Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) tarafından düzenlenen Tarım Gündem Programı, Dünya Su Günü öncesinde hayati bir tabloyu ortaya koydu. Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Topkaya’nın katıldığı programda, suyun sadece bir kaynak değil, medeniyetlerin temel taşı olduğu vurgulandı.
Dünya genelinde kişi başına düşen yıllık su miktarı 5 bin metreküp seviyesindeyken, Türkiye'de bu rakamın bin metreküp seviyesine gerilemiş olması, ülkemizi su fakirliği sınırına getirdi. Yağış miktarının son 10 yılda 643 milimetreden 570 milimetreye düşmesi ve 2050 yılına kadar nüfusun 100 milyonu aşacağı öngörüsü, su üzerindeki baskının yönetilemez bir boyuta ulaşabileceğini gösteriyor.

Tarımda Modern Sulama ve Su Ayak İzi Krizi
Suyun kullanım alanları incelendiğinde, Türkiye'deki tatlı su kaynaklarının yüzde 70'inin tarımda tüketilmesi, tasarrufun merkezine bu sektörü yerleştiriyor. Vahşi sulama yöntemlerinin terk edilerek modern damlama sistemlerine geçilmesi durumunda tarımda yüzde 70’e varan oranlarda su tasarrufu sağlanabileceğini ifade eden Prof. Dr. Bülent Topkaya, devlet desteklerinin bu noktada hayati olduğunu belirtti. Özellikle Antalya bölgesinde üretimi artan muz ve avokado gibi tropikal meyvelerin su ayak izinin yüksek olması, suyun aslında bir ürün olarak ihraç edildiği gerçeğini de beraberinde getiriyor. Yağışların azalmasının kırsaldan göçü tetikleyebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, yağmur hasadı gibi alternatif yöntemlerin hızla gündeme alınması gerektiğini savunuyor.

Antalya'nın Yeraltı Suları ve Göller Can Çekişiyor
Antalya'nın kendine has karstik yapısı, yüzeye dökülen kirleticilerin yeraltı sularına hızla karışmasına neden olarak şehri büyük bir çevre felaketiyle karşı karşıya bırakıyor. Toroslar’dan gelen sularla beslenen Kırkgözler gibi stratejik kaynakların korunması gerektiğini hatırlatan Topkaya, Burdur ve Eğirdir göllerindeki su seviyesi düşüşlerinin ekolojik bir risk oluşturduğunu, bazı zararlı mikroorganizmaların bu alanlarda baskın hale geldiğini söyledi. Kent merkezlerinde ise durum daha da vahim; kaliteli içme suyunun yaklaşık yüzde 40'ı eski şebekeler nedeniyle toprağa karışıyor. Turizm tesislerinde kişi başı su tüketiminin normal vatandaşın 5 katına çıkması, şehrin su yönetiminde bilime dayalı ve sürdürülebilir politikalara olan ihtiyacını bir kez daha kanıtlıyor.
Emanet Suyu Tüketiyoruz
Antalya Ticaret Borsası’nın 2026 yılını "Su Yılı" ilan etmesinin toplumsal farkındalık açısından büyük bir adım olduğunu belirten Prof. Dr. Bülent Topkaya, suyun parayla satın alınamayacak stratejik bir değer olduğunu vurguladı. "Bugün kullandığımız su aslında torunlarımızın suyu" diyen Topkaya, gelecek kuşakların hakkını korumak için su kullanım alışkanlıklarının kökten değişmesi gerektiğinin altını çizdi. Orman alanlarının ve sulak bölgelerin artırılması gibi doğa temelli çözümlerin önceliklendirilmesi gerektiğini ifade eden bilim insanı, su yönetiminin bir tercih değil, bir hayatta kalma meselesi olduğunu hatırlatarak konuşmasını tamamladı.
Gazipaşa’dan Kaş’a Deniz Suyu Yer Altına Sızıyor: 5 Yılda Tarımı Bitirebilir
Antalya Çöl mü Oluyor? Konu TBMM'de Konuşuldu
İklim Krizi Gözler Önünde! Antalya’da Ateş Çiçeği Aralık’ta Çiçek Açtı