Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü sembolik bir kutlama değil, bir mücadele günü olarak selamladı. Antalya’nın simge noktalarından Attalos Heykeli önünde toplanan kalabalık, kamuda çalışan kadın emekçilerin karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları, ücret eşitsizliğini ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden kurulan baskıları dile getirdi. Konfederasyon temsilcileri, kadın haklarının sadece bir temsil meselesi olmadığını, doğrudan sınıfsal bir mücadele hattı olduğunun altını çizdi.

Kadın Emekçiler Çifte Yük Altında Eziliyor
Basın açıklamasında, kamusal çalışma yaşamının neoliberal politikalarla yeniden yapılandırıldığı ve bu dönüşümün en ağır faturasını kadınların ödediği vurgulandı. Kadın kamu emekçilerinin aynı işi yapmalarına rağmen ücret eşitsizliği yaşaması, liyakate rağmen yönetici pozisyonlarından dışlanması ve performans baskısına maruz kalması temel sorunlar olarak öne çıkarıldı. Sosyal politikaların yetersizliği nedeniyle ev ve çocuk bakımının neredeyse bütünüyle kadının omuzlarına bırakılmasının yarattığı çifte yükün, kadınları çalışma yaşamında ikincilleştirdiği ifade edildi. Ayrıca iş yerlerinde karşılaşılan sistematik mobbing ve sendikal baskıların, kadınların çalışma motivasyonunu ve güvenliğini tehdit ettiği belirtildi.

İstanbul Sözleşmesi ve ILO 190 Talebi
Konfederasyon yetkilileri, kadına yönelik şiddetin toplumsal ölçekte artışını, şiddeti önlemekle yükümlü kamusal mekanizmaların zayıflatılmasına ve cezasızlık politikalarına bağladı. Attalos önündeki basın açıklamasında hukuki güvencelerin artırılması yönünde net talepler sıralandı. İstanbul Sözleşmesi'ne derhal geri dönülmesi gerektiğini savunan temsilciler, 6284 sayılı yasanın eksiksiz uygulanmasını ve ILO’nun 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından acilen onaylanmasını talep etti. Kadın emeğinin değersizleştirilmesi ile kadın yaşamının değersizleştirilmesinin aynı siyasal zihniyetin ürünü olduğu vurgulandı.

Laiklik ve Sosyal Hukuk Devleti Savunması
Açıklamada, kadınların kamusal alandan dışlanmasına ve laiklik karşıtı uygulamalarla yaşam tarzlarına müdahale edilmesine karşı yürütülen mücadelenin, sendikal mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Birleşik Kamu-İş, kadın hakları savunuculuğunun aynı zamanda demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti savunusu olduğunu hatırlattı. Eşit işe eşit ücret, güvenceli istihdam ve şiddetsiz çalışma ortamları sağlanmadan kamuda adaletten söz edilemeyeceği belirtilirken, bu eşitsiz düzen değişene kadar örgütlü mücadelenin kararlılıkla süreceği ilan edildi.
TÜBAKKOM’dan 8 Mart Deklarasyonu: "Kadın Hakları Kağıt Üstünde Kalmamalı"
El Ele Derneği’nden 8 Mart Çıkarması: Kadın Gücüyle Geleceğe!
