Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2026 Ağustos Dönemi Norm Kadro Fazlası Öğretmen Atama Takvimi’ne göre sonuçların 8 Eylül’de ilan edilip, 9 Eylül itibarıyla öğretmenlerin yeni görev yerlerinde mesaiye başlaması gerekiyordu. Ancak resmi takvime rağmen atamaların sahaya yansımaması, yeni eğitim-öğretim yılının ilk haftasında büyük bir krize yol açtı. Özellikle 1. sınıfların uyum (oryantasyon) sürecinde birçok ilkokulda şubeler öğretmensiz kaldı; veliler ve öğrenciler okulun ilk günlerinde mağdur edildi.
Oryantasyon Haftasında Öğretmen Krizi
Okulların açılış sürecinde birinci sınıf öğrencileri için başlatılan uyum haftası, öğretmen eksikliği nedeniyle kaosla başladı. Antalya’daki birçok eğitim kurumunda norm fazlası öğretmen atamalarının zamanında tamamlanmaması nedeniyle sınıfların başına geçecek öğretmen bulunamadı. Okula başlama heyecanı yaşayan yüzlerce minik öğrenci, eğitim yılının ilk günlerini boş sınıflarda öğretmensiz geçirmek zorunda kaldı. Veliler ise belirsizlik karşısında çaresiz bırakıldı.
Takvim Kağıt Üstünde Kaldı: Re'sen Atama ve Liyakat Tepkisi
MEB’in yayımladığı takvimde; 25 Ağustos’ta başlayan tespit ve tercih sürecinin ardından atamaların 8 Eylül’de MEBBİS üzerinden duyurulacağı ve 9 Eylül’de ilişik kesme işlemlerinin yapılacağı ilan edilmişti. Ancak takvimin fiilen aksaması ve atama süreçlerindeki plansızlık eğitim sendikalarının sert tepkisine neden oldu.

Süreçte yaşanan plansızlığa ve öğretmenlerin liyakat dışı uygulamalarla mağdur edilmesine dikkat çeken Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, norm kadro atamalarında ciddi bir adaletsizlik ve keyfilik yaşandığını belirtti.
Eğitim-Sen: "Sistem Çöküyor, Hukuka Aykırı Uygulamalar Sürüyor"
Mevcut yönetim anlayışının eğitimi ve kamusal liyakati tahrip ettiğini vurgulayan Kadir Öztürk, norm kadro atamalarında yaşanan çifte standarda işaret etti:
"Norm kadrosu fazlası atamalarında büyük bir sorun var. Bir öğretmen norm fazlası olduğu için yasal hakkını kullanıp tayin istiyor ancak ataması yapılmıyor; buna karşın re'sen (resen) başka isimler atanıyor. Hükümetin ve bakanlığın uyguladığı bu insan kayırma, yandaş kayırma anlayışı eğitimin temeline dinamit koyuyor. Bu yapılanlar hukuka tamamen aykırıdır."
Eğitim sisteminin bilinçli politikalarla çöküşe sürüklendiğini ifade eden Öztürk, Milli Eğitim Bakanlığı'nın pedagojik ilkelerden uzaklaştığını belirterek, "Milli Eğitim'de liyakat ve adalet tamamen rafa kaldırıldı; bakanlık tarikat ve cemaatlerin taleplerine göre hareket eden bir yapıya büründürüldü. Bir tarafta haksız uygulamalar ve kayırmacılık, diğer tarafta okulun ilk gününde öğretmensiz bırakılan çocuklar var. Bu çarpık sistem eğitim hakkını yok sayıyor," değerlendirmesinde bulundu.