Antalya'nın Konyaaltı ilçesindeki Çakırlar bölgesinde planlanan TOKİ projesi, yerel dinamikleri ve meslek odalarını ayağa kaldırdı. Mimarlar Odası Antalya Şubesi, bölgenin yapılaşmaya uygun olmadığını savunurken, iktidar kanadından gelen "neye mal olursa olsun yapılacak" açıklamaları gerilimi tırmandırıyor. Uzmanlar, dere yatağı ve zemin yapısı nedeniyle benzer projelerin geçmişte acı tecrübelere yol açtığını hatırlatarak Antalya için büyük bir risk uyarısında bulunuyor.

Kenti Felakete Sürükleyebilir
Antalya'da son dönemde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından resen onaylanan ÇED kararları ve imar planları, yerel sivil toplum kuruluşları ile kamu kurumları arasında ciddi bir görüş ayrılığına neden oluyor. Konyaaltı ve Gazipaşa örneklerinde olduğu gibi, Bakanlığın yerel yönetimlerin ve meslek örgütlerinin görüşlerini almadan hazırladığı raporlar üzerinden süreci ilerletmesi, bölgenin ekolojik ve jeolojik yapısının göz ardı edildiği endişesini doğurdu. Mimarlar Odası yetkilileri, hazırlanan dosyaların bazen yanlış kararlara yol açtığını belirtti. Sivil toplum kuruluşlarının katılımı olmadan hazırlanan planların kenti felakete sürükleyebileceğine dikkat çekti. Çakırlar projesi de tam bu noktanın merkezinde duruyor; yerel halkın ve uzmanların tepkisine rağmen "proje hayata geçecek" söylemleri, hukuksal ve bilimsel verilerle çatışmaya devam ediyor.

Çakırlar İçin Mücadele Yeni Başlıyor
İl Koordinasyon Kurulu (İKK) nezdinde görüşülen Çakırlar Projesi için Mimarlar Odası kararlı bir duruş sergiliyor. Projenin yerinin yanlış olduğunu vurgulayan oda avukatı Sevda Mesci, benzer uygulamaların geçmişte can kayıplarıyla sonuçlanan felaketlere zemin hazırladığını ifade ederek "Aynısını Antalya'da yaşamak istemiyoruz" uyarısında bulundu. Mahkeme sürecinde keşif kararı verilmeden duruşma günü belirlenmesinin bir manevra olabileceği öngörülürken, 100 binlik planlarda yapılan değişikliklerle tarım ve orman alanlarının "sosyal konut alanı" adı altında yapılaşmaya açılmasına tepki gösterilmeye devam ediyor. Avukat Mesci, Mücadelenin sadece yargı yoluyla değil, halkın desteğiyle de büyümesi gerektiği belirtilirken, Çakırlar’daki direnişin henüz başında olunduğu ve gerekirse yeni davaların açılacağı vurguladı. Buradaki mücadelenin yeni başladığının altını çizdi.

Askeri Alanların Dönüşümü
Antalya’daki imar tartışmaları sadece Çakırlar ile sınırlı kalmadığı, Topçular'daki ANBİRLİK alanı gibi kentin merkezinde yükselen devasa bloklarda da benzer durumun olduğunun altı çizildi. Mesci, Askeri alanların bitişik nizamında yükselen ve bölgenin hava koridorlarını kesen 40 kata varan projeler, imar planlarının "üst ölçekli planlara uydurulması" yöntemiyle meşrulaştırılmaya çalışıldığı belirtti. Ayrıca Mimarlar Odası, Antalya genelinde sürdürdüğü 62 davanın büyük kısmının kentsel ve kamusal alanları korumaya yönelik olduğunu ifade ederken, 2026 yılı hedefleri arasında şehir merkezinde kalan askeri alanların korunması ve dönüşüm sürecinin sıkı takibi bildirildi . Kentin geleceğini şekillendiren 1/100.000 ölçekli planların Ankara’dan, yerel dinamiklerden kopuk bir şekilde değiştirilmesi ise Antalya'nın şehircilik ilkeleri açısından en büyük handikap olarak görülüyor.