Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) Isparta Şubesi, mezun olan kız öğrenciler için gerçekleştirdiği kahvaltıda bir araya geldi.
Isparta Gramofon Cafe'de, TÜKD Isparta Şube Başkanı Selma Gökkaya ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe Anneler Derneği Isparta Şube Başkanı Hacer Özen ve üyeler de katıldı. Etkinlikte 3 yeni üyeye rozet takdim edildi ve üyelik evrakları imzalatıldı.

TÜKD Isparta Şube Başkanı Selma Gökkaya: 8 Öğrencimizi Mezun Ediyoruz
TÜKD Isparta Şube Başkanı Selma Gökkaya, bu yıl eğitim desteği verdikleri 8 kız öğrencinin mezun olacağını söyledi.
Gökkaya, açılış konuşmasında şu sözlere yer verdi:
"Bugün çok mutluyuz. Çünkü sekiz öğrencimizi mezun ediyoruz. Kaç yılın emeği artık... Bunlar bizi gerçekten çok gururlandırıyor. Bu sekiz öğrencimizin ancak dördü gelebilecek. Hatta biri bile hâlâ gelemedi. Çünkü yıl sonu olduğu için kimi ailesinin yanına gitti, birisi de yolda. Mesela veterinerlerden biri burada iş bulmuş, işe başlamış, izin alamamış. Bu bizi aslında çok memnun etti. Ama burada olanlarla ufak da olsa bir kutlama yapalım istedik.
Diğer arkadaşlarımız da burada. Onları hem yeni seneye hazırlayalım dedik hem de bu sene derneğimizin uğraşlarını taçlandıralım istedik. Kızlarımızı mezun ettik, kollarına bileziklerini taktık. Hepsi gittikleri yerlerde Türk kadınının onurunu, gururunu, Atatürk ilkelerine ve laiklik değerlerine dayanarak bizleri en iyi şekilde temsil edecekler. Buna yürekten inanıyorum.
Çünkü onlar da bizler gibi Atatürk'ün kızlarıyız. Atatürk'ün çocuklarıyız. Atatürk'ün kız evlatlarıyız. Eğer Atatürk olmasaydı, biz zaten okuyamazdık.
Hepiniz üniversite mezunu arkadaşlarımızsınız. Hepiniz okudunuz, çalışıyorsunuz. Şimdi bütün arkadaşlarımız birer kız çocuğunu okutsa, hepsi bu ülkeye dağılacak. Atatürk ilkelerini, güzellikleri, kadının gücünü, kadının yapabileceklerini öğretecekler.
Mesela bir öğrencimiz vardı, hemşireydi. Geçen gün Gaziantep Şube Başkanı beni aradı. 'Sizin öğrencinizi biz aldık, derneğimize üye yaptık' dedi. Nasıl gururlandık, anlatamam. Tüm yönetim kurulu arkadaşlarımla birlikte çok duygulandık.
Zaten daha önce mezun ettiğimiz Ceren kızımız şu anda şehir hastanesinde acil serviste doktor olarak görev yapıyor. Bir diğer mezunumuz İstanbul’da, özel bir hastanede çalışıyor. Böyle haberler aldıkça biz de adeta yeniden mezun oluyoruz. Yaptığımız çalışmaların karşılığını görmek bizi çok mutlu ediyor."
SDÜ Öğretim Üyesi Barçın Kodaman'dan Türk Kadınının Tarihsel Rolü
Dernek üyelerinden Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tarih Bölümü öğretim üyesi Barçın Kodaman ise etkinlikte; Türk kültüründe kadına verilen değeri ve bu değerin zaman içinde nasıl değişime uğradığını, Atatürk'ün ilke ve devrimleri ile bu değerin nasıl geri alınmaya çalışıldığını aktardı.
Kodaman konuşmasında şunları ifade etti:
“Ben de artık bu derneğin bir üyesi olmaktan onur ve gurur duyuyorum. Henüz çok yeni olmama rağmen burada sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Benden Millî Mücadele’de Türk kadını hakkında konuşmam istendi. Ancak bu konuya geçmeden önce, kızlarımız da buradayken genel olarak Türk kadınının tarihsel rolünden bahsetmek istiyorum.
Kadim Türklerden günümüze Türk kadını her zaman toplumda önemli bir yere sahip olmuştur. Türkler tarih boyunca kadına değer vermiştir. Kadınlar yalnızca ailede değil, devlet yönetiminde ve toplumsal alanda da söz sahibi olmuşlardır. Örneğin, ‘hanım’ kelimesi Cengiz Han tarafından kullanılmaya başlanmış, bu kavram kadının erkekle eşit ve hatta daha yüksek bir konumda olduğunu göstermiştir. Türkler’de han ve hatun birlikte hüküm verir, sadece hanın buyruğu değil, hatunun da onayı gereklidir.
Tarih boyunca kadınların ordu yönettiğini ve devlet yönettiğini biliyoruz. İskit Türklerinden Tomris Hatun, eşi ve oğlu öldürüldüğünde ordusunun başına geçmiş ve büyük bir zafer kazanarak düşmanının başını kesmiştir. Mete Han’ın eşi, oğlu tahta geçene kadar devleti yönetmiştir.
Ne yazık ki Türk kadınının değer kaybı, İslamiyet’in kabulüyle birlikte başlamıştır. Bu dinin kendisiyle ilgili değil, Arap kültürünün etkisinin benimsenmesiyle birlikte kadınlar geri plana atılmıştır. Selçuklu döneminde kadınların yeri hâlâ varken, Osmanlı döneminde kadınlar sadece ev içi rollerle sınırlandırılmış, kamusal alanda ve devlet yönetiminde yer alamamıştır.
Ancak II. Abdülhamid döneminde, kız okulları, öğretmen okulları ve sanat okulları açılmış; kadınların eğitimi konusunda önemli adımlar atılmıştır. Dönemin şartlarına göre bu çok kıymetli bir gelişmeydi.
Atatürk ise çocukluğundan itibaren kadınların toplumda aktif ve söz sahibi olması gerektiğine inanan bir liderdi. Kız kardeşi Makbule Hanım’ın anılarından da bunu anlıyoruz. Atatürk, ülkenin başına geçtiğinde kadınlara tüm haklarını kazandırmak için kararlı bir şekilde hareket etti.
1911-1922 yılları arasında, Trablusgarp, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele ile birlikte erkek nüfusu azaldı. Bu nedenle kadınlar iş hayatına, ardından da cepheye katılmak zorunda kaldı.
Özellikle Millî Mücadele döneminde kadınlar büyük bir rol üstlendi. İlk kadın örgütlenmesi Erzurum’da bir kız sanat okulu müdüresi tarafından başlatıldı. Kadınlar hem cephede hem cephe gerisinde görev aldı. Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Kasım 1919’da kurularak en önemli kadın direniş örgütlerinden biri haline geldi.
Kadınlar, işgalleri protesto etmek için mitingler düzenledi, silah ve cephane taşıdı, cephane üretti, askerin yiyecek, içecek ve kıyafet ihtiyaçlarını karşıladı, göçmenlere ve kimsesizlere yardım etti. Bu süreçte Türk kadınının fedakârlığı ve direnci tarihimizin en değerli sayfalarından birini oluşturur.”
