Yaz aylarının gelmesiyle birlikte havuz kullanımı tavan yaparken, denetimsizlik ve yetersiz analizler büyük bir halk sağlığı sorununu beraberinde getiriyor. MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Sahibi Mustafa Akar, havuz sularının mevcut durumuna dair çarpıcı açıklamalarda bulunarak yasal boşluklara ve denetim yetersizliklerine değindi. Akar, havuzların sadece dışarıdan temiz görünmesinin yeterli olmadığını, arka planda dönen analiz krizinin boyutlarının çok ciddi olduğunu vurguladı.

“Tek Laboratuvarla Yetmiş Bin Numune İmkansız”
Binlerce numunenin kontrol edilmesinin zor olduğunu vurgulayan Akar, “Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden Antalya'da havuz suyu analizleri tam bir çıkmaza girmiş durumda. 2019 yılına kadar Devlet Hıfzıssıhha laboratuvarları ile birlikte özel laboratuvarların da yürüttüğü havuz suyu analiz yetkisi, Sağlık Bakanlığı tarafından sadece resmi kurumlara devredildi. Ancak resmi verilere göre yalnızca Antalya genelinde 6 binin üzerinde havuz bulunuyor. Standartlara göre bu havuzlardan ayda, hatta bazen haftada bir numune alınması gerekirken, bu durum yıllık bazda yaklaşık 70-80 bin numunelik devasa bir iş yükü doğuruyor. Kaş’tan Gazipaşa’ya kadar uzanan bu geniş coğrafyada tek bir laboratuvarın bu yoğunluğu tek başına kaldırması fiilen imkânsız olduğu için, yapılması zorunlu olan hayati analizler ne yazık ki layığıyla gerçekleştirilemiyor” şeklinde konuştu.
Sadece Klor Ölçmek Analiz Demek Değildir
Denetimlerin eksik yapıldığını aktaran Akar, “Denetim eksikliğinin en ağır hissedildiği yerlerin başında ise toplu yaşam alanları olan siteler geliyor. Sitelerdeki havuzlarda mikrobiyolojik ve kimyasal testler neredeyse hiç yapılmıyor. Havuz başlarında sadece pH veya klor seviyesine bakarak suyun temiz olduğunu iddia etmek büyük bir yanılgıdan ibaret kalıyor. Akşam saatlerinde havuzlara yüksek dozda kimyasal verilerek yapılan şoklama işlemi sabah saatlerinde berrak bir görüntü sağlasa da suyun altındaki bakteri üremesini engellemeye yetmiyor. Havuzların haftada en az bir kez motor sistemleriyle ters yıkama yapılarak arındırılması gerekirken, bu sürecin aksaması yüzlerce insanın girdiği ortak alanlarda cilt hastalıklarına ve ciddi enfeksiyonlara davetiye çıkarıyor” dedi.
Kiralık Villalarda Motor Dairesi Bile Yok
Kiralık villalar hakkında da gerçeği ortaya koyan Akar, “Çok daha vahim ve denetimsiz bir tablo ise son yıllarda hızla yayılan kiralık villa turizminde karşımıza çıkıyor. Bu villaların birçoğunda suyun sirkülasyonunu ve temizliğini sağlayacak bir makine ya da motor dairesi bile bulunmuyor. Sezon başında havuzlara doldurulan su, hiçbir filtrasyona uğramadan sezon sonuna kadar aynı şekilde tutuluyor. Suyun sadece görsel olarak berrak kalmasını sağlayan bazı kimyasal maddeler havuzlara kontrolsüzce boca ediliyor. Tatilciler ise suyun temiz göründüğünü zannederek büyük bir sağlık riskinin ortasına atlıyor. İnsan sağlığını doğrudan tehdit eden bu kaotik durumun önüne geçilmesi için belediyelerin acilen devreye girmesi, bu site ve villalara en geç 15 günde bir resmi analiz raporu getirme zorunluluğu koyarak çok sıkı bir denetim mekanizması işletmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.