Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
19°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Cemevine “Kültür Merkezi” Demek, Alevi İnancına İnkardır

Cemevine “Kültür Merkezi” Demek, Alevi İnancına İnkardır

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkez Disiplin Kurulu ve Döşemealtı Şube Başkanı ve aynı zamanda Gazetemiz Akdeniz Gerçek yazarı Binali Efe, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini imar mevzuatında “kültürel...

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkez Disiplin Kurulu ve Döşemealtı Şube Başkanı ve aynı zamanda Gazetemiz Akdeniz Gerçek yazarı Binali Efe, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini imar mevzuatında “kültürel...

KAYNAK: Buse Yeşil
Cemevine “Kültür Merkezi” Demek, Alevi İnancına İnkardır

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlamasına tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanı ve Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe, bu düzenlemenin Alevi inancını yok sayan ve ayrımcılığı kurumsallaştıran bir yaklaşım olduğunu belirterek, cemevlerinin anayasal güvenceyle ibadethane olarak tanınması gerektiğini vurguladı.

“Bu Karar Teknik Değil, Açık Bir Ayrımcılıktır”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlaması Alevi toplumunda tepkiyle karşılandı. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Binali Efe, bu tanımlamanın Alevilere yönelik yüzyıllardır süren inkâr ve yok sayma siyasetinin güncel bir devamı olduğunu ifade etti.

Başkan Efe, kararın basit bir teknik düzenleme gibi sunulamayacağını belirterek, bunun Alevi inancını tanımayan ve onu asli bir inanç unsuru olmaktan çıkaran açık bir ayrımcılık belgesi olduğunu dile getirdi.

“Alevilik İktidarların Değil, Halkın Yoludur”

Aleviliğin tarihsel ve inançsal köklerine değinen Binali Efe, bu inancın yalnızca İslam tarihiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Açıklamada Aleviliğin, Orta Asya, Mezopotamya ve Akdeniz havzasında kurulmuş kadim medeniyetlerin insan merkezli, vicdanı esas alan ve ahlakı dogmanın önüne koyan birikimlerini içinde barındırdığı ifade edildi.

Aleviliğin Hristiyanlıktan da Müslümanlıktan da insanlığa dair değerleri aldığını belirten Efe, ancak bu inancın hiçbir zaman iktidarların dini olmadığını, daima halkın yanında durduğunu söyledi.

“Cem, Kültürel Etkinlik Değil İbadetin Ta Kendisidir”

Açıklamada, cem ibadetinin kültürel bir faaliyet olarak tanımlanmasının Alevi inancını folklora indirgemek anlamına geldiği vurgulandı. Cem’in saz, tanbur ve bağlama eşliğinde yapılan kutsal bir ibadet olduğu belirtilerek, bunun “kültür merkezi”, “sosyal tesis” ya da “faaliyet alanı” olarak tanımlanmasının Aleviliği yok saymak olduğu ifade edildi.

Başkan Efe, Alevilerin yüzyıllar boyunca ibadetlerini köylerde en büyük evlerde yaptığını, zorunlu göçlerle birlikte bu ibadetin bugün cemevlerinde sürdürüldüğünü ve sürdürüleceğini kaydetti.

“Alevilik Tarih Boyunca Tehdit Olarak Görüldü”

Başkan Binali Efe, Emevilerden Abbasîlere, Selçuklulardan Osmanlılara ve Cumhuriyet dönemindeki iktidarlara kadar tüm Sünni iktidarların dini kendi siyasal iktidarlarını güvence altına almak için kullandığını savundu. Aleviliğin ise aydın, çağdaş, ilimden ve bilimden yana duruşu nedeniyle tarih boyunca tehdit olarak görüldüğünü belirtti.

Cemevlerinin engellenmesinin de bu anlayışın bir sonucu olduğunu dile getiren Efe, bunun tarikatlara şirin görünme çabasının bir parçası olduğunu ifade etti.

“Baskı Alevileri İnanca Yaklaştırmaz, Uzaklaştırır”

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Sünni iktidarların Alevilere uyguladığı baskı, yok sayma ve asimilasyon politikaları hiçbir işe yaramaz. Alevileri Müslümanlığa yaklaştırmaz. Tam tersine, Alevileri dinden, imandan ve kurumsal İslam algısından uzaklaştırır.”

Efe, iktidara çağrıda bulunarak bu inatlaşmadan vazgeçilmesi gerektiğini, inancın baskıyla değil tanınarak ve eşit statü verilerek yaşayabileceğini vurguladı.

“Türkiye’nin Aydınlık Yüzünde Alevilerin Büyük Payı Var”

Türkiye Cumhuriyeti’nin asli unsurlarından biri olan Alevilerin 21. yüzyılda hâlâ görmezden gelindiğini belirten Binali Efe, Türkiye’nin Ortadoğu’daki bazı ülkelerden farklı bir yerde durmasında Alevilerin barışçıl, laik ve insan merkezli duruşunun önemli rol oynadığını söyledi.

“Bu Tabloda Eşit Yurttaşlıktan Söz Edilemez”

Türkiye’deki kamusal görev dağılımına dikkat çeken Efe "81 ilde bir tane Alevi vali yoktur. Bir tane Alevi emniyet müdürü yoktur. Bir tane Alevi müsteşar yoktur. Bu durum demokrasi ve eşit yurttaşlık ilkeleriyle bağdaşmıyor" dedi.

Alevilerin Talepleri: Net ve Meşru

Açıklamada Alevilerin talepleri şu şekilde sıralandı:

• Cemevlerinin resmî olarak ibadethane kabul edilmesi
• Zorunlu din derslerinden vazgeçilmesi
• Alevilere inançlarından dolayı eksiksiz vatandaşlık haklarının tanınması

“Cemevi Anayasal Güvenceyle Tanınmalıdır”

Cemevinin bir kültür merkezi değil, Alevi inancının ibadethanesi olduğu bir kez daha vurgulayan Binali Efe şunları söyledi: “Alevileri yok sayarak birlik kurulmaz.
Alevileri asimile ederek huzur sağlanmaz. Cemevlerini inkâr ederek demokrasi inşa edilemez.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız