Eğitim öğretim yılının ilk dönemi tamamlanırken ilkokul 1. ve 2. sınıf öğrencilerine karne yerine, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bulunmadığı 'öğrenci gelişim raporu' adlı belge verilmesi büyük tepki yaratmıştı. 'Atatürksüz Karne' tartışmaları sürerken Antalya'da programa katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in gündeminde başörtüsü vardı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü (KYGM) tarafından düzenlenen 10. Tematik Kış Kampları etkinliğinin Ahmet Hamdi Akseki Öğrenci Yurdu'nda yapılan 'Eğitimciler Kampı' programına Milli Eğitim Bakanı (MEB) Yusuf Tekin katıldı.

"Kimse Kimsenin Kılık Kıyafetiyle Uğraşmıyor"
Öğrencilerin karşısında olduğu için heyecanlandığını belirten Bakan Yusuf Tekin, eğitim ve öğretim sürecinde 20 yılda yaşanan değişimi katılımcılara aktardı. Türkiye'nin 1990'lı yıllardaki en önemli problemlerinden birinin başörtü sorunu olduğunu belirten Bakan Tekin, "Bizim işimiz gücümüz yok, 'Başörtüsü örtsün örtmesin bu çocuklar' diye tartışıyoruz. Şimdi çok şükür geldiğimiz nokta itibarıyla Türkiye'de kimse kimsenin kılık kıyafetiyle uğraşmıyor" dedi.
90'lardan 2026'ya Derslik Başına Öğrenci Sayısı
Bakan Yusuf Tekin, 1990'lı yıllarda Türkiye'de okulların kalitesinin fiziki açıdan kötü, derslik başına düşen öğrenci sayısının dünya ortalamasının üzerinde, sınıfların kalabalık ve teknolojik yeniliklerin kullanılmasında da sorunlar yaşandığını söyledi.

Bülent Ecevit'in başbakan olduğu dönemde Cumhuriyet'in 100'üncü yılına yönelik herkesten talep mektubu ve mektuplarda Türkiye Cumhuriyeti'nin 100'üncü yılında neyi hayal ettiklerini yazılmasının istendiğini belirten Tekin, "29 Ekim 2023'te PTT aracılığıyla mektuplar, muhataplarına ulaştırılıyor. Bana gelen 2002 yılında yazılmış bir mektupta bir öğretmen, 'İnşallah Cumhuriyet'in 100’üncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabilirim' diyor. Demek ki 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyor. 'İnşallah Cumhuriyet'in 100'üncü yılında 45 kişilere kadar düşürmüş oluruz' diyor. Peki, şu an Türkiye'de derslik başına düşen öğrenci sayısı, okullarımızda ortalamamız 20 bandında. İlkokul, ortaokul ve liselerde maksimum 23. Bu OECD ortalamasının üstünde bir rakam" dedi.

"12 Yıl Zorunlu Eğitim Kademelerinde İnternet Erişimi Var"
Bakan Tekin, okulların fiziki şartlarının iyi durumda olduğunu ifade eden başka bir öğretmenin mektubunda her okulda bir bilgisayar talebinden bahsettiğini söyledi. Yusuf Tekin, "UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) bütün dersliklerinde internet erişimi, etkileşimli tahta olan dünyada neredeyse tek ülke Türkiye tanımlaması yapıyor. Şu anda 650 bin dersliğimizin tamamında, 12 yıl zorunlu eğitim kademelerinde internet erişimi var. Etkileşimli tahtalarla çocuklarımız dünyanın en büyük eğitim içerik portallarından biri olan EBA'ya erişim sağlayarak eğitim öğretim süreçlerine destek alıyorlar" ifadelerini kullandı.
Bir öğretmenin de mektubunda 'İnşallah Cumhuriyet'in 100’üncü yılında kimse kılık kıyafetimizle uğraşmaz' şeklinde bir ifadeyle karşılaştığını dile getiren Bakan Tekin, Türkiye'nin 1990'lı yıllardaki en önemli problemlerinden birinin başörtü sorunu olduğunu, gençlerin o dönemleri hatırlayamayacağını belirtti.
"Türkiye'nin Ana Problemi Başörtüsüydü"
Bakan Yusuf Tekin sözlerini şöyle sürdürdü:
"1989-90, 90'lı yıllarda Türkiye'nin en önemli problemlerinin bir tanesi; üniversitelerde başörtülüler olabilir mi, olamaz mı? Birinci Körfez krizinden tutun etrafımız kaotik ilişkilerle dolu, Türkiye'den medet uman bir sürü komşumuz var. Biz ülkenin kalkınmasının, diplomatik ilişkilerimizin, etrafımızdaki savaşların, toplumsal barışın, her şeyin önüne başörtüsünü koymuştuk. Sanki insanlar, başını açtıkları zaman bütün problemlerimiz çözülecekmiş gibi. Türkiye'nin ana problemi buydu. 1990'lı yılların sonunda ben bir üniversitede araştırma görevlisiydim. Şununla çok karşılaştım. İki örnek vereyim. Mesela bir hastanede başörtülü olduğu için hasta, 'Burası kamusal alan, bu şekilde tedavi olamazsın' diye geri çevrildi. Benim şahit olduğum bir uygulama. Elektrik faturası ödemeye gelen başörtülü vatandaşımız, 'Kamusal alana bu şekilde giremezsin' diye ödeyemiyordu. Türkiye böyle bir dönemi yaşadı. O yüzden eğitim öğretim sürecinde bugünü düşünün arkadaşlar; Irak'ta, Suriye'de, İran'da, Ukrayna'da, Rusya'da, Filistin'de bu kadar kaos var. Bizim işimiz gücümüz yok, 'Başörtüsü örtsün örtmesin bu çocuklar' diye tartışıyoruz. Şimdi çok şükür geldiğimiz nokta itibarıyla Türkiye'de kimse kimsenin kılık kıyafetiyle uğraşmıyor. Bütün bunlar, eğitim öğretimin fiziki ve teknolojik altyapısı ile ilgili olarak geldiğimiz noktayı göstermesi açısından önemli."

"Türkiye'deki Eğitim ve Öğretim Avrupa'da İlk 3'te"
Türkiye'nin eğitim ve öğretimde nitelik açısından Avrupa ülkeleri arasında ilk 3'te yer aldığını belirten ve genel bütçenin ortalama 5'te 1’ine yakınının eğitime ayrıldığını aktaran Tekin, eğitim ve öğretimin altyapısını fiziki ve teknolojik olarak modernize ettiklerini ifade etti.
Ders müfredatını öğrencilerin bilgiyi beceriye dönüştürmeleri üzerine kurguladıklarını, 12 yıllık zorunlu eğitimde müfredatı üçte bir oranında azalttıklarını da sözlerine ekleyen Bakan Tekin, "Yaklaşık 18 milyon öğrencimiz var. Derslik başına düşen öğretmen sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, eğitim öğretimde teknolojinin kullanılması, eğitim öğretim süreçlerinin demokratikleşmesi itibarıyla şu an göğsümüzü gere gere dünyanın her ülkesinde, uluslararası toplantıların tamamında bunları anlatabileceğimiz bir eğitim öğretim sürecine kavuşmuş olduk" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasının ardından öğrencilerin sorularına yanıt verdi.
ADD’den Bakan Tekin’e Suç Duyurusu: Yeni Karne Belgeleri Yargıda!

