Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, son dönemde Orta Doğu coğrafyasında yoğunlaşan askeri saldırılar ve bölgeyi ateş çemberine alan gerilimli politikalara karşı zehir zemberek bir açıklama yayımladı. Savaşın yıkıcı yüzünün sadece devletleri değil, doğrudan insan yaşamını hedef aldığını vurgulayan konsey, derin ruhsal travmalardan salgın hastalıklara kadar uzanan bir felaket senaryosuna karşı dünyayı diplomasi masasına davet etti.
SAVAŞIN BEDELİNİ SİVİLLER VE SAĞLIK EMEKÇİLERİ ÖDÜYOR
TTB tarafından yapılan resmi açıklamada, kapitalist-emperyalist sistemin kriz dönemlerinde savaşı bir güç tahkim aracı olarak kullandığı ifade edildi. Bu süreçlerin yarattığı ağır bedelin en çok işçiler, yoksullar, göçmenler, kadınlar ve çocuklar tarafından ödendiği belirtilirken; sağlık emekçilerinin de bu yıkımın en ön safında yer aldığı vurgulandı. TTB, Orta Doğu halklarının geleceğinin vekâlet savaşları veya bombardımanlarla şekillendirilemeyeceğinin altını çizdi.
Antalya'da Baro’dan Dünyaya Sert Yaylım Ateşi: 'Bu Bir İnsanlık Suçudur!'
HALK SAĞLIĞI KRİZİ KAPIDA: "KUŞAKLAR BOYU SÜRECEK"
Açıklamada, çatışmaların kaçınılmaz sonuçlarına dair şu tıbbi ve sosyal uyarılar sıralandı:
Ölüm, yaralanma ve sakatlık gibi doğrudan fiziksel etkiler.
Zorunlu göç dalgaları, artan yoksulluk ve açlık sorunları.
Sağlık altyapısının zarar görmesiyle tetiklenen salgın hastalık riskleri ve derin ruhsal travmalar.
Sağlık sisteminin hedef alınmasının, etkileri kuşaklar boyunca sürecek bir halk sağlığı krizine yol açacağı ifade edildi.
BÖLGE ÜLKELERİNE "GERİLİMİ DÜŞÜRÜN" ÇAĞRISI
Uluslararası topluma saldırıları derhal durdurma çağrısı yapan TTB, diplomatik çözüm yollarının işletilmesini talep etti. Bölge ülkelerine ise gerilimi artıracak her türlü adımdan kaçınmaları yönünde uyarıda bulunuldu. Açıklama, Orta Doğu'nun ihtiyacının yeni çatışmalar değil; demokratikleşme, laiklik, eşitlik ve barış içinde bir arada yaşamı güçlendirecek politikalar olduğu vurgusuyla son buldu.