Türkiye’de geçim sıkıntısı nedeniyle emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren emsal niteliğinde bir hukuk mücadelesi sonuçlandı. Yargıtay 10’uncu Hukuk Dairesi, emekli çalışanı "vasıfsız" göstererek düşük prim yatıran işverenin savunmasını haksız buldu ancak zamanaşımı uyarısında bulundu.
Hem Emekli Hem Yetkili Ama Kayıtlarda "Vasıfsız"
Dava dosyasına yansıyan detaylara göre; 2011 yılında emekli olan bir vatandaş, 2015 yılına kadar eski işyerinde Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödenmeden, yani tamamen kayıt dışı çalıştırıldığını iddia ederek hukuk mücadelesi başlattı.
İş yerinde patron adına ihalelere katılan, banka kredilerini yöneten ve tapu işlemlerini yürüten çalışanın bu geniş yetkilerine rağmen, resmi kayıtlarda asgari ücretli gösterilmesi bardağı taşıran son damla oldu. İşveren ise mahkemede, kritik görevler üstlenen personeli için "vasıfsız bir işçiydi, asgari ücretten fazla maaş almasını gerektirecek bir vasfı yoktu" savunmasını yaparak şaşırttı.
Mahkeme Patronun Savunmasını Çürüttü
Yerel mahkeme, işverenin "vasıfsız işçi" iddiasını hayatın olağan akışına ve yapılan işin niteliğine aykırı buldu. Bilirkişi incelemeleri ve sunulan deliller ışığında, emekli çalışanın yaptığı işin ağırlığı göz önüne alınarak gerçek maaşının asgari ücretin çok üzerinde olduğu saptandı.
Mahkeme, çalışanın son brüt ücretinin 3.371,18 TL olduğunu ve bu tutarın Prime Esas Kazanç (PEK) matrahına dahil edilmesi gerektiğini hükme bağladı. Böylece "düşük ücret üzerinden prim yatırma" oyunu yargıdan döndü.
Yargıtay Onadı: Hak Kaybına Karşı "Zamanaşımı" Engeli
Konuyu inceleyen Yargıtay 10’uncu Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını yerinde bularak onadı. Ancak bu emsal karar, çalışanlar için acı bir gerçeği de tekrar hatırlattı.
Yüksek mahkeme, çalışanın sadece tespit edilen son ayındaki gerçek ücretini tescil ederken; 2011-2015 yılları arasındaki geçmişe dönük sigortasız çalışma ve eksik prim taleplerini zamanaşımı ve ispat yetersizliği gerekçesiyle reddetti.