Isparta’nın Keçiborlu ilçesinde bulunan Senir kasabasında dünyaya gelen Ali Adıgüzel, çocuk yaşta başladığı fotoğrafçılığı hayatının merkezine yerleştirdi. Isparta’da aynı fotoğrafhanede 52 yıldır mesleğini sürdüren Adıgüzel, yaklaşık 7 bin nüfuslu kasabada neredeyse herkesin fotoğrafını çekti.
Arşivinde bir kişinin 1 yaşından 50 yaşına kadar çekilmiş tüm karelerinin bulunduğunu söyleyen usta fotoğrafçı, geçmişten bugüne uzanan fotoğraf yolculuğuyla kasabasının görsel hafızasını koruyor.
Hayatını mesleğine adayan Ali Adıgüzel, duygularını şu sözlerle dile getirdi:“52 yıldır bu fotoğrafhanede geçen bir yaşam hikâyem var. Burası artık gönlümün müzesi haline geldi. Her derdime çare olan iş yerimdeyim. Bu işi yapmazsam yaşayamam. İnsan sadece eşiyle değil, işiyle de evleniyormuş. Allah boynumdan fotoğraf makinemi düşürmesin. Bu dükkanda bazen gülüyorum, bazen de ağlıyorum.”
Adıgüzel, Yeşilçam’a olan ilgisinin hayatında önemli bir yer tuttuğunu belirterek şunları söyledi:“O zamanlar Mahmut Tuncer’in bir şarkısı çok meşhurdu ve her yerde o çalardı. Dinlerken duygulanırdım. Gün geldi, Mahmut abimle tanışmak nasip oldu. Şimdi kendisiyle kardeş gibiyiz, sürekli görüşür, muhabbet ederiz. Onun sayesinde sanat dünyasından birçok insanla tanıştım. Ayrıca her yılım İzmir Fuarı’nda geçerdi, birçok ünlüyle de orada tanıştım.”Adıgüzel, yıllar içinde tanıştığı her ünlünün fotoğrafını da çekip arşivine eklediğini dile getirdi.
Fotoğrafçının yıllar içinde oluşturduğu arşiv, kasabanın adeta tarihini yansıtıyor. Adıgüzel, bu özel birikimiyle ilgili olarak,“Kasabamda fotoğrafı olmayan kimse yoktur. Birisi gelse ve ‘Babamın 1 yaşından 50 yaşına kadar olan fotoğraflarını önüme koy’ dese, hepsini dizerim. Öyle bir arşivim var. Ailelerin özel günlerinde gelip benden bu fotoğrafları alıp sevdiklerine sürpriz yapabiliyorlar” dedi.
Elinde biriken fotoğrafların ve makinelerin artık sergilenmeyi hak ettiğini düşünen Adıgüzel, hayalini şöyle anlattı:“Önceleri bir sergi açmayı düşünüyordum fakat elimde o kadar çok fotoğraf var ki, hepsi sığmaz. Bu yüzden ilerleyen dönemde kendi kasabama bir fotoğraf makinesi müzesi açmayı düşünüyorum.”
Mesleğine tutkuyla bağlı olduğunu ifade eden Ali Adıgüzel, sözlerini şu şekilde tamamladı:“Allah’ım, bu fotoğraf makinesini boynumdan düşürmesin. Bu işi yapmazsam yaşayamam. Burada sadece fotoğrafçılık yapmıyorum; burası benim dünyam. Dükkân biraz dağınık ama bu normal, çünkü sürekli arşiv taraması yapıyorum. Gece yatağa yattığımda bile aklıma bir fotoğraf geliyor, ‘Bunu paylaşmalıyım, köylülerime ulaştırmalıyım’ diyorum. Beni burası avutuyor. İnşallah son nefesime kadar da burada olurum.”