Türkiye tarihinin en geniş katılımlı toplumsal hareketlerinden biri olan Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden tam 13 yıl geçti. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, yıldönümü nedeniyle gerçekleştirdiği açıklamada, 13 yıl önce milyonlarca yurttaşın kentlerini, doğayı, yaşam alanlarını, özgürlüklerini ve geleceğini savunmak için meydanlarda bir araya geldiğini hatırlattı. Yaşanan sürecin yalnızca bir parkı koruma refleksinden ibaret olmadığını ifade eden Koramaz, Gezi'nin baskıya, rant politikalarına, otoriterliğe ve hukuksuzluğa karşı halkın ortak vicdanının sesi haline geldiğini belirtti.
Demokrasi ve adalet arayışının günümüzde de en temel ihtiyaç olduğunu dile getiren Emin Koramaz, ifade özgürlüğü ve seçilmişlerin görevden uzaklaştırılması gibi konuların toplumdaki yankılarına dikkat çekti. Siyasi iktidarın Gezi'nin meşru ve demokratik taleplerini bastırmak amacıyla baskı ve sindirme politikalarını derinleştirdiğini savunan Koramaz, yargı süreçlerinin siyasallaşarak bir hesaplaşma aracına dönüştüğünü vurguladı.
Tutuklu İsimlerin Serbest Bırakılmasını Talep Etti
Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi eski Başkanı Tayfun Kahraman, Hatay Milletvekili Can Atalay ve Osman Kavala başta olmak üzere cezaevinde bulunan isimlerin durumuna işaret eden Koramaz, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının ülkedeki adalet sisteminin içine sürüklendiği ağır tabloyu gözler önüne serdiğini açıkladı.
"Kamusal Alanları Korumak ve Bilimi Halk İçin Kullanmak Suç Değildir"
Özellikle deprem gerçeğiyle yüz yüze olan kentlerde, güvenli yaşam alanlarının ve yeşil alanların korunmasının hayati bir zorunluluk olduğunu belirten TMMOB Başkanı Emin Koramaz, kurum olarak üstlendikleri tarihsel misyonu, "Milyonlarca yurttaşın ortak yaşam alanı olan Gezi Parkı’nı savunmak suç değildir. Kamusal alanların rant projelerine teslim edilmesine karşı çıkmak suç değildir. Deprem gerçeğiyle yüzleşen bir ülkede, kentlerin ve yaşam alanlarının korunmasını istemek suç değildir" sözleriyle anlattı.

Demokrasi ve Özgürlük Mücadelesinde Kararlılık Mesajı
Açıklamasının son bölümünde geleceğe dair umutlu ve kararlı bir duruş sergileyen TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Gezi'nin ortaya çıkardığı dayanışma ruhunun üniversitelerdeki gençlerde, emekçilerde, kadınlarda ve doğasını koruyan yurttaşlarda yaşamaya devam ettiğini dile getirdi. Mühendis ve mimarların bilimi ve tekniği halkın yararına kullanma kararlılığından asla vazgeçmeyeceğini ifade eden Koramaz, cezaevindeki arkadaşlarına desteklerini yineleyerek açıklamasını, "TMMOB, dün olduğu gibi bugün de arkadaşlarımızın yanında olmaya; bilimin, kamu yararının, demokrasinin ve özgürlüklerin savunucusu olmaya devam edecektir. Gezi’nin eşitlik, özgürlük ve dayanışma umudu bu ülkenin geleceğinde yaşamayı sürdürecektir. Ne olursa olsun bu karanlık gidecek, Gezi kalacak!" ifadeleriyle tamamladı.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz'ın açıklamasının tamamı şöyle:
"Ülkemizin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi’nin üzerinden tam 13 yıl geçti.
13 yıl önce milyonlarca yurttaş; kentlerini, doğayı, yaşam alanlarını, özgürlüklerini ve geleceğini savunmak için meydanlarda bir araya geldi. Gezi Direnişi yalnızca bir parkı savunmanın değil; baskıya, rant politikalarına, otoriterliğe ve hukuksuzluğa karşı halkın ortak vicdanının sesi oldu.
Yan yana gelmenin sevincinin, dayanışmanın gücünün, eşit ve özgür bir yaşam özleminin adı oldu.
Gezi; gençlerin umutla kurduğu gelecekti, kadınların yaşam mücadelesiydi, emekçilerin adalet arayışıydı, bilimden, laiklikten ve demokrasiden yana olan milyonların ortak itirazıydı.
Bugün, Gezi Direnişi’nin üzerinden 13 yıl geçmiş olmasına rağmen, o gün meydanlarda yükselen talepler hâlâ güncelliğini korumaktadır. Çünkü ülkemiz, her geçen gün daha fazla hukuksuzluğun, baskının ve demokrasi ayıplarının gölgesinde yönetilmektedir.
Hukukun üstünlüğünün yerini keyfiliğin aldığı, yargının siyasal siyasallaşarak araçsallaştırıldığı, ifade özgürlüğünün baskı altına alındığı, seçilmişlerin görevden uzaklaştırıldığı, gençlerin, gazetecilerin ve hak arayan yurttaşların susturulmak istendiği bir dönemden geçiyoruz.
Ancak biliyoruz ki Gezi’nin ortaya çıkardığı dayanışma ruhu, bu ülkenin demokrasi mücadelesinde yaşamaya devam etmektedir.
Bugün üniversitelerde özgürlük talep eden gençlerde, emeği için direnen işçilerde, yaşamları için direnen kadınlarda, doğasını ve kentlerini koruyan yurttaşlarda Gezi’nin sesi yeniden yükselmektedir.
Aradan geçen 13 yılda siyasi iktidar, Gezi’nin meşru ve demokratik taleplerini bastırmak amacıyla baskı ve sindirme politikalarını derinleştirmiş; Gezi Davası ise hukukun değil siyasal hesaplaşmanın aracı haline getirilmiştir.
Şehir Plancıları Odamızın İstanbul Şubesi eski Başkanı Tayfun Kahraman, Hatay Milletvekili Can Atalay ve Osman Kavala başta olmak üzere Gezi Davası kapsamında yıllardır özgürlüklerinden mahrum bırakılan arkadaşlarımızın hukuksuz biçimde cezaevinde tutulmaktadır.
Anayasa kararlarının uygulanmadığı, hukukun evrensel ilkelerinin yok sayıldığı bu süreç, yalnızca Gezi yargılamalarının değil, ülkemizdeki adalet sisteminin içine sürüklendiği ağır tablonun göstergesidir.
TMMOB ve bağlı odalar olarak en temel sorumluluğumuz; bilimi ve tekniği halkın yararına kullanmak, kentlerimizi, doğamızı ve kamusal yaşam alanlarını savunmaktır.
Milyonlarca yurttaşın ortak yaşam alanı olan Gezi Parkı’nı savunmak suç değildir. Kamusal alanların rant projelerine teslim edilmesine karşı çıkmak suç değildir. Deprem gerçeğiyle yüzleşen bir ülkede, kentlerin ve yaşam alanlarının korunmasını istemek suç değildir.
TMMOB, dün olduğu gibi bugün de arkadaşlarımızın yanında olmaya; bilimin, kamu yararının, demokrasinin ve özgürlüklerin savunucusu olmaya devam edecektir.
Gezi’nin eşitlik, özgürlük ve dayanışma umudu bu ülkenin geleceğinde yaşamayı sürdürecektir.
Ne olursa olsun bu karanlık gidecek, Gezi kalacak!"