Antalya Kent İzleme Platformu (AKİP), 2025 yılında kent genelinde yaşanan kentsel kararları ve uygulama sonuçlarını içeren kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporda, Antalya’nın doğal ve kültürel mirasının koruma ilkelerinin zayıflatıldığı, yerel yönetimlerin planlama yetkilerinin erozyona uğratıldığı ve kentsel müştereklerin sermaye çevrelerine aktarıldığı bir döneme girildiği savunuldu. Platform, bu süreci "yeni bir mekânsal istisna rejimi" olarak tanımladı.
Falezler Tehdit Altında: Antalya Kent İzleme Platformu'ndan Sert Uyarı
Dört Temel Başlıkta Kentsel İhlaller
Raporda öne çıkan dört ana müdahale ve bunların sonuçları şu şekilde detaylandırıldı:
1. Antalya Müzesi’nin Yıkılması ve Hafıza Tasfiyesi:
Herhangi bir planlama gerekçesi sunulmadan yıkılan müzenin, kentsel hafızada kesinti yarattığı belirtildi.
Yıkım sürecinde yerel yönetimlerin, meslek odalarının ve sivil toplumun devre dışı bırakıldığı vurgulandı.
2. Konyaaltı Falezlerinde Sit Derecesinin Düşürülmesi:
Kent siluetinin ana unsurlarından falezlerin koruma statüsünün zayıflatılmasıyla ekosistemin tehdit altına girdiği ifade edildi.
Kararın, sit derecesi düşürülen alanlarda yapılaşma riskini artırdığına dikkat çekildi.
3. Finike-Demre-Kaş Otoyolu Projesi:
Otoyol projesinin bölgesel ekolojik koridorları parçaladığı, arkeolojik sit alanları ve tarım arazileri üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Projenin, kentsel belleği piyasaya eklemleme amacı taşıdığı iddia edildi.
4. Çandır Çayı Yatağına TOKİ Projesi:
Yüksek yoğunluklu konut projesinin yerel belediye süreçlerine dahil edilmeden merkezi idare eliyle yürütüldüğü saptandı.
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) ve yerel kurum görüşlerinin (DSİ, ASAT) dikkate alınmadığı, projenin yerel demokrasiyi zayıflattığı belirtildi.
Kentsel Tahribatı Durduracak Öneriler
Kentin kimliğini korumak adına müze, falez ve otoyol gibi projelerde "Bellek Etki Analizi" yapılmasının zorunlu hale getirilmesini öneren AKİP, kıyı alanları için de "Ekolojik Eşik Raporları" hazırlanması gerektiğini vurguladı. Yerel yönetimin yetkisini korumak için rezerv alan ilanlarında belediye onayının şart koşulması ve merkezi planlama kararlarının yerel meclislerde görüşülmesi gerektiği belirtilirken; falezler ve kıyı bölgeleri için bütüncül bir koruma master planı yapılması ve kültürel kurumların ekonomik dönüşüm baskısından korunması gerektiğini kaydetti.