Bakanlık tarafından hazırlanan ve 22 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği değişikliği ile cemevleri resmen "kültürel tesis alanı" lejantına eklendi. Bu düzenleme, inanç merkezlerinin hukuki statüsü tartışmasını yeniden alevlendirdi.
"Eşit Yurttaşlık İlkesi İhlal Ediliyor"
Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kurum, yaptıkları ortak açıklamada düzenlemeyi reddettiklerini duyurdu. Yapılan açıklamada, cemevlerinin cami, kilise ve havra ile eşit bir statüde görülmemesinin "eşit yurttaşlık ilkesini" açıkça ihlal ettiği savunuldu. Kurumlar, cemevlerinin bir "hobi alanı" veya "sergi salonu" olmadığını, bir inancın merkezi olduğunu vurguladı.
Suriye’deki Krize DİSK İsyanı: “Alevilere ve Etnik Gruplara Yönelik Şiddet Durmalı!”
12 milyon Türkiye Alevisi Laikliğin Anayasa Güvencesinde olmasını istiyor!
Alevileri kimlikle yargılamak, Cumhuriyet’e ihanettir
"Tanımlama Değil Tanınma İstiyoruz"
Düzenlemeye bir tepki de siyaset kanadından geldi. Kararı "ayrımcılık belgesi" olarak nitelendiren eleştirilerde, Anayasa'nın 10. ve 24. maddelerine dikkat çekildi. Camilerin "ibadet alanı" olarak kodlanırken cemevlerinin "kültürel faaliyet" kategorisine alınmasının anayasal bir suç olduğu iddia edildi. Alevi dernekleri, mevcut sorunların yönetmeliklerle veya kelime oyunlarıyla çözülemeyeceğini belirtti.
Anayasal Güvence Talebi
Açıklamada, devletin "açılım" söylemlerine rağmen temel taleplerin görmezden gelindiği ifade edildi. Alevi toplumu, cemevlerinin statüsünün yönetmeliklerle değil, doğrudan Anayasa'ya "ibadethane" ibaresi eklenerek hukuki netliğe kavuşturulması gerektiğini talep ediyor. Kurumlar, inanç özgürlüğü temelinde bu gerçek kabul edilene kadar demokratik itirazlarını sürdüreceklerini kaydetti.