Burdur’un Yeşilova ilçesinde, 1.463 hektar büyüklüğündeki Yarışlı Gölü tamamen kurudu. Bir zamanlar flamingoların yanı sıra Angut, uzunbacak, kılıçgaga, düdükçün ve kumkuşu gibi 141 farklı kuş türünü ağırlayan göl, son beş yılda kuraklık nedeniyle su tutamaz hale geldi.
Eskiden Kümbet, Yarışlı, Kirse pınarları, Kadınca suyu, Başkuyu çayı ve yağışlarla beslenen göl, şimdi yalnızca tarım alanlarından arta kalan iki kaynaktan su bekliyor. Ancak bu kaynaklar da artık gölü beslemeye yetmiyor.
Etrafı mermer ve taş ocaklarıyla çevrili olan Yarışlı Gölü, yıllar içinde hem iklim değişikliği hem de insan eliyle tahribat sonucu kurudu. Bir zamanlar flamingoların dans ettiği sular, bugün çatlamış topraklara ve ayak izleriyle dolu kuru bir yüzeye dönüştü. Gölü besleyen doğal kaynakların da kurumasıyla, göçmen kuşlar bölgeyi terk etti.
Bir dönem Önemli Doğa Alanı (ÖDA) ilan edilen Yarışlı Gölü, dünyada nesli tehdit altında olan dikkuyruk kuşları için de önemli bir yaşam alanıydı.
Yarışlı Köyü Muhtarı İsmail Eren (54), gölün geçmişini ve bugünkü durumunu şu sözlerle anlattı:“1970 yıllarında gölümüzde sularımız çoktu. Yollara bile taşıyordu kış zamanlarında şimdi gölde su bile yok. Eskiden suyumuz boldu şimdi kalmadı. Aşağı yukarı 20 yıldır göl kurumaya başladı. Son 5 yılda da tamamen kurudu. Önceden gölle flamingonlar ve birçok kuş türü geliyordu. Şimdilerde kuruyan bir göl kaldı. Şimdilerde ara sıra tek tek kuşlar geliyor çok durmadan da gidiyorlar.”
Eren, bölgede hâlâ akan ancak azalan iki su kaynağı bulunduğunu da belirterek, “Köyümüzde hali hazırda akan 2 tane suyumuz var. Bunlar çekilmedi ama azaldı, bu su da yeterli değil zaten. Gölde su varken tarım iyi oluyordu şimdi göl olmayınca tarım da etkilendi. Gölümüz koruma altına alınsın” dedi.
Muhtar, duygusal bir ifadeyle sözlerini tamamladı:“Çocukluğumda her yer suydu şimdi gölün kenarından geçerken kuraklıktan başka bir şey hissedemiyorum. Eski günleri arıyoruz. Ben doğduğumdan beri göl vardı. Bu göl benden de öncesinde vardı. Gölümüz belki de bir asırdır vardı ama şimdi gölümüz yok.”