Antalya'da su krizinin sıklıkla konuşulduğunu ancak suyu musluğa ulaştıracak elektriğin göz ardı edildiğini vurgulayan Şaban Tat, yeraltı suları azaldıkça daha derinden su çekildiğini ve pompaların elektrik ihtiyacının katlanarak arttığını ifade etti. "Denizimiz var, suyu arıtırız demek kolaydır. Ancak bunun için güçlü ve kesintisiz bir elektrik altyapısı gerekir" diyen Tat, elektrik kesintilerinin doğrudan kuyuları, pompaları ve arıtma tesislerini durdurduğunu belirtti.
"Antalya'nın Gelecekteki Elektriğini Konuşuyor Muyuz?"
9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek COP31 Zirvesi'nin en önemli başlıklarından birinin elektrifikasyon olacağına dikkat çeken Tat, dünyanın bu geleceği Antalya'da konuşacağını ancak kentin kendi enerji ihtiyacının yeterince ele alınmadığını söyledi. Antalya'nın enerji planlamasının yalnızca bugünkü nüfusa göre yapılamayacağının altını çizen Tat şu değerlendirmeyi yaptı:

"Turizm nüfusunu, artan klima kullanımını, elektrikli araçları, raylı sistemleri, tarımsal sulamayı, su kuyularını ve gelecekte gündeme gelecek deniz suyu arıtma tesislerini birlikte hesaplamak zorundayız. Binalar tamamlandıktan sonra enerji aramak planlama değildir."
Su ve Enerji Güvenliği Planı Çağrısı
Kentin geleceği için bütün kurumların katılımıyla acilen bir Su ve Enerji Güvenliği Planı hazırlanması gerektiğini belirten Şaban Tat; yeni yerleşim alanlarının trafo yerleri ve enerji hatlarının imar aşamasında belirlenmesini, su tesislerinin ise yedek enerji ve depolama sistemleriyle güçlendirilmesini istedi. Tat, COP31'in Antalya'ya bırakacağı gerçek mirasın geçici etkinlikler değil, iklim değişikliğine dayanıklı bir su ve enerji altyapısı olması gerektiğini vurguladı.