Akdeniz Gerçek | Antalya | Antalya'nın COP31 Planı Dünya Turizmini Değiştirebilir

Antalya'nın COP31 Planı Dünya Turizmini Değiştirebilir

COP31, Antalya'yı yalnızca dünyanın buluştuğu bir kent değil, sürdürülebilir turizmin geleceğinin tartışıldığı küresel bir merkeze dönüştürebilir. Antalya Kent Konseyi Turizm Grubu Başkanı Recep Yavuz, Antalya'nın "Yeni Nesil Sürdürülebilir Her Şey Dahil" modeliyle dünya turizmine yeniden yön verebileceğini belirterek zirvede atılacak doğru adımlar ile Akdeniz turizminin kurallarını Antalya’nın yeniden yazabilme şansının bulunduğunu ifade etti.

COP31, Antalya'yı yalnızca dünyanın buluştuğu bir kent değil, sürdürülebilir turizmin geleceğinin tartışıldığı küresel bir merkeze dönüştürebilir. Antalya Kent Konseyi Turizm Grubu Başkanı Recep Yavuz, Antalya'nın "Yeni Nesil Sürdürülebilir Her Şey Dahil" modeliyle dünya turizmine yeniden yön verebileceğini belirterek zirvede atılacak doğru adımlar ile Akdeniz turizminin kurallarını Antalya’nın yeniden yazabilme şansının bulunduğunu ifade etti.

Antalya'nın COP31 Planı Dünya Turizmini Değiştirebilir
KAYNAK: Arda Kır

Antalya Kent Konseyi Turizm Grubu Başkanı Recep Yavuz, kasım ayında düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) en üst düzey karar alma organı olan "Conference of the Parties" (COP31) İklim Zirvesi'nin Antalya için yalnızca uluslararası bir organizasyon olmadığını, dünya turizminin geleceğini yeniden şekillendirecek tarihi bir fırsat olduğunu söyledi. Antalya'nın artık milyonlarca turisti ağırlayan bir destinasyon olmanın ötesine geçmesi gerektiğini belirten Yavuz, kentin COP31'de sürdürülebilir resort turizmine yön veren yeni kuralları dünyaya açıklayabilecek güçte olduğunu ifade etti. Yavuz zirve öncesinde Valilik, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, bakanlıklar, ATSO, AKTOB, TÜROFED, TÜRSAB, tur operatörleri, havayolları, üniversiteler, meslek odaları, çevre kuruluşları, üretici birlikleri ve kent sakinlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

ANTALYA SADECE EV SAHİBİ OLMAYACAK

Yaklaşık 40 yıldır dünyanın en güçlü resort merkezlerinden biri olarak gösterilen Antalya'nın, artık yalnızca denizi, güneşi ve "Her Şey Dahil" sistemiyle anılmaması gerektiğini dile getiren Yavuz, COP31'in "Yeni Nesil Her Şey Dahil", "Antalya Modeli" ve "Sürdürülebilir Resort Turizmi Deklarasyonu"nu tüm dünyaya duyurmak için eşsiz bir kürsü olacağını söyledi. Yavuz'a göre Antalya bu adımı atarsa yalnızca Türkiye'nin değil, İspanya, Yunanistan, İtalya, Mısır ve diğer Akdeniz destinasyonlarının da yakından izleyeceği yeni bir turizm vizyonunun merkezine yerleşebilir.


"ANTALYA'NIN ORTAK AKLA İHTİYACI VAR"

Recep Yavuz, COP31 hazırlıklarının yalnızca merkezi yönetim ya da yerel yönetimlerin değil, Antalya'nın tüm paydaşlarının ortak çalışmasıyla yürütülmesi gerektiğini söyledi. Valilik, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, bakanlıklar, ATSO, AKTOB, TÜROFED, TÜRSAB, tur operatörleri, havayolları, üniversiteler, meslek odaları, çevre kuruluşları, üretici birlikleri ve kent sakinlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini belirten Yavuz, COP31 öncesinde bir "Antalya COP31 Turizm ve Sürdürülebilirlik Çalıştayı" düzenlenmesini önerdi.

AKDENİZ'İN KURALLARINI ANTALYA YAZABİLİR

Yavuz'a göre Antalya'nın COP31'de açıklayacağı yeni turizm vizyonunun temelinde gıda israfını azaltan açık büfe anlayışı, yerel üreticiyi merkeze alan tedarik sistemi, su ve enerji tüketimini sürekli ölçen oteller, karbon ayak izini şeffaf şekilde açıklayan işletmeler, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, arıtılmış suyun yeniden kullanılması, sağlıklı yaşam odaklı tatil konseptleri, çalışanların sürdürülebilirlik eğitimleri ve yerel halkın turizm gelirinden daha fazla pay aldığı yeni bir yönetim modeli yer almalı. Recep Yavuz, bu dönüşümün "Her Şey Dahil" sistemini ortadan kaldırmayacağını, tam tersine onu daha kaliteli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getireceğini savundu.


EXPO CENTER YENİDEN HAREKETLENECEK

Recep Yavuz, COP31'in Antalya için yalnızca ekonomik hareketlilik anlamına gelmediğini belirterek şunları söyledi:

"Sadece gelecek 100-150 bin kişiye ve bunun yaratacağı ekonomik katma değere odaklanmayalım. Bu, kısa vadeli ticari bir etkinlikten ziyade Antalya turizminde dönüm noktası olacak ve dünyadaki Antalya imajını güncelleyecek bir etkinlik olacak."

 Yavuz, zirvenin Antalya EXPO Center'da gerçekleştirileceğini hatırlatarak yıllardır atıl durumda bulunan EXPO Center'ın yeniden hareketleneceğini söyledi. Dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet temsilcileri, bakanlar, diplomatlar, bilim insanları, uluslararası kuruluşlar, iş dünyası, çevre örgütleri, gençlik temsilcileri ve medya mensuplarının yaklaşık iki hafta boyunca Antalya'da buluşacağını belirten Yavuz, organizasyonun otellerden ulaşıma, restoranlardan hizmet sektörüne kadar birçok alanda hareketlilik oluşturacağını ifade etti. Ancak bu kazanımların ötesine bakılması gerektiğini vurgulayan Yavuz, 

“Bunların tamamı değerlidir. Ancak bana göre COP31'in Antalya açısından asıl önemi bunların çok ötesindedir. Antalya bu vesile ile dünyaya çok önemli mesajlar verecektir”

 dedi.


"ANTALYA DİNLEYEN DEĞİL, KONUŞAN TARAF OLMALI"

COP31'in yalnızca başarılı bir organizasyon olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Yavuz, 

"Dünya Antalya'yı dinlemeye hazırken Antalya dünyaya ne söyleyecek?" s

orusunu yöneltti. 

Yavuz, 

"COP31, Antalya'nın yalnızca salonlarını ve otellerini dünyaya açtığı bir organizasyon olmamalıdır. Antalya bu zirvede edilgen değil, etkin bir rol üstlenmelidir. Çünkü dünya iklimin geleceğini konuşmak üzere Antalya'ya gelirken, iklim değişikliğinin en fazla etkileyeceği sektörlerden biri olan turizmin geleceği de burada tartışılmalıdır" 

ifadelerini kullandı.

Antalya'nın dünyanın en büyük ve en deneyimli resort turizm destinasyonlarından biri olduğunu belirten Yavuz,

 "Antalya bu tartışmanın kenarında değil, sınıf başkanı olarak merkezinde yer almalıdır" 

dedi.

"HER COP ZIRVESI DÜNYAYA BIR MESAJ VERDİ, ŞIMDI SIRA ANTALYA'DA"

COP zirvelerinin yaklaşık 30 yıllık geçmişine dikkat çeken Recep Yavuz, her konferansın iklim politikalarında farklı bir dönüm noktası oluşturduğunu belirtti. Bazı zirvelerin beklentileri karşılamadığını, bazılarının ise küresel iklim politikalarına yön verdiğini ifade eden Yavuz, Antalya'nın ev sahipliği yapacağı COP31'in de benzer bir iz bırakması gerektiğini söyledi. Yavuz, "

Kyoto bağlayıcı emisyon hedeflerini gündeme taşıdı. Paris, küresel sıcaklık artışını sınırlayacak ortak çerçeveyi kurdu. Glasgow uygulama kurallarını güçlendirdi ve kömürün azaltılmasını sonuç metnine taşıdı. Şarm El-Şeyh iklim adaletini ve kayıp-zarar meselesini öne çıkardı. Dubai, fosil yakıtlardan uzaklaşma ve enerji dönüşümü konusunda tarihi bir yön belirledi. Bakü iklim finansmanının büyüklüğünü yeniden tanımladı. Belém ise hedeflerden uygulamaya geçilmesi gerektiğini vurguladı. Şimdi sıra Antalya'da" 

dedi. 

Kyoto Protokolü ile sera gazı emisyonlarına yönelik ilk bağlayıcı hedeflerin belirlendiğini, Paris Anlaşması ile küresel sıcaklık artışını sınırlandıracak ortak hedeflerin kabul edildiğini hatırlatan Yavuz, sonraki zirvelerde ise uygulama kuralları, iklim adaleti, enerji dönüşümü, finansman ve uygulamaya geçiş gibi başlıkların öne çıktığını anlattı. Antalya'nın da COP31'de yalnızca başarılı bir organizasyona ev sahipliği yapan kent olarak değil, sürdürülebilir turizm konusunda dünyaya yeni bir vizyon sunan şehir olarak anılması gerektiğini vurgulayan Yavuz, 

"Her önemli COP zirvesi belirli bir kavramla hafızalarda yer etti. Antalya'nın da sürdürülebilir turizm konusunda dünyaya yeni bir yol gösteren şehir olarak hatırlanması gerekiyor" 

ifadelerini kullandı.

"ANTALYA SADECE EV SAHİBİ OLARAK HATIRLANMAMALI"

COP31'in Antalya için taşıdığı asıl değerin organizasyonun büyüklüğünden çok geride bırakacağı miras olduğuna dikkat çeken Recep Yavuz, 

"Bence COP31'in Antalya açısından asıl önemi bu soruda saklıdır. Antalya zirveyi başarıyla düzenleyebilir, delegeleri kusursuz biçimde ağırlayabilir, güvenliği, ulaşımı, konaklamayı ve organizasyonu eksiksiz sağlayabilir. Ancak bütün bunlar bir ev sahibinin yerine getirmesi gereken görevlerdir. Antalya'nın bunlardan daha fazlasına ihtiyacı var. COP31 sonunda dünya Antalya'yı yalnızca başarılı bir ev sahibi olarak değil, iklim ve turizm ilişkisine dair yeni bir fikir ortaya koyan şehir olarak hatırlamalıdır" 

dedi. 

Antalya'nın dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Yavuz, 

"Antalya sıradan bir turizm şehri değildir. 2025 yılında 17 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçiyi ağırlayan Antalya, dünyanın en büyük uluslararası turizm merkezlerinden biridir"

 ifadelerini kullandı. 

Kentin aynı zamanda iklim değişikliğinin etkilerini en yoğun hisseden Akdeniz destinasyonlarından biri olduğuna işaret eden Yavuz, aşırı sıcaklıklar, kuraklık, orman yangınları, su kaynakları üzerindeki baskı, denizlerin ısınması, tarımsal üretimdeki değişim ve yoğun turizm hareketinin Antalya'nın geleceğini doğrudan etkilediğini söyledi. Yavuz

"Antalya'nın COP31'de turizme ilişkin söyleyeceği söz yalnızca Antalya'yı ilgilendirmez. İspanya'dan Yunanistan'a, İtalya'dan Mısır'a, Karayipler'den Güneydoğu Asya'ya kadar dünyanın bütün büyük tatil destinasyonları benzer sorunlarla karşı karşıyadır" 

diyerek sürdürülebilir turizme ilişkin çözüm arayışlarının küresel önem taşıdığına dikkat çekti.


"ANTALYA EDİLGEN DEĞİL, ETKİN OLMALI"

COP31 sürecinde Antalya'nın yalnızca organizasyonu yöneten bir kent olmaması gerektiğini belirten Yavuz, "

Antalya'nın COP31'de yalnızca kendisine verilen programı uygulayan, delegeleri taşıyan ve toplantı salonlarını hazırlayan edilgen bir konumda kalmaması gerektiğine inanıyorum. Antalya'nın iklim, çevre ve dolayısıyla sürdürülebilirlik konusunda kendi hamlesini yapması gerekir. Bu hamle, Antalya'nın dünya kamuoyundaki imajına çok önemli bir dokunuş yapabilir."

diye konuştu.

 Yaklaşık 40 yıldır Antalya'nın deniz, güneş ve "Her Şey Dahil" sistemiyle anıldığını belirten Yavuz, bu modelin kenti dünya turizminin en güçlü oyuncularından biri haline getirdiğini ancak zamanla kontrolsüz büyüme, açık büfe israfı ile yoğun su ve enerji tüketimi nedeniyle eleştirilerin arttığını söyledi.

"SORUN HER ŞEY DAHİL DEĞİL, YANLIŞ UYGULANMASI"


"Her Şey Dahil Antalya'nın sorunu değil, başarısıdır." diyen Yavuz, sistemin tamamen kaldırılmasının büyük kayıplara yol açacağını savundu. 

"Her Şey Dahil, zamanın gerekliliği olarak ortaya çıktı ve özellikle Antalya'yı çocuklu aileler için vazgeçilmez bir tatil merkezi haline getirdi. Bu model Türkiye'nin turizm tarihindeki en önemli başarılarından biridir."

 ifadelerini kullanan Yavuz, sistemin milyonlarca kişiye ulaşılabilir tatil imkânı sunduğunu, yatırımları hızlandırdığını, istihdam oluşturduğunu ve Antalya'yı dünyanın önde gelen resort destinasyonlarından biri yaptığını dile getirdi. Ancak asıl sorunun sistemin varlığı değil, bazı tesislerde "sınırsız tüketim" anlayışına dönüşmesi olduğunu vurgulayan Yavuz, 

"Kırk yıl önce dönemin ihtiyacına cevap veren model, bugünün çevresel ve ekonomik gerçeklerine göre yeniden düzenlenmelidir. Dünya değişti. Maliyetler yükseldi. Su ve enerji stratejik kaynaklara dönüştü. Tüketicinin beklentileri farklılaştı. Mesele Her Şey Dahil'den vazgeçmek değil, onu yeni yüzyıla hazırlamaktır" 

dedi.


"YENİ NESİL HER ŞEY DAHİL MODELİNİ DÜNYAYA SUNABİLİRİZ"


COP31'in Antalya için önemli bir fırsat olduğunu belirten Yavuz, 

"Bence Antalya, COP31 vesilesiyle 'Yeni Nesil Her Şey Dahil' modelini dünyaya açıklayabilir. Bu model hizmet kalitesini düşüren, tatilciye daha az sunan veya sistemi pahalılaştıran bir anlayış olmamalıdır. Tam tersine sistem daha kaliteli, daha akıllı, daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir hâle getirilmelidir" 

ifadelerini kullandı. 

Yeni modelin temelinde "çok tüketmek yerine doğru tüketmek" anlayışının yer alması gerektiğini belirten Yavuz, açık büfelerin başarısının yalnızca ürün çeşidiyle değil, kalite, yerellik, mevsimsellik ve israfın azaltılmasıyla ölçülmesi gerektiğini söyledi. 

"Yüzlerce çeşit ürünün önemli bölümünün çöpe gitmesi zenginlik değildir, israftır." 

diyen Yavuz, daha az ancak kaliteli ve yerel ürünlerle hazırlanan büfelerin hem çevre hem işletmeler hem de misafirler açısından daha değerli olacağını ifade etti.

YEREL ÜRETİM, SU VE ENERJİ VERIMLİLİĞİ VURGUSU

Yavuz, sürdürülebilir turizm modelinde yerel üreticilerin daha fazla desteklenmesi gerektiğini belirterek otellerin mümkün olduğunca bölgedeki üreticilerden tedarik sağlamasının karbon salımını azaltacağını ve Antalya'nın gastronomi kimliğini güçlendireceğini söyledi. Su yönetimi ve enerji verimliliğinin yeni dönemin en önemli başlıkları arasında yer alacağını ifade eden Yavuz, otellerde geceleme başına su tüketiminin ölçülmesi, yeniden kullanım sistemlerinin geliştirilmesi, güneş enerjisi, akıllı bina teknolojileri ve enerji verimli uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini dile getirdi. Gıda israfının ölçülmesi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, karbon ayak izinin şeffaf şekilde açıklanması, çalışanların sosyal koşullarının iyileştirilmesi ve yerel halkın turizmden daha fazla fayda sağlamasının da "Yeni Nesil Her Şey Dahil" modelinin temel bileşenleri arasında yer alması gerektiğini belirten Yavuz

“Antalya Modeli yalnızca turist memnuniyetini değil, Antalya'da yaşayan insanların memnuniyetini de ölçmelidir”

ifadelerini kullandı.

"ANTALYA DÜNYAYA SÜRDÜRÜLEBİLİR RESORT TURİZMİ DEKLARASYONU SUNABİLİR"

COP31'in ardından Antalya'nın dünyaya "Sürdürülebilir Resort Turizmi Deklarasyonu" açıklayabileceğini belirten Recep Yavuz, bunun iyi niyet temennilerinden oluşan bir metin değil, ölçülebilir ve takvime bağlanmış hedefler içermesi gerektiğini söyledi. Yavuz, 

"Bu deklarasyonun amacı bağlayıcı olmayan güzel cümleler sıralamak değil, ölçülebilir ve belirli takvimlere bağlı hedefler koymak olmalıdır" 

dedi. 

Deklarasyon kapsamında turizm tesislerinde gıda israfının azaltılması, su tüketiminin düzenli ölçülmesi, yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, yerel ve mevsimsel ürünlerin daha fazla kullanılması, karbon ayak izinin açıklanması, arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesi, otel çalışanlarının sürdürülebilirlik konusunda eğitilmesi ve yerel gastronominin "Her Şey Dahil" sistemine daha güçlü şekilde entegre edilmesi gibi somut hedeflerin yer alabileceğini belirten Yavuz, bu hedeflerin düzenli olarak raporlanması gerektiğini vurguladı. 

"Aksi hâlde deklarasyon, zirvenin ardından unutulan iyi niyet metinlerinden biri olur" ifadelerini kullandı.

"ANTALYA MODELİ DÜNYAYA SUNULABİLİR"

COP31 ile birlikte dünyaya "Antalya Modeli" adıyla yeni bir turizm anlayışı önerilebileceğini ifade eden Yavuz, bu modeli şu sözlerle tanımladı:


"Yüksek hizmet kalitesinden ve misafir memnuniyetinden vazgeçmeden; doğal kaynakları koruyan, israfı azaltan, yerel ekonomiyi destekleyen, çalışanı ve kent sakinini sistemin parçası kabul eden, sağlıklı ve uzun ömürlü yeni nesil resort turizm modeli." Bu anlayışın küçülmeyi değil akıllı büyümeyi hedeflediğini belirten Yavuz, "Daha az turist getirmek değil, gelen turistten daha yüksek değer yaratmak vardır. Hizmeti azaltmak değil, gereksiz tüketimi azaltmak vardır. Büfeyi fakirleştirmek değil, gastronomiyi zenginleştirmek vardır. Misafire yasak koymak değil, onu yeni bir tatil kültürüne davet etmek vardır." dedi. Yavuz, geleceğin turistinin yalnızca fiyat ve konforu değil, çevresel etkiyi, kullanılan ürünlerin kaynağını, tesislerin su ve enerji politikalarını da sorgulayacağını belirterek Antalya'nın bu dönüşümü rakiplerinden önce gerçekleştirmesi halinde yeniden öncü olabileceğini ifade etti.

COP31'İN ANTALYA'YA KALICI KAZANIMLARI OLABİLİR

Recep Yavuz, COP31'in kısa vadede ekonomik hareketlilik sağlayacağını ancak asıl kazanımların orta ve uzun vadede ortaya çıkacağını söyledi. Kasım ayında gerçekleştirilecek zirvenin Antalya'nın yalnızca yaz turizmiyle değil kongre, bilim, spor, sağlık ve diplomasi organizasyonlarıyla da öne çıkmasını sağlayabileceğini belirten Yavuz, organizasyonun uluslararası imaja katkı sunacağını ve çevre teknolojileri ile yeşil yatırımlar açısından kente yeni fırsatlar oluşturacağını dile getirdi. Akdeniz Üniversitesi başta olmak üzere üniversitelerin, gençlerin ve meslek kuruluşlarının sürece dahil edilmesi gerektiğini belirten Yavuz, COP31'in en önemli miraslarından birinin yetişmiş insan kaynağı olabileceğini söyledi.

"DÖNÜŞÜMÜ ÖNCE KENDİ KENTİMİZDE BAŞLATMALIYIZ"

Ancak büyük organizasyonların tek başına kalıcı başarı getirmeyeceğini de vurgulayan Yavuz, 

"Antalya hazırlığını yalnızca 9-20 Kasım 2026 tarihleri için yaparsa, elde edeceği kazanım büyük ölçüde otel doluluğu ve geçici tanıtımla sınırlı kalır" 

dedi.

klim zirvesine ev sahipliği yapan bir şehrin kendi çevre sorunlarını görmezden gelemeyeceğini belirten Yavuz, ulaşım kaynaklı emisyonlardan atık yönetimine, su tüketiminden kıyıların korunmasına, orman yangınlarından tarım alanlarının kaybına kadar birçok başlığın açık şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti. 

Yavuz, 

"Antalya'nın dünyaya vereceği mesaj inandırıcı olmak zorundadır. İnandığımızı söylediğimiz dönüşümü önce kendi kentimizde başlatmalıyız." diye konuştu.

"ANTALYA DÜNYAYA YENİ BİR TURİZM VİZYONU SUNABİLİR"

Yaklaşık 40 yılda dünyanın en önemli resort destinasyonlarından biri haline gelen Antalya'nın yeni bir eşikte bulunduğunu belirten Yavuz, başarının artık yalnızca turist sayısıyla ölçülemeyeceğini söyledi. "Asıl mesele; doğal kaynakları koruyarak büyümek, turist başına daha fazla değer yaratmak, sezonu uzatmak, yerel ekonomiyi güçlendirmek, çalışanın yaşam kalitesini yükseltmek, kent sakinini turizmden memnun etmek ve gelecek nesillere yaşanabilir bir Antalya bırakmaktır. COP31 tam da bu dönüşümün başlangıç noktası olabilir." dedi. Yavuz, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:


"Antalya sürdürülebilir turizmin yeni kurallarını dünyaya önerebilir. Bu, Antalya'nın turizm tarihindeki en önemli imzası olabilir. Antalya, Her Şey Dahil sistemiyle kırk yıl önce dünya turizminde cesur bir adım attı. Bugün aynı cesareti sürdürülebilir turizm alanında gösterebilir. COP31 bunun için benzersiz bir kürsüdür."

SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM VİZYONU ANLATILMALI

Yavuz

“COP31 yalnızca başarılı bir organizasyon olarak tamamlanırsa Antalya birkaç hafta konuşulur. Ancak zirve Yeni Nesil Her Şey Dahil'in, Antalya Modeli'nin ve Sürdürülebilir Resort Turizmi Deklarasyonu'nun başlangıç noktası olursa Antalya uzun yıllar boyunca örnek gösterilir. Şehirleri büyük yapan yalnızca yaptıkları binalar veya ağırladıkları insan sayısı değildir. Şehirleri büyük yapan, doğru zamanda dünyaya söyledikleri sözdür. COP31, Antalya'nın dünyayı dinlediği bir zirve değil; dünyanın Antalya'nın sürdürülebilir turizm vizyonunu dinlediği zirve olmalıdır" 

dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız