yıl görev yapmış oldu. Şimdi bu sürecin dediğiniz gibi bir takvimi var. Şu anda Ekim ayında yapılacak olduğunu düşünürsek —Kasım ihtimalini sonraya bırakıyorum, Kasım'da yapan odalarımız da var— Ekim ayını düşünecek olursak daha 8 aylık bir süreç var. 8 ay tabii neredeyse dörtte bir demek süreç olarak. Yani siz 4 yılda bir çalışma yapıyorsunuz ve genelde ‘hayırlı olsun’ ziyaretleri seçimlerden sonra 6 ay kadar bir takvim sürüyor. Eğer onu çıkartırsak, eğer bir de şimdi başlarsak seçime, neredeyse 1,5 yılı seçim sonrası ve seçim öncesi demek. Bence böyle yapmamak lazım. Ve çok güzel bir adet "hayırlı olsun" ziyaretleri ama onu da belki toplu halde yapmak lazım, yani bir etkinlikle yapmak lazım. Çalışmalarda ben onu görüyorum; seçim sürecine de şimdiden konuşulmaya başlanılır ancak bu seçim takviminde yönetim kurulu yaz aylarında bir karar alır. Der ki; ‘Biz seçimlerimizi şu gün yapmak istiyoruz’ ve İlçe Seçim Kurulu'na başvuruda bulunur. Ve oradan İlçe Seçim Kurulu önerdiğiniz tarihi ya teyit edebilir veya size başka bir tarih önerebilir; çünkü başka seçimler de oluyor şehir içerisinde. Bu süreçte gönlünden adaylığı geçiren arkadaşlarımız olabilir. Şehirdeki birçok iş insanı buraya üye olmak şartıyla böyle bir görevi yapma isteğini hissedebilir. Onlar bu 8 aylık süreci kendileri için temaslarda bulunmak, kendi etrafında destek görüp görmediğini, böyle bir yola çıkarsa eğer yanında kimlerin olabileceğini veya olmayacağını yoklamak üzere ziyaretler yapabiliyorlar. Bu ziyaretleri yapan, görüşmeleri yapan size de gelebilirler, sizle de sohbet edebilirler.

Başladı.
Bunların başladığının duyumlarını ben de alıyorum. Fakat bunlara kesin adaylık diye bakmamak lazım. Yani aslında milletvekili seçimlerinde de aynı şey oluyor, bir yoklama oluyor: ‘Ya olursam bana destek verir misiniz? Benim için referans olur musunuz? Yanımda olur musunuz?’ gibi. Bu çalışmaları kesin adaylık gibi görmemek lazım. Tabii nabız yoklama şeklinde aslında. Dolayısıyla bu sürecin var olduğunu görüyorum. Hatta bazı arkadaşlarımız billboard reklamı bile yapmaya başladı.
Geçen dönem de aday olan Reşat Güney billboard reklamlarıyla başladı. Sizin de yönetim kurulu üyeniz olan Hatice Öz'ün bir böyle bir arzusu olduğu hissediliyor ama açık aleni bir şekilde adaylık ilanı söz konusu değil. Bir de biliyorsunuz, onu da özellikle sormak isterim; geçtiğimiz günlerde bir gazeteci arkadaşımız da makalesinde konu etmişti: Ali Bahar'ın kardeşi Berkay Bahar'ın da böyle bir arzusu olduğunu, ağabeyinin görevini devam ettirmek gibi bir niyeti olduğunu. Ama sadece yazıldı. Onun dışında herhangi bir açıklama, herhangi bir girişim, herhangi bir hareket görmedik.
Hatta sizin bir meslektaşınız olup olmadığını bilemiyorum ama bir medya kuruluşunda da bulunan bir iş insanı da gördüğüm kadarıyla sosyal medyada ‘Ben de adayım, şunu yapacağım, bunu yapacağım’ diyen açıklamalarını gördüm.
Evet, "meslektaşınız mı?" deyince çok doğru ifade ettiniz.

