Antalya'nın Akseki ilçesinde yaz aylarını yüksek rakımlı serin yaylalarda geçiren Yörükler, atalarından devraldıkları hayvancılık geleneğini zorlu doğa koşullarına rağmen yaşatmayı sürdürüyor.
Bin 700 Rakımlı Yarpuz Yaylası'nda İmece
Manavgat ve Akseki çevresinden yaylalara göç eden üreticiler, bunaltıcı yaz sıcaklarında küçükbaş hayvanlarını rahatlatmak ve parazitlerden arındırmak amacıyla geleneksel kırkım mesaisine başladı. Aile fertleri, akrabalar ve komşuların dayanışmasıyla imece usulü yürütülen bu zahmetli çalışma, sürülerin büyüklüğüne göre 10 ile 15 gün boyunca kesintisiz devam ediyor.
Akseki'de geçimini hayvancılıkla sağlayan Bayram Yüksel, hayvanlarını otlatmak için haziran ayı başında bin 700 rakımlı Yarpuz Yaylası'na çıktıklarını belirterek zorlu yayla yaşamını şu sözlerle aktardı:
"Yaz aylarında hayvanlarımızı otlatmak için yaylaya çıkıyoruz. Haziran ayının başlarında geldik. Eylül ayının sonu gibi yüksek kesimlerden aşağı doğru inmeye başlayacağız. Hayvancılık zor bir iş."
Kırkım işlemlerine destek veren akrabası Mehmet Kara, "Her sene mutlaka keçilerin kılları kırkılmalıdır. Keçilerin temiz olması için bunu yapıyoruz. Kırkım sayesinde hayvanlar daha rahat ediyor" derken, koyun kırkımına katılan Fatma Kara ise "Keçilerin kıllarını kesmek için yardıma geliyoruz. Hayvanların serinlemesi için mutlaka kesilir. Bu, Yörüklerin bir geleneğidir" ifadelerini kullandı.
Çadır Ve Çul Dokunan Asırlık Miras Nasıl Değerini Yitirdi?
Yüzyıllardır Toroslar'ın sarp kayalıklarında göçebe kültürün temel taşı sayılan kıl keçisi yetiştiriciliği, günümüzde ciddi bir pazar kaybıyla karşı karşıya bulunuyor.
Manavgat'ın Gebece Mahallesi'nden kalkarak Akseki'nin Yarpuz Kaklıktaş mevkiine göç eden Duran Topaca ve ailesi de bu kadim mirası yaşatmak için her yıl binbir emekle yaylanın yolunu tutuyor.
Çocukluğundan bu yana hayvancılık yaptığını vurgulayan Duran Topaca, "Bizde hayvancılık atamızdan kalma. Doğdum doğalı hayvancılıkla uğraşıyorum. Hayvanlarımızın rahatlaması için ailecek yaylada keçilerin kıllarını kırkıyoruz. Kıl kesme süresi 10-15 gün sürüyor. Hayvanların biti, piresi gidiyor. Rahatlıyor. Hayvan etleniyor. Yılda bir defa mutlaka kırkım yaparız" dedi.
Ancak hayvan sağlığı ve refahı için zorunlu olan bu işlem, geçmişteki ekonomik getirisini tamamen kaybetmiş durumda. Geçmişte alıcıların yaylalara kadar gelerek satın aldığı keçi kılı, sanayide ve geleneksel el sanatlarında kullanımının azalmasıyla atık haline geldi.
Yaşanan bu kaybı anlatan Bayram Yüksel, "Eskiden keçi ve koyunların kılları para ederdi. Müşteri yaylaya kadar, ayağımıza kadar gelirdi. Son yıllarda artık kimse almaya gelmiyor. Para etmiyor. Biz de kılları atıyoruz" sözleriyle durumu özetledi.
Duran Topaca da "Eskiden kadınlar kıllardan çul dokurlardı. Çadır yapardık. Kıllar para ederdi. Şimdi yapan yok. Kılları alan da yok" diyerek unutulan üretime dikkat çekti.
Göç Vakti Yaklaşırken Toroslar'da Asırlık Kültür Direniyor
Geleneksel yaşamda keçi kılının evin ve gündelik hayatın her alanında temel hammadde olduğunu hatırlatan Selli Topaca, "Eskiden kılları kendimiz değerlendirirdik. İp örerlerdi. Çuval yapardık. Çul dokuyup çadır yapardık. Şimdi ise yapan yok, para da etmiyor. Keçilerimizin kıllarını kesince vücutları dinleniyor" dedi.
Yaz boyunca Akseki'nin serin yaylalarında hayvanlarını besleyip kırkım mesaisini tamamlayan Yörükler, eylül ayının sonlarına doğru havaların soğumasıyla birlikte sürülerini toparlayarak sahil bandına ve daha ılıman kışlaklara doğru dönüş hazırlıklarına geçiyor.