Antalya’da Akdeniz Böbrek Hastalıkları ve Organ Nakli Sosyal Yardımlaşma Derneği (AKBÖHONDER) tarafından 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla Akdeniz Üniversitesi Hastanesi H Blok Atrium Alanı’nda bir panayır etkinliği düzenlendi.
Etkinlikte, organ nakli olmuş hastalar yaşadıkları zorlu süreçleri anlatarak, toplumda organ bağışı bilincinin artması gerektiğine vurgu yaptı.
Etkinliğin en dikkat çeken konuklarından biri, Türkiye’nin ilk böbrek nakli hastalarından 71 yaşındaki Emin Aslan oldu. Henüz 23 yaşındayken böbrek yetmezliği teşhisi konulan Aslan, 1977 yılında Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu tarafından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirilen nakille yeniden hayata döndüğünü söyledi.
Aslan, o günleri şöyle anlattı:“1977 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu hocam tarafından nakil yapıldı. Kronik nefrit dediler bize o zaman. Babam zaten gönüllüydü, böbreğini verdi. O zaman böbrek nakli çok zordu, kimse bilmiyordu ne olduğunu. 10 yıl babamın böbreğiyle yaşadım. Sonra hem böbrek hem karaciğer nakli oldum. Bu defa Antalya'daki Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 1987 yılında yapıldı. İki nakil bir arada ilk kez burada yapıldı. İkinci kez böbreğimi kız kardeşimden aldım, karaciğeri de erkek kardeşimden aldım.”Organ bağışı çağrısında da bulunan Aslan, “Niye toprak olsun ya o böbrek? O karaciğer, o kalp? Bunlar niye toprak olsun? Yazıktır yani” diyerek duygularını dile getirdi. Sağlık Bakanlığı’nın aile onayı şartını kaldırmasına ilişkin ise, “Çok güzel oldu. İnşallah organ nakli daha fazla olur ve millet daha rahat eder” ifadelerini kullandı.
9 yaşında diyalize girmeye başlayan ve şu anda üniversitede çalışan 44 yaşındaki Veli Kuşçu, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:“1993'te ilkokul 3'te böbreklerimin bittiğini söylediler. 2004'te kadavradan nakil oldum, 13 yıl götürdü. 2013'te böbreğim attı, 2014'te tekrar nakil oldum. Erkek kardeşim böbreğini verdi, 13 yıldır o böbrekle yaşıyorum. Türkiye genelinde yaklaşık 15 bine yakın böbrek bekleyen çocuk var. Biraz bağış olursa çok sevineceğim.”Kuşçu, uzun yıllar süren diyaliz tedavisinin zorluklarını da dile getirerek, “O diyalizi bir ben biliyorum, bir de Allah biliyor” dedi ve herkesi organ bağışı yapmaya davet etti.
Doğuştan böbrek yetmezliğiyle dünyaya gelen 25 yaşındaki Vahit Gören ise, ilk naklini 10 yaşında annesinden aldığını ancak bir trafik kazası sonrası yeniden nakil beklemeye başladığını söyledi.
Gören, “2011'de diyalize başladım. Şu an 13-14 yıldır diyalize giriyorum. Diyalize kimsenin girmesini istemiyorum. Çok zor. Tansiyon düşüyor, baş dönüyor. Küçükler hiç dayanamıyor. Şanlıurfa'dan buraya geldim, doktorlarımı seviyorum. Takipteyim. İki kez kadavra için çağırdılar, uyumadı. Bekliyorum” sözleriyle yaşadığı süreci anlattı.
Etkinlikte bir araya gelen hastalar, organ bağışı bilincinin yaygınlaşması için toplumun desteğine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Uzmanlar, her sağlıklı bireyin hayatını kaybettikten sonra organlarını bağışlaması halinde binlerce insanın yeniden yaşama tutunabileceğini hatırlattı.