Çünkü hani bir hastane sahibi, örnek vereyim, doktor olmayabilir. Dolayısıyla hani meslektaş mı değil mi bilemiyorum onun için. Aslında muhtemel aday olabileceklerin sayısının çok olması bir şehir için güzel bir şey. Demokrasi açısından da güzel bir şey. Burada insanların bu kuruma verebilecekleri katkıya bakmak lazım. Demin söylediniz, Türkiye için çok önemli bir yer bence Antalya Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığı, yönetimi. Komitelerinde olmak, üretken olmak çok önemli. Türkiye için önemli, şehir için daha da önemli. Çünkü şehirdeki dinamikleri bir çatı örgütü şeklinde düşünebilirsek ve öyle bir fonksiyon kazandırabilirsek aynı zamanda diğer STK'lar açısından da bir liderlik yapma, bir üst çatı koordinasyonunu yapma açısından önemli bir makam diyelim buraya. Çok sayıda olması da sevindirici ama şunu söyleyebilirim; daha önceki dönemlerde de tecrübelerimden bakacak olursak bu aday olma niyeti, isteği, düşüncesi zamanla iki adaya kadar düşebiliyor. Şu anda çok sayıda olabilir, daha henüz bu niyetini belli etmemiş olan insanlar da olabilir. Onları da belki duyacağız önümüzdeki ay, iki ay sonra. Bütün bunları ben bayrak yarışı olarak görüyorum. İyi niyetli çıkışlar olarak görüyorum. Burada dikkat etmemiz gereken konulardan bir tanesi yapılanları yapılmamış gibi, yapılmamış olanları da sanki varmış gibi göstermemek gerekiyor. Çünkü bunu neye dayanarak söylüyorum; sosyal medyada gördüklerim, billboardlarda gördüklerim, karekodlarıyla açıklanmaya çalışılan konular var. Veya sistemin içinde olan insanların yansıttıkları konular olabilir. Bütün bunları yaparken çok dikkatli olmak lazım. Çünkü neden? Burası yasayla yönetilen bir kurum. Yani burada yasa dışı bir şey yapma şansınız yok, kendi yönetmeliği var ve bu yönetmeliğin dışına çıkma şansınız yok.
İncelenen, denetlenen bir kurum değil mi?
Denetlenen bir kurum, incelenen bir kurum, bütçesi olan bir kurum ve bütçesi meclisi tarafından onaylanan bir kurum. Ayrıca hesapları inceleme komisyonu gibi kendi iç denetimiyle bir komisyon yapıyor, her şey düzgün yapılmış mı, kanuna uygun yapılmış mı diye.
Hatta meclis toplantıları da bayağı böyle karşılıklı diyaloglarla, tartışmalarla geçer, sorgulanır.
Ama az önce konuştuğumuz gibi sizin yazdığınız bir yazıyı okurlarınızın içinde bir bölümü beğenmemiş olabilir; bu da doğaldır. Burası da aynı şekilde; yaptığınız işleri bir kısım insan beğenmemiş olabilir, bir kısım insan eksik bulmuş olabilir, bir kısım insan bunun zamanlamasını doğru bulmamış olabilir. Bütün bu eleştirilerin saygı çerçevesinde olması gerekiyor. Neden? Bir yönetim var ve bir yönetim kurulu başkanı var ve kendi vizyonları çerçevesinde buraları yönetiyorlar. Ama hiçbir zaman yasa dışı, yönetmelik dışı, bütçe dışı, etik değerlerin dışında yönetmiyorlar. Beğenmemiş olabilirsiniz, olabilir. Biz de yönetim olarak buna saygı duyarız, herkes yaptığımızı beğenecek diye bir şey yok. Arzu ederiz beğenmesini ama yaptığımız şekliyle beğenmeyebilir. Buna da saygı çerçevesinde demokrasinin bir zenginliği demek lazım. Dolayısıyla erken başlayan bir seçim süreci olmamıştır hiçbir zaman. Son üç ay diyelim biz de. Ticaret ve sanayi odalarında, diğer odalarda da olacak sadece burayı konuşmayalım, Türkiye çapında olacak. Aynen öyle ama biz Antalya'da olduğumuz için özellikle. Son üç aydır buranın hareketliliği; yani artık adayların netleştiği, yola çıkan bazı adayların vazgeçtiği... Belki yola çıkmayanların ‘son anda ben de varım’ dediği son üç aydır. Ben bunu gördüm bugüne kadar yapılan seçim süreçlerinde. Son üç ay daha hareketli olur.
Ama şunu da hissediyoruz aslında: böyle bir devam isteği ekibinizde de sizde de görülüyor. Tabii ki bunu açıklamak için ‘şu an erken’ diyorsunuz.
Erken ama böyle bir şey görülüyorsa bundan ancak mutluluk duyabiliriz, yönetim adına konuşuyorum. Biz gerçekten Ali Bahar kardeşimle başlattığımız, bir de şöyle bir şeyi de belki vurgulamak lazım: Ali Bahar da buraya gökten inmedi.
