Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
17°
Akdeniz Gerçek | Gündem | Dört Büyük Meslek Kuruluşundan Ortak Laiklik Çıkışı

Dört Büyük Meslek Kuruluşundan Ortak Laiklik Çıkışı

Türkiye’nin en köklü emek ve meslek örgütleri DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, laiklik taleplerinin suç gibi gösterilmesine karşı ortak bir açıklama yayımladı.

Türkiye’nin en köklü emek ve meslek örgütleri DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, laiklik taleplerinin suç gibi gösterilmesine karşı ortak bir açıklama yayımladı.

KAYNAK: Ulaş Kökçe
Dört Büyük Meslek Kuruluşundan Ortak Laiklik Çıkışı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ile Türk Tabipleri Birliği (TTB) ortak bir deklarasyon yayımlayarak laikliği savunmanın suç gibi gösterilmesine karşı sert bir duruş sergiledi.

Türkiye’nin en köklü emek ve meslek örgütleri, laiklik ilkesinin hedef alınmasına karşı tek ses oldu. Son dönemde laiklik taleplerinin 'kriminalize' edilmeye çalışıldığını belirten örgütler, bu tutumun sadece anayasayı değil, işçi sınıfının tarihsel kazanımlarını da sarstığını ifade ederek adeta demokrasi nöbeti başlattı.

Emekçilerin Birliği ve İnanç Özgürlüğü Vurgusu

DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipleri Birliği tarafından yapılan ortak açıklamada, laikliğin toplumsal barışın, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın güvencesi olduğu şu ifadelerle belirtildi:

"Laiklik sadece bu ülkenin kurucu ilkelerinden biri değil; aynı zamanda emekçilerin birliği, bütünlüğü, eşitliği ve hakları açısından da vazgeçilmezdir. Laiklik, emekçilerin birliğinin ve eşitliğinin, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın teminatıdır. Hiçbir iktidar dayatması olmaksızın, herkesin inancını özgürce yaşayıp ifade edebilmesinin; farklı kimliklerin eşit haklarla, barış içinde, bir arada var olabilmesinin güvencesidir. Laikliğe zarar verecek her hamle, işçilerin, emekçilerin, halkın inançlarına göre ayrılmasına, bölünmesine, ötekileştirilmesine ve birbirine düşürülmesine yol açar.

Özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı, sermaye iktidarının emekçilere daha fazla yoksulluk, daha fazla adaletsizlik ve daha fazla güvencesizlik dayattığı dönemlerde, emekçi kitleler kimlikleri üzerinden ayrıştırılarak yönetilmek istenmektedir. Hepimizi etkileyen yoksullaşmaya, artan gelir adaletsizliğine karşı tepkileri önlemek için; yoksuldan alıp zengine, işçiden-emekçiden alıp sermayeye kaynak aktaran bu düzenin çarklarının dönebilmesi için toplumu kutuplaştıran, ayrımcı politikalar, böl-parçala-yönet politikaları devreye sokulmaktadır. Bu nedenle böylesi dönemlerde laikliği, barışı, kardeşliği ve özünde demokratik bir cumhuriyeti savunmak biz emek ve meslek örgütlerinin asli bir görevidir.

Sermayeyi ve sermaye iktidarını korumak için laikliğe aykırı biçimde inançların kullanılması işçilerin, emekçilerin, geniş halk kesimlerinin haklarının gasp edilmesine hizmet etmektedir."

'Kader' ve 'Fıtrat' Söylemleri Eleştirildi

Laikliğin kadercilik ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini güçlendirdiğini savunan DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, laik bir düzende iş cinayetlerinin 'kader' veya 'fıtrat' denilerek aklanamayacağını kaydetti:

"Laiklik; kaderciliğe, biat kültürüne ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini büyütür. Laik bir düzende işçilerin örgütlenmesi, grev yapması, hak araması günah olarak yaftalanamaz. Laik bir düzende iş cinayetlerinin failleri “kader”, “fıtrat” denilerek aklanamaz; sorumlular somut hatalarını ve suçlarını “inanç” ile örtmeye kalkışamaz."

"Laikliği Savunmayı Dine Karşı Saldırı Gibi Göstermek Anayasamıza Aykırı"

Sermaye ve iktidarın inançları laikliğe aykırı şekilde kullanmasının, geniş halk kesimlerinin hak gaspına uğramasına hizmet ettiğine dikkat çekilen açıklamada; "Laikliği savunmayı, korkunç ve tehlikeli bir demagoji ile, dine karşı bir saldırıymış gibi göstermek de Anayasamızın laiklik ilkesine aykırı bir tutumdur. Laikliği savunmak, inançların sermaye ve iktidar güdümüne sokulmasına karşı çıkmaktır. Aksini iddia etmek hem laikliğe hem de toplumsal barışa karşı çok tehlikeli bir girişimdir" denildi.


Anayasanın 2. Maddesi

Son olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde yer alan 'demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti' niteliklerine atıfta bulunulan ortak bildiride, bu ilkelerin son yıllarda ağır tahribata uğradığı dile getirilerek şu ifadeler kullanıldı:

"Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci maddesi Cumhuriyet’in niteliklerini “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar. Maalesef şurası açıktır ki bu niteliklerin tamamı, demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleri son yıllarda ağır bir tahribata uğramıştır. Sosyal devletten, hukuk devletinden, temsili de olsa demokrasiden daha da uzaklaşılması ile laikliği savunmanın suç olarak gösterilmesi aynı sürecin parçalarıdır."

"Laiklik Mücadelesini Büyüteceğiz"

Laikliği savunmanın dine karşı bir saldırı gibi sunulmasının tehlikeli bir demagoji olduğuna da dikkat çeken meslek örgütleri, "Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır; dahası emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Biz emek ve meslek örgütleri olarak laikliğin kriminalize edilmesini reddediyor; emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğimizi ilan ediyoruz" sözleriyle demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceklerini ilan etti.

dort-buyuk-meslek-kurulusundan-ortak-laiklik-cikisi

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız