Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
17°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Prof. Dr. Osman Uyanık: 'Zeminin Röntgenini Çektirmeden Ev Almayın!'

Prof. Dr. Osman Uyanık: 'Zeminin Röntgenini Çektirmeden Ev Almayın!'

Deprem Haftası’nda konuşan Jeofizik Mühendisleri Odası'ndan Prof. Dr. Osman Uyanık, zeminin röntgeni çekilmeden yapılan inşaatların gelecekte ciddi tehlike yaratacağını belirtti.

Deprem Haftası’nda konuşan Jeofizik Mühendisleri Odası'ndan Prof. Dr. Osman Uyanık, zeminin röntgeni çekilmeden yapılan inşaatların gelecekte ciddi tehlike yaratacağını belirtti.

KAYNAK: Banu Yapar
Prof. Dr. Osman Uyanık: 'Zeminin Röntgenini Çektirmeden Ev Almayın!'

Türkiye bir deprem ülkesi ve bu gerçekle yaşamak bir tercih değil, zorunluluk. Ancak her büyük sarsıntı sonrası tartıştığımız "Bina neden yıkıldı?" sorusunun cevabı genellikle beton kalitesinden çok daha derinde, yani zeminde yatıyor. Jeofizik Mühendisleri, tıpkı bir doktorun ultrasonla teşhis koyması gibi, yerin altındaki görünmez tehlikeleri sismik dalgalarla ortaya çıkarıyor.

1-7 Mart Deprem Haftası Deprem Haftası dolayısıyla bir açıklama yapan Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Osman Uyanık, inşaat projelerinde jeofizik mühendisliğinin 'ihmal edilen bir imza' değil, bir binanın yaşam sigortası olduğunu vurguladı. Jeofizik Mühendisleri Odası (JFMO) Onur Kurulu Üyesi ve Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Üyesi Prof. Dr. Uyanık, özellikle Antalya’nın yeraltı suları ve traverten boşluklarına dikkat çekerek, "Biz yerin altını gören doktorlarız, teşhis koymadan tedavi (inşaat) yapılamaz" dedi.

gizli-deprem-riski-prof-dr
Prof. Dr. Osman Uyanık: "Depremi Durduramayız Ama Afeti Engelleyebiliriz!"

Türkiye'nin acı gerçeğiyle her an yüzleşmek zorunda olduğumuz bir coğrafyada olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Osman Uyanık, "Ancak şunu net bir şekilde ifade etmek isterim: Depremler kaderimizdir ama depremlerin afete dönüşmesi bizim ihmalimizdir. Biz Jeofizik Mühendisleri olarak depremleri önleyemeyiz ama o yıkıcı süreci durduracak bilgiye sahibiz" şeklinde konuştu.

gizli-deprem-riski-prof-dr

Jeofizik Mühendisliği Ne Yapar?

Jeofizik mühendisliğinin çoğu zaman inşaat mühendisliği ile karıştırıldığına değinen Prof. Dr. Uyanık şu bilgileri paylaştı:

"Jeofizik Mühendisleri olarak bizler, yeraltını görüntüleyen ve fiziksel özelliklerini belirleyerek yorumlayan doktorlarız. Tıpta yaygın olarak kullanılan ultrason, elektro kardiografi, NMR gibi yöntemler hekimlerimizin tanı ve tedavide kullandığı araçlar ise, biz de sismik dalgalar, elektrik akımları, manyetik alanlar, doğal radyoaktivite de yer içi davranışı tanımlayan bizim araçlarımızdır. Bir bölge imara açılmadan önce radyolojik risk alanlarını tanımlarız ve deprem dalgalarının nerelere odaklanacağını diğer bir deyişle hasarın nerede fazla olacağını biz öngörürüz. Bu amaçla bir konut, okul, hastane ve işyeri gibi binaların inşa edilmeden önce, temelin oturacağı zeminin sınıfını (depreme karşı dayanımını), katmanlarının kalınlığını (deprem dalgasından etkilenecek birimleri), yeraltı suyu seviyesini (temeli zayıflatan koşullarını) ve en önemlisi olası bir deprem anında zeminin nasıl davranacağını (zeminin dalgaları ne kadar büyüteceğini, nasıl sarsılacağını, ne kadar bir darbeye maruz kalacağını, sıvı gibi davranıp davranmayacağını biz hesaplarız. Ek olarak mevcut yapıların analizlerini yaparak yapının performans analizi için gerekli parametreleri (beton dayanımı, donatıların durumu, korozyon durumu, rezonans durumu, temelin türü) yapıya hasar vermeden biz belirleriz."

gizli-deprem-riski-prof-dr

Kurtuluşun 9 Maddelik Reçetesi

Prof. Dr. Osman Uyanık, güvenli bir gelecek için şu adımların zorunlu hale getirilmesi gerektiğini savundu:

1. Makrobölgeleme Çalışmaları Yönetmeliklerde Zorunlu Hale Gelmeli: Öncelikle volkanik birimlerin bulunduğu alanlarda insan sağlığı açısından radyolojik risk belirlenmeli ve radyolojik açıdan riskli alanlar yerleşime kapatılmalı. Daha sonra radyolojik riskin olmadığı ve imara açılması düşünülen alanlarda deprem açısından havza ya da ovanın yeraltı modeli (veya taban topoğrafyası) belirlenmeli ve buna bağlı deprem dalgalarının odaklanacağı kesimler ayıklanarak yerleşime kapatılmalı ve park, bahçe olarak değerlendirilmelidir.

2. Mikrobölgeleme Çalışmaları Titizlikle ve Kapsamlı Yapılmalı: Makrobölgeleme açısından sorun teşkil etmeyen alanlarda mikrobölgeleme çalışmaları yerleşime uygunluk açısından yapılmalı. Dolayısıyla şehirlerimizin imara açılmadan önce, 1/1000 ölçekli imar planlarından önce, 1/5000 veya 1/25000 ölçekli mikrobölgeleme araştırmalarıyla analiz edilmesi şarttır. Yani “Bu bölge konut için uygun değildir, bu bölge ancak belirli kat sınırlamasıyla yapılaşabilir” gibi kararları, siyasi veya ekonomik kaygılarla değil, ilgili parametreleri doğrudan belirleyen Jeofizik Mühendisliğince sağlanacak verilerle vermelidir.

3. Zemin-Yapı Etkileşimi Göz Ardı Edilmemeli: Deprem dalgaları, kayadan binaya ulaşana kadar zeminin süzgecinden geçer. Yumuşak bir zemin, depremin yıkıcı etkisini birkaç kat artırabilir. Jeofizik Mühendisleri olarak biz, bu zemini analiz edip, inşaat mühendislerine “Bina bu zeminde şu frekanslarla sallanacak, yatay yönde en büyük ivme şu olacak gibi parametreleri vererek tasarımını buna göre yap” demeliyiz. Bu işbirliği hayati önem taşır.

4. Yeraltı Suları ve Aktif Faylar: İmar planlamasında sadece zemin cinsi değil, diri fay hatlarına olan mesafe ve yeraltı suyu durumu da kritiktir. Özellikle kıyı bölgelerimizde ve alüvyon ovalarımızda yüksek yeraltı suyu seviyesi, deprem anında zeminin sıvılaşmasına katkı koyarak binaların batmasına, eğilmesine veya devrilmesine yol açar. Bu bölgeleri tespit edip uygun mühendislik çözümleri (jet-grouting, derin temeller vb.) üretilmesini sağlamak bizim görev alanımızdadır. Ayrıca yeraltı su seviyesinin bina temel seviyesine yakın olacağının belirlendiği durumlarda yapının korozyona uğramasını önlemek için gerekli mühendislik çözümleri Jeofizik Mühendislerinin ilgi alanıdır.

5. Zemin İyileştirmeleri ve Kontrolü Zorunlu Hale Gelmeli: Zemin iyileştirme kararı verilen alanlarda zemin iyileştirilmeden önce ve zemin iyileştirildikten sonra Jeofizik yöntemler uygulanmalı ve zeminin iyileşip iyileşmediği denetlenmelidir. Zemin iyileştirildikten sonra yapı tasarımı yeniden düzenlenmelidir.

6. Travertenlerdeki Boşluk-Mağara Yapılarının Araştırılması: Yapı temeline etki edebilecek derinlikteki boşlukların Jeofizik Yöntemlerle önceden belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması zorunlu hale getirilmelidir.

7. Heyelanlı Alanlar: Heyelanlı alanların belirlenmesinde Jeofizik yöntemler etkin bir biçimde kullanılmalı. Özellikle heyelanın etki alanının araştırma aşamasında yeraltı geometrisinin belirlenmesinde Jeofizik Mühendisliği uygulamalarından Elektrik Tomografi ve Sismik Tomografi çalışmaları zorunlu hale getirilmelidir.

8. Yapı Analizleri için Yapı Jeofiziği: Mevcut ve öncelikle yaşlı binalarımız hızlı bir taramadan geçirilerek çürük/yorgun/deforme olmuş yapılar belirlenmeli ve kentsel dönüşüm sağlanmalı. Beton santralinden gelen betonun kontrolü için numune kaplarına alınan betonun laboratuvar dayanım sonuçları zorunlu bir uygulamadır. Buna karşın betonarme kalıp ve donatı sistemlerine betonun dökümü esnasında ve sonrasında yapılan hataların kalıpların sökülmesi sonucunda betonun durumu kontrol edilmemektedir. Bunun için yapının kalıplarına dökülen betonun kalıplar söküldükten sonra da yerinde kontrolü Ultrasonik Test yöntemiyle yapılmalı ve zorunlu hale gelmelidir. Ayrıca Yapı Radarı ile donatıların durumu belirlenmelidir. Sonuç olarak bodrum katından çatı katına kadar olan aşamada betonarme yapıların kontrolü için gözlemlemenin yanı sıra sayısal veri de (Ultrasonik Test, Yapı Radarı, Özdirenç) üretilerek yapının uygunluğuna karar verilir ise bir üst kata çıkma onayı verilmelidir. Yapı tamamlandıktan sonra yapının periyodu mikrotremör cihazları ile belirlenerek tasarım periyodu ile karşılaştırılmalı ve bu işlem zorunlu hale getirilmelidir.

9. Deprem Erken Uyarı Sistemleri: Artık teknoloji, depremin yıkıcı dalgaları (S, L ve R dalgaları) bize ulaşmadan saniyeler önce, daha hızlı hareket eden P dalgalarını algılayarak uyarı verebilecek seviyededir. Bu sistemlerin sanayi tesislerine, doğalgaz hatlarına, hastanelere ve ulaşım ağlarına entegre edilmesi, can ve mal kaybını azaltmada devrim niteliğinde bir adım olacaktır. Jeofizik Mühendisleri bu ağların kurulması ve verilerin yorumlanmasında başroldedir ve görev almaya hazırdır.

gizli-deprem-riski-prof-dr

"Lütfen Sorgulayın!"

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin acı bir ders verdiğini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Uyanık, "Yıkılan sadece binalar değil, mühendisliğe olan güvendi. Vatandaşlarımıza sesleniyorum: Yaşadığınız binanın sadece dış cephesini değil, altındaki zeminin sağlamlığını da sorgulayın. Jeofizik raporlarını sadece 'ruhsat için gereken bir evrak' olarak görmeyin. Unutmayın; sağlam temel olmadan, güvenli bir gelecek inşa edemeyiz" dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız