Almanya’dan 9 Kasım’da İstanbul’a gelen Servet ve Çiğdem Böcek çifti ile çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal (3), Fatih’te konakladıkları otelde rahatsızlanarak 12 Kasım’da hastaneye kaldırıldı. Mide bulantısı ve kusma şikayetleriyle başlayan süreç kısa sürede ağırlaştı. Anne ve iki çocuğu tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, baba Servet Böcek’in yoğun bakım tedavisi devam ediyor. Olayın ardından Türkiye genelinde özellikle sokakta satılan ürünlere karşı tedirginlik oluştu. Turizm kenti Antalya’da da “gıda güvenliği” yeniden tartışma konusu haline geldi. Antalya özelinde gıda güvenliği risklerini Akdeniz Gerçek’e değerlendiren Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, “Bazı gıdalar yapısı gereği daha riskli. Tavuk, çiğ tüketilemeyen balık ve kırmızı et gibi ürünlerde mikrobiyal faaliyetlerin durdurulması için ısıl işlemin doğru uygulanması şart. Isıl işlem hatalı yapıldığında risk ortadan kalkmıyor” ifadelerini kullandı.
“Risk Büyüyor”
Manavoğlu, “Isıl işlem sonrası gıdanın doğru sıcaklıkta, uygun ambalajlarda ve hijyenik koşullarda saklanması gerekiyor. Bu aşamalardan biri bile eksik olursa risk büyüyor” dedi.
“Sokakta Satılan Midyelerin Çoğu Merdiven Altı Üretim”
Özellikle midye dolma satışının ciddi bir tehdit haline geldiğini söyleyen Manavoğlu, “Midye ve benzeri ürünlerin büyük bölümü merdiven altında üretiliyor. İçindeki pirinç zaten riskli bir ürün. Deniz ürünlerinde salmonella, listeria, vibrio gibi bakteriler doğal olarak bulunabilir. Bu ürünler sıcak havada sokakta satıldığında risk katlanarak artıyor.” şeklinde konuştu.
“Ciddi Sağlık Riski Oluşturuyor”
Bakanlıktan kayıtlı onay alarak soğuk zincirle ürün satan işletmelerin bulunduğunu hatırlatan Manavoğlu, ancak sokak midyelerinin çoğunda böyle bir güvence olmadığını belirtti. Manavoğlu, “Sokakta satılan midyelerin neredeyse hiçbirinin izlenebilirliği yok. Tamamen merdiven altı üretimlerden geliyor ve ciddi bir sağlık riski oluşturuyor” dedi.
“Denetim Var Ama Sayılar Yeterli Değil”
Gıda güvenliği denetimlerine de değinen Manavoğlu, “Türkiye’de 750-800 bin civarında kayıtlı işletme var. Bakanlık risk analizine göre yıllık denetim planları hazırlıyor. Bir işletmede sorun tespit edilirse denetim sıklığı artırılıyor. Ancak biz bu sayıları yeterli bulmuyoruz. Yaklaşık 8 bin gıda kontrol görevlisi var ve bunun sadece 2 bin 500’ü gıda mühendisi. Sayı kesinlikle artırılmalı.” şeklinde konuştu.
Yerel Yönetimlerin Rolü Büyük
Yerel yönetimlerin de sorumluluk taşıdığını belirten Manavoğlu, “İşyeri açma ve çalışma ruhsatlarının düzenli kontrol edilmesi gerekiyor. Hangi işletmenin ruhsatı var, hangisinin yok takip edilmeli” dedi.
“Gıda Okuryazarlığının Artırılması Şart”
Tüketicilerin seçimlerinde bilinçli davranmadığını kaydeden Manavoğlu, “Etikete bakmıyoruz, sokakta satılan ve hastalık riski taşıyan ürünleri çocuklarımıza dahi alabiliyoruz. Bu ciddi bir problem. Gıda okuryazarlığının artırılması şart.” dedi.
“Risk Tamamen Sıfır Değil”
Antalya’da turizm sektöründe gıda güvenliğinin genel olarak yüksek seviyede olduğunu belirten Manavoğlu, “Turizm işletmeleri riskleri minimize etmeye yönelik sıkı denetim ve kontrol mekanizmalarına sahip. Ancak risk tamamen sıfır değil” ifadelerini kullandı.