O da tabii yönetimlerden geldi...
Tabii biz Ali Bahar'la beraber 2013-2018'de ben başkan yardımcısı, kendisi yönetim kurulu üyesiydi ve Organize Sanayi'nin başkanlığına seçildi. Kendisine orada görev verirdik. Dolayısıyla buraya aday olurken kendisi, tabii ki yakın çalışma arkadaşları bunun içerisinde, bütün sürecin içerisinde kardeşi Berkay da vardı. Çünkü neden? Bir aileler. Bir aile olunca sonuçta aile içinde vizyon, kendi işleri, kendi ticari faaliyetleri ve buradaki şehir için yapılmasının beklentilerini ekibiyle beraber yaptı. Böyle bir yere aday olurken projeleriniz olması gerekiyor. Yani ‘Beni seçsinler’. İyi, peki ‘Ben geldim o gün, oturdum buraya. Peki ne yapacağım şimdi?’ diye düşünürseniz o dönemi boşa geçirirsiniz. Öyle olmuş mudur? Olabilir. Ama Ali Bahar öyle bir insan değildi. Projeciydi. Biz de kendisiyle; ‘Ya biz buraya adayız ama peki insanların bizi seçmesini istiyoruz; peki neler yapacağız eğer seçilirsek?’ diye uzunca notlarımızı almıştık. Şuna ihtiyaç var, buna ihtiyaç var, böyle olmalı, bu böyle olmalı. Çünkü —bu tabii sadece burası için geçerli değil, bütün STK'lar için geçerli— bir yere aday oluyorsanız oraya gelirseniz eğer önceden planlamalısınız ne yapmak istediğinizi. ‘Hele bir seçilelim sonra bakarız’ kısmı doğru değil. Zaman çabuk geçiyor evet ve çünkü koskocaman bir örgüte talipsiniz. Bugün yazılıp çizilen adayların billboard'da vaat ettikleri kanuna aykırı, yönetmeliğe aykırı. Diğer yine medya mensubu arkadaşın ‘şundan ücret alınıyor’... Bunlar Ticaret Bakanlığı'nın aldığı ücretler. Yani şundan ücret alınıyor; Ticaret Bakanlığı alıyor, biz burada ticaret sicili yöneten bir kurumuz. Daha bu odaların ne iş yaptığını veya nasıl bir fonksiyonu ve hangi yönetmeliklerle bağlı çalıştığını bilmeyen arkadaşlarımız aday olmak istiyorlarsa süratle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) kanun ve yönetmeliğini okumalarını tavsiye ediyorum. Gerçekten bazen gülünç duruma düşüyorlar. Buraya aday olacaksan eğer önce buranın vizyonunu, çalışma prensiplerini ve hangi yönetmeliklere tabi olduğuna da bakman gerekiyor. Bu biraz ciddiyet istiyor. Bu gayri ciddi bir iş olamaz. Dolayısıyla bence paraları boşa harcamamak gerekiyor. Bunlardan bir tanesine de tavsiyem o oldu; ‘Çok paran varsa, kimsesiz çocukları okut. Kız çocuklarımıza burs ver, okumalarını sağla.’ Bütün bunları öncelikle bir okumak gerekiyor ve bu tip söylemlerle böyle bir değerli müesseseyi, kurumu yıpratmamak lazım. Çünkü sen de buranın üyesisin. Marka değeri çok yüksek bir kurum ticaret odası.

Ve sadece üyelerinin sorunları, ekonomik meseleler üzerine değil; sosyal projeler üzerine de kültür-sanat üzerine de çalışıyor... İşte eski binanın AKS adı altında devam ediyor olması ayrı bir kültürel hazine.
Kaleiçi Evi de var. Mikrominyatürde Türkiye'de değil dünyada 3 sanatçı var sadece, 1’isi Türkiye'de Necati Bey. Onun sergisini yapıyoruz uzun süreli. Ve o Kaleiçi'ndeki restore ettiğimiz binanın tarihi mimari ve vizyonuyla beraber restorasyonuyla beraber yasal statüde değil ama biz orasını müze şeklinde kullanıyoruz. Bence sergiden ziyade bir müze şeklinde de değerlendirebiliriz. Bütün bunları yapıyoruz. Son yaptığımız çalışmanın değeri çok büyüktü bence; sosyal medyanın geleceğiyle ilgili ve geleceğin sosyal medyasıyla ilgili. Özellikle çocuklarımızın, gençlerimizin, kadınlarımızın, erkeklerimizin, toplumdaki tüm yapıların sosyal medyadan nasıl etkilendiği, psikolojisiyle, pedagojik konularıyla, algı yönetimiyle, bütün bunların çağımızda çok önemli toplumsal değişimlere yol açtığını anlatmak üzere bir çalışma yaptık. Bence şu ana kadar Türkiye'de öyle kapsamlı bir çalışma yapılmadı ve bunu ATSO olarak yapmış olmamız gerçekten çok değerli bir çalışma oldu. Konuşmacıların hepsi kendi alanlarında sosyal medyanın teknolojisi değildi konu, dijital insandı. İnsan dedik, öznesi insan ve insan dediğiniz zaman duygular giriyor işin içine: beğenilme duygusu, öfke, kızgınlık, dışlanmışlık, bütün bunlar, kabul edilme duygusu. Bütün bunları beynimiz nasıl algılıyor? Beynimiz bu görsellerle nasıl çalışıyor? Aslında farkında mısınız bazen altta sosyal medya yazılanları çoğu kimse okumuyor sadece resim kaydırıyor. Aslında başlığı ve resmi kaydırıyor. Altında belki değerli bir şeyler yazıyor olabilir ama dün yine gördüm, o kadar sıkıntılı bir durum ki; üstte bir resim, altta bir açıklama: ‘Bu bir yapay zeka ürünüdür, bu kişi gerçekten o değildir, sadece yapay zeka kullanılarak bir görsel oluşturulmuştur’ yazıyor. Peki o yazıyı kaç kişi okuyor? Ve insanlar onu o fotoğraf gerçekmiş gibi algılıyor ve belleğine yerleştiriyor. Şimdi diyeceksiniz ki; çok tehlikeli bir durum. ATSO bu işlerden niye bahsettiğini söyleyeyim. Toplumun ihtiyaçlarını, gereksinimlerini, etik duyguların kaybolmaması, hatta değerlendirilmesi ve değer kazandırılması gerekiyor. Bütün bu konularda biz ATSO olarak bunları yapmaya çalışıyoruz. Burayı bir ticaret merkeziymiş gibi yönetmiyoruz. Burayı toplumun bütün paydaşlarıyla beraber; yine kadın olduğunuz için söylemiyorum ama kadın konularında herhalde bugüne kadar en fazla çalışma yapan Ticaret ve Sanayi Odası biziz. Bütün kadın örgütleriyle çok değerli çalışmalar yaptık.
Kadın kooperatifleriyle de biliyorum. Kadın kooperatifleriyle, kadının toplumdaki rolüyle ve karşılaştığı zorluklarla ilgili çalışmalar yapıldı. Plancia Magna heykelinin daha anlamını bilmeyen olduğunu düşünüyorum. Onu görünür kılmak, turizme kazandırmak, bir fotoğraf çekim alanı, bir cazibe alanı yaratmak gibi basit gibi görünen ama çok önemli dokunuşlar yapıyorsunuz, onları da fark ediyoruz. Ama şöyle baktığımızda, biraz önce kendinizi ifade ettiniz. Ben de sormak istiyorum: zaman çok çabuk geçiyor, 2 yıl Ali Bahar Başkanla beraber bir süreç yaşandı, kalan 2 yıllık süreci siz devam ettiriyorsunuz. Bu 4 yılda yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey var mı? Ajandanızda istediğiniz, bu göreve gelmeden önce Ali Başkan'la beraber proje olarak düşündüğünüz ve yapamadığınız bir konu var mı?
Var. Hem de vizyonumuzda ve hayalimizde yapmak istediğimiz konular bitmedi, onlar var. Fakat şimdi bu konulardan söz etmek istemiyorum; çünkü yanlış bir algıya sebebiyet de vermek istemiyorum hani ‘Projeleri bitmedi demek ki devam etmek istiyor’ şeklinde olmasın. Bunları seçim süreci yaklaştığı zaman bunların değerlendirilmesi konusunda elimden gelen çabayı sarf edeceğim. İster ben, ister başka bir başkan adayı, yine ekibimizden çıkarmayı düşündüğümüz bir başkan adayı olması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta bunların devam ettirilmesi açısından ekip ruhu içerisinde benimle beraber çalışan bir kişinin aday olmasını tercih ettiğimi de söyleyebilirim. Dolayısıyla bu konuda bunları da gerçekleştirme gücüne sahip olacak bir adayı destekleyeceğim.
DEVAMI YARIN