Antalya’da tiyatro eğitimi alırken tiyatro yönetmeninin cinsel istismarına uğradığını iddia eden genç kadının davasında üçüncü duruşma yapıldı. Adli Tıp Kurumu raporunda mağdurun ruh sağlığının bozulduğu belirtilirken, sanık avukatı rapora itiraz etti. Mahkeme salonunda 13 yaşındaki fotoğrafını gösteren mağdur, "Ben 13 yaşındaydım. Bu yaşta bir çocuk eşiniz mektup yazsa kıskanır mı, yoksa eşinizin ona bir şey söylediğinden şüphe mi edersiniz? Onu benden korumak istiyorsanız tutuklayın hakim bey" dedi.
SİSTEMATİK İSTİSMAR İDDİASI
13 yaşındayken tiyatro yönetmeni Ü.Z.A. (51) tarafından sistematik olarak cinsel istismara uğradığını iddia eden Y.E.’nin (27) açtığı davanın üçüncü duruşması Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık Ü.Z.A., "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" ve "cebir, tehdit veya hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamalarıyla yargılanıyor.
KİŞİLİĞİNE KEFİL OLDU
Duruşmada sanık lehine tanıklık gazeteci H.G., 1993’ten bu yana sanığı tanıdığını belirterek, "Toplumda saygınlığı olan bu insanın kişiliğine kefil olurum. Yargılanan olaylar hakkında bilgim yok. Y.E.’yi tanımıyorum, yalnızca basında çıkan haberlerden biliyorum" dedi.
MAĞDURDAN BÜYÜK SORU
Duruşmada söz alan Y.E. ise, 13 yaşındaki halinin fotoğrafını göstererek, bir önceki celsede sanığın eşi kıskandığı için mektubu sakladığına dair savunmasına yönelik, "Ben 13 yaşındaydım. Şimdi size soruyorum. 13 yaşında böyle görünen bir çocuk eşinize mektup yazsa, onu kıskanır mısınız, yoksa eşinizin çocuğa bir şey söylediğinden şüphe mi edersiniz? Ben böyle görünüyordum. Ben 13 yaşındaydım" dedi.
AŞK DEĞİL PEDOFİLİ!
Y.E., ifadesinde sanığın kendisini terör örgütlerinin kullandığı yöntemlerle iletişime zorladığını, sosyal medya mesajlarında bu korkuyu arkadaşlarına anlattığını belirterek, "Facebook yazışmalarımda ‘Kimse bilmeyecek', 'Evet’ diyorum. Çünkü bana diyordu ki, 'Bunu öğrenirlerse beni öldürürler.' Ben onu korumaya çalışıyordum. Arkadaşım bana ‘Onu sevmiyorsun sonuçta’ dediğinde, ben de ‘Bilmiyorum’ yazmışım. O kitabında bana yazdığı sözleri kullandı. Bu adam bana aşıktı. Aşk değil bu, pedofili" diye konuştu.

LEHİMİZE DELİL YOK İTİRAZI
Sanık avukatı Süleyman Teke ise Adli Tıp Kurumu raporunun eksik olduğunu savunarak, "Rapor yalnızca mağdurun beyanlarına dayanıyor, lehimize olan belgeler dikkate alınmadı. Günlükler dosyada yok. Anne ve babası yeniden dinlenmeli. Yeniden rapor alınmasını istiyoruz" dedi.
YENİDEN ADLİ TIP’A HAVALE
Dosyaya giren Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu raporunda, Y.E.’nin çocuk yaşta maruz kaldığını öne sürdüğü istismar nedeniyle "travma sonrası stres bozukluğu" yaşadığı ve ruh sağlığının bozulduğunun tespit edildiği belirtilirken, mahkeme heyeti sanığın tutuklanması yönündeki talebi reddetti. Dosyanın Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’na gönderilerek, mağdurun ruh ve beden sağlığının yeniden değerlendirilmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 16 Aralık’a erteledi.
TERKOĞLU DAVAYI KÖŞESİNE TAŞIMIŞTI
Gazeteci Barış Terkoğlu, 7 Nisan tarihli köşe yazısında davaya geniş bir çerçeveden bakarak olaya dikkat çekmişti. Terkoğlu köşe yazısında, başlığıyla başlayan satırlarında, “Çocukluğu çalınmış kadının davası” ifadesiyle meseleyi özetlemiş ve “Para değil, altın değil ama... İnsanın çocukluğu da çalınıyor” sözleriyle devam etmişti.
Terkoğlu köşesinde ayrıca, tiyatro çevresinde yaşananların ve iddiaların kapsamına değinerek Y.E.’nin yıllar sonra yüzleşme sürecine kadar uzanan hikâyesini aktarmış; mağdurun çocukluğuna sahip çıkma çabasını ve davanın toplum için taşıdığı önemi vurgulamıştı. (Köşe yazısının tamamı burada verilmemiştir.)
