Türkiye'nin dünya çapında tescilli "gül bahçesi" konumunda bulunan Isparta ve çevresindeki ilçelerde ,gül hasadı bu yıl da büyük bir heyecanla başladı. Kısa süre önce başlayan ve haziran ayının sonuna kadar aralıksız devam edecek olan bu dönemde üreticiler ve mevsimlik işçiler her gün gün doğmadan, henüz seher vaktinde tarlalardaki yerlerini alıyor.
Seher Vaktinde Başlayan Meşakkatli Mesai Kozmetik Dünyasına Hayat Veriyor
Sabah erken saatte gül çiçeklerinin toplanıp fabrikada işlenmesiyle devam eden zorlu sürecin ilk halkasını oluşturan işçiler, öğle saatlerine kadar açmış olan tüm gül çiçeklerini topluyor. Çünkü güneş ışınları dik açıya ulaşmadan toplanan güllerin yağ oranı ve kalitesi çok daha yüksek oluyor.
Gül bahçelerinden toplanan çiçekler, çuvallar içerisinde alım merkezlerinde bulunan noktalara götürülüyor ve burada terazilerde tartılarak teslim alınıyor. Toplama merkezlerindeki işlemlerin ardından kamyonetlere yüklenen gül çuvalları, gül yağı fabrikalarına taşınıyor. Fabrikalarda hazır bekleyen işçiler tarafından devasa gül kazanlarına boşaltılan çiçekler, yüksek ısıda pişirilerek kimyasal proseslerden geçiriliyor. Bu aşamaların sonunda dünyaca ünlü parfümlerin ve bakım ürünlerinin ana maddesi olan gül yağı, konkret ve gül suyu üretimi gerçekleştiriliyor.

Fabrikalarda İşleniyor
Isparta'da gül üreticilerinin ortak olduğu en büyük üretici kuruluşu Gülbirlik 4 ayrı fabrikada gül yağı üretimi yaparken, bunun yanı sıra özel sektöre ait çok sayıda fabrikada da modern yöntemlerle yağ üretimi gerçekleştiriliyor. Bu değerli ürünler kozmetik sanayide kullanılmak üzere doğrudan yurt dışına ihraç ediliyor.
Bulgaristan'dan Getirilen Tek Fideden Küresel İhracat Devine
Tarihi kayıtlara göre Gülcüzade İsmail Efendi'nin askerlik yaptığı Bulgaristan'dan getirdiği gül fidelerini yetiştirmesiyle Isparta'da 1800'lü yıllarda gülcülüğün başladığı biliniyor. O yıllarda ilkel gül imbiklerinde tamamen insan gücüne dayalı olarak, odun ateşiyle ve oldukça zahmetli yöntemle elde edilen gül yağı, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte çok daha modern sistemle üretilmeye devam ediyor.

"Gülcülük Meşakkatlidir, Çocuğa Bakar Gibi Bakmalısın"
Ancak bu asırlık mirasın sürdürülebilirliği, günümüzde değişen ekonomik koşullar ve üretim maliyetleri nedeniyle ciddi zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Güneykentli üretici Hüseyin Kaya, 20 yıldır gülcülük yaptığını belirterek, ek iş olarak yaptığı gülcülüğün oldukça meşakkatli olduğunu ancak gül hasadının keyifli olduğunu söyledi.
Bahçe bakımının çok büyük bir özen ve emek istediğini ifade eden Kaya, "Emekliyim ve ek iş olarak yapıyorum. Gülcülük oldukça meşakkatlidir. Çocuğa bakar gibi bakmalısın. Otunu ayıklayacaksın, ilacını, gübresini atacaksın ki sana çiçek versin. İşçi bulmak çok zor. O yüzden çok sıkıntı çekiyoruz. Ama seher vaktinde kalkıp tertemiz havada gül toplamak ayrı bir keyif" diye konuştu. Kaya, bu yıl 2 dekar bahçesinden 1,5- 2 tona yakın çiçek beklediğini, bunun da kendisine 160 bin lira gelir getireceğini ancak masraflar çıkınca kendisine çok fazla bir kazanç kalmayacağını da kaydetti.

Diğer yandan yıllardır gül hasadı işinde çalışan ve işçi çavuşluğu yapan Orhan Ayan, tarladaki mevcut çalışma koşullarını ve ekonomik karşılığını şu sözlerle özetliyor:
"15- 16 ekibimle gül sezonunda hizmet veriyoruz. Bu yıl kilo başına 34 lira ücret alıyoruz. Sabah 04.30- 05.00 gibi başlıyoruz ve bahçe bitinceye kadar çalışıyoruz. Bir işçi yaklaşık 20- 25 kilo gül topluyor. Günlük 700- 800 lira kazanç sağlıyoruz. Yaptığımız işten oldukça keyif alıyoruz."