Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14°
Akdeniz Gerçek | Galeriler | Antalya | Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı!

Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı!

Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinin katkısıyla yürütülen uluslararası araştırma, Batı Anadolu ve Ege’deki Neolitik yaşamın yayılım sürecine dair çığır açıcı bulgular ortaya koydu.

Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinin katkısıyla yürütülen uluslararası araştırma, Batı Anadolu ve Ege’deki Neolitik yaşamın yayılım sürecine dair çığır açıcı bulgular ortaya koydu.

KAYNAK: Akdeniz Üniversitesi
Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı!
Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı! 1
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Taner Korkut, Prof. Dr. Burçin Erdoğu, Arş. Gör. Dr. Uygar Ozan Usanmaz ve Dr. Yasin Cemre Derici, ODTÜ’den Prof. Dr. Mehmet Somel’in başkanlığında yürütülen projeye Tlos Antik Kenti kazıları kapsamında Girmeler Höyük yerleşimi buluntularıyla katkı sundu.
1 / 7
Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı! 2
Proje kapsamında Orta ve Batı Anadolu’daki 11 Neolitik yerleşimden elde edilen 30 yeni antik DNA örneği, önceki çalışmalardan derlenen 400’den fazla örnekle birlikte analiz edilerek, erken Holosen dönemine ait genetik süreklilik ve dönüşüm süreçleri incelendi.
2 / 7
Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı! 3
Araştırma bulguları, Batı Anadolu’da genetik süreklilik gösteren yerel avcı-toplayıcı toplulukların yaklaşık 9 bin yıl önce Orta Anadolu’dan gelen tarımcı topluluklarla hem kültürel hem de biyolojik olarak kaynaştığını ortaya koydu. Likya Bölgesi’ndeki bazı yerleşimlerde ise yerel avcı-toplayıcılar, göçmenlerle biyolojik olarak kaynaşmadan, yalnızca kültür alışverişiyle Neolitik yaşam biçimine geçti. Daha sonrasında oluşan genetik profiller Ege üzerinden Avrupa’ya yayıldı
3 / 7
Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı! 4
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, kültürel benzerliklerin her zaman genetik benzerlikle örtüşmediğini göstermesi oldu. Batı Anadolu’daki mimari, gömü adetleri ve taş alet teknolojisi gibi kültürel unsurların, topluluk hareketlerinden çok fikir alışverişi ve bölgesel iletişimle yayıldığı belirlendi. Bu durum, “çömlek insan değildir” (pots ≠ people) tezinin genetik verilerle desteklendiği nadir örneklerden biri olarak kayda geçti.
4 / 7
Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı! 5
Girmeler ve diğer Batı Anadolu yerleşimlerinden elde edilen bulgular, bölgedeki Neolitikleşme sürecinin yalnızca göçmenlerle değil, yerel avcı-toplayıcıların aktif katılımı ve kültürel etkileşimleriyle şekillendiğini gösterdi. Özellikle Aktopraklık, Bademağacı ve Ulucak gibi yerleşimlerin incelenmesiyle bölge, kültürel ve genetik açıdan özgün bir sentez alanı olarak ortaya çıktı.
5 / 7
Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı! 6
Çalışma, Avrupa’daki ilk tarımcı toplumların kökenini anlamada da büyük önem taşıyor. Elde edilen bulgular, Neolitik yaşam biçimine geçişin homojen bir göç dalgası olmadığını; bölgesel etkileşimler, yerel gelişmeler ve kültürel aktarım süreçlerinin birlikte işlediğini ortaya koyuyor.
6 / 7
Akdeniz Üniversitesi’nin Keşfi 16 Bin Yıllık Sır Perdesini Araladı! 7
Tlos Antik Kenti’nin kuzeyinde yer alan Girmeler yerleşimi, karstik mağaralar ve höyük alanlarından oluşuyor. 2009’dan bu yana kesintisiz sürdürülen kazılarda, höyük kalıntılarının MÖ 14. bin yılına kadar uzandığı belirlendi.Yerleşim, Mezolitik dönemden Neolitik ve Kalkolitik dönemlere, ardından Demir Çağı, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan kültürel izler sunuyor. Bu katmanlar, bölgenin tarih boyunca sürekliliğini ve kültürel etkileşimlerini gözler önüne seriyor.
7 / 7
